Adaletin Göz Bağı Aralanıyor mu? / Ahmet Orhan Yazdı...

Yıllarca kamuoyunu meşgul eden bu davalarda yaşanan hukuki süreçler, sonrasında verilen bozma ve beraat kararları, yalnızca sanıkları değil, Türk yargısına duyulan güveni de derinden etkilemiştir.

Adaletin Göz Bağı Aralanıyor mu? / Ahmet Orhan Yazdı...

Türkiye siyasetinin gündemi, son aylarda neredeyse her gün yeni bir adli soruşturma haberiyle şekilleniyor.

İlk etapta Cumhuriyet Halk Partili belediye başkanlarına yönelik gözaltılar, tutuklamalar ve soruşturmalar kamuoyunun gündemindeydi. Ardından CHP'de yaşanan ayrışma ve Özgür Özel liderliğinde Yeni Parti'nin kurulmasıyla birlikte gözler, bu kez yeni siyasi oluşumun üzerine çevrildi.

Son günlerde kamuoyuna yansıyan gelişmeler dikkat çekicidir.

Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, Özgür Özel ve Veli Ağbaba hakkında bazı iddialar kapsamında soruşturma izni sürecinin işletilebilmesi amacıyla dokunulmazlıklarının kaldırılmasına yönelik fezleke hazırlanması için Adalet Bakanlığı'na başvurduğu yönündeki haberler gündeme düştü.

Bunun hemen ardından, geçtiğimiz günlerde CHP'den ihraç edilen ve Yeni Parti'nin Manisa Kurucu İl Başkanlığı görevini üstlenen İlsen Özalper'in gözaltına alındığı bilgisi kamuoyuyla paylaşıldı. Gözaltının gerekçesine ilişkin soruşturma süreci ise yetkili makamlar tarafından yürütülmektedir.

Bu gelişmeler, doğal olarak kamuoyunda yeni soruların sorulmasına neden olmaktadır.

Yeni Parti'nin kurulmasıyla birlikte Özgür Özel ve yakın çalışma arkadaşlarına yönelik hukuki süreçler yeni bir evreye mi girmiştir?

Bu soruşturmalar tamamen hukukun olağan işleyişinin bir sonucu mudur?

Yoksa yeni siyasi denklemin oluşturduğu güç dengeleri içerisinde farklı okumalara kapı aralayacak gelişmeler midir?

Hiç kuşkusuz bu soruların cevabını mahkemeler değil, zaman verecektir.

Ancak üzerinde durulması gereken daha önemli bir mesele vardır.

Toplumun önemli bir kesimi, yargı süreçlerine güven konusunda ciddi tereddütler yaşamaktadır.

Bunun nedenlerini bugünün gelişmelerinde değil, yakın tarihte aramak gerekir.

Ergenekon...

Balyoz...

Askerî Casusluk...

Yıllarca kamuoyunu meşgul eden bu davalarda yaşanan hukuki süreçler, sonrasında verilen bozma ve beraat kararları, yalnızca sanıkları değil, Türk yargısına duyulan güveni de derinden etkilemiştir.

İşte bugün yaşanan her yeni soruşturma, ister istemez o hafızanın süzgecinden geçirilmektedir.

Bugün Özgür Özel ve arkadaşları hakkında yürütülen süreçler de aynı nedenle yalnızca hukuki bir mesele olarak görülmemekte; aynı zamanda siyasi sonuçları bakımından da değerlendirilmektedir.

Kamuoyunda şu sorular giderek daha yüksek sesle dile getirilmektedir:

Yeni Parti'nin kuruluşu bazı güç odaklarını rahatsız mı etmiştir?

Yürütülen soruşturmalar, hukuki sürecin doğal bir sonucu olmanın yanında, Özgür Özel'i siyasi olarak yalnızlaştıracak, yakın çalışma arkadaşları üzerinde baskı oluşturacak veya kamuoyu nezdinde yıpratacak bir etki doğurur mu?

Bu soruların bugün kesin cevaplarını vermek mümkün değildir.

Ancak cevaplanması gereken asıl soru, belki de bundan daha büyüktür.

Bir ülkede insanlar, yargının yalnızca hukuka göre karar verdiğine inanıyor mu?

Çünkü hukuk devletinde adalet yalnızca tarafsız olmak zorunda değildir.

Tarafsız görünebilmek de zorundadır.

İşte tam bu noktada, yüzyıllardır kullanılan adalet sembolü yeniden hatırlanmalıdır.

Adaletin gözleri bağlıdır.

Çünkü hâkim, karşısındaki kişinin kimliğine, siyasi görüşüne, makamına veya gücüne göre değil; yalnızca dosyadaki delillere göre karar vermelidir.

Bir elindeki terazi hakkaniyeti temsil eder.

Diğer elindeki kılıç ise devletin yaptırım gücünü.

Terazi bozulursa adalet zedelenir.

Kılıç ölçüsüz kullanılırsa hukuk korkuya dönüşür.

Göz bağı aralanırsa ise toplumun adalete olan inancı sarsılır.

Bugün Türkiye'nin ihtiyacı olan şey, herhangi bir siyasetçinin suçlu ya da suçsuz ilan edilmesi değildir.

İhtiyaç duyulan şey; soruşturmaların eksiksiz, şeffaf, delile dayalı ve hiçbir siyasi gölgenin düşmediği bir hukuk düzeni içerisinde yürütüldüğüne toplumun inanmasıdır.

Çünkü demokrasi seçimlerle ayakta kalır.

Ama hukuk devleti güvenle yaşar.

Ve unutulmamalıdır ki, bir ülkede mahkeme salonlarında verilen kararlar kadar, o kararların millet vicdanında nasıl karşılık bulduğu da adaletin ayrılmaz bir parçasıdır.

06 Ağustos 2026

Ahmet Orhan

Güncelleme Tarihi: 06 Ağustos 2026, 17:29
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER