
Bolvadin Belediye Başkanı ile ilgili haber servise düştüğünde, BOLVADİN HABERİ İÇİN TIKLA
hafızamın bir köşesinde yıllardır bekleyen hatıralar bir bir canlandı. O yüzden yazıya en baştan, tereddütsüz şunu not düşeyim.
Bolvadin’de görev yapan yerel gazeteci arkadaşlarımı yürekten tebrik ediyorum.
Israrla devam etsinler.
Üzerine gitsinler.
Bu memleketin kasasından, ağacından, sokağından, köpeğinden ne eksildiyse; kim neyi kirlettiyse ortaya döksünler.
Belgeleriyle yazsınlar, savcılığa versinler, suç duyurusunda bulunsunlar.
Çünkü bu ülkede artık bir gerçek var.
Susarsan ezilirsin, yazarsan hedef olursun.

Hakaret Paylaşımı Değil, Açık Suç
Yolsuzluk iddialarıyla gündemde olan MHP’li Bolvadin Belediye Başkanı Derviş Aynacı’nın, gazetecilere yönelik sosyal medya paylaşımı bir “öfke patlaması” değil, düpedüz suçtur.
“İtler”, “tasmalamak”, “kötek”, “karı kıyafetiyle oynatmak”…
Bu dil siyaset dili değildir.
Bu dil eleştiriye tahammülsüzlüğün, denetlenmeye duyulan korkunun, hesap vermekten kaçmanın dilidir.
İsim vermemiş olması kimseyi yanıltmasın.
Kast ettiği gazetecilerdir.
Ve ben gazeteciyim diyen herkes, tek tek savcılığa gidip suç duyurusunda bulunabilir. Bulunmalıdır.
Bu Filmi Daha Önce Gördük
Ben bu filmi izledim.
Demirci’de izledim.
Bir belediye başkanı vardı.
Sosyal medyadan değil, doğrudan belediyenin resmi internet sitesinden beni “hain” ilan etti.
Adımla, soyadımla.

Gittim savcılığa.
Takipsizlik verdiler.
Üzerinde “Cumhuriyet Savcılığı” yazan kapının önünde…
Ama şunu unutmasınlar:
Mermeri delen tazyikli su değil, damla damla akan sudur.
Ben yazmaya devam ettim.
Belgeleriyle…
Israrla…
Ve bir gün Ankara’da da hâkimler olduğunu hatırladılar.
O belediye başkanı, benim haberlerim nedeniyle yargılandı.
Orman arazisine yapılan kaçak kongre merkezi hâlâ mahkemede. Dosya duruyor, yargılama sürüyor.
Mevsimler değişir.
Ermiş armut dalında durmaz.
Zamanı gelince ağacın dibine düşer.
Sayıştay Geldiyse, Dil Sertleşir, periyodik denetim derler inanmayın.
Bolvadin’de 3 Kasım’da Sayıştay müfettişleri belediyeye geldiyse,
Yolsuzluk iddiaları ayyuka çıktıysa,
Ağaç katliamı, sokak hayvanları, belediye harcamaları haber oluyorsa…
Şaşırmayın.
İktidar gücünü cebinde taşıyanların dili tam da böyle sertleşir.
Gazeteciyi “memleket düşmanı” ilan ederler.
Çünkü gazeteci, onların en sevmediği şeyi yapar:
Sorar.
Hele haberi detaylarıyla yazar, altına belgeyi çakar, en son kelimesinde de "Yalan mı" diye sorarsa, adrenalin yükselir, ringde sağ kroşe yemiş boksör gibi dolanırlar..
Hele hele içeriden gelen resmi belgeler ve bilgilerle siz haberlerinize devam eder, onlar da "köstebek" aramaya başlarsa, işte şenlik o zaman başlar, geçin karşıya seyredin hallerini...
Haberlerin içine direk başkana seslenerek " şah damarın kadar yakınım" yazarsanız, o vaka artık kronikleşir, öfke kontrolü kalkar, tansiyon sürekli yükselir... Onun siyasi hayatındaki adınız ondan sonra isminizden sonra yazılan travma olur.
Bu Yazı Bir Çağrıdır
Bu yazı bir köşe yazısı değil sadece.
Bu yazı bir meslek dayanışması çağrısıdır.
Bolvadin’deki gazeteciler yalnız değildir.
Afyon’daki gazeteciler yalnız değildir.
Türkiye’de kalemini satmayan, korkmayan herkes bu meselenin tarafıdır.
15 Aralık’ta savcılığa gidilecekse,
Bu sadece bir suç duyurusu değil, basın onurunun kayda geçirilmesidir.
Bugün gazeteciye “it” diyenler,
Yarın hâkimin önünde cümle kurmakta zorlanır.
Kalem susmaz.
Hakikat er ya da geç yolunu bulur.
Ve şunu herkes bilsin:
Gazeteciyi tasmalayamazsınız.
Ama yalanı mutlaka yakalarsınız.
Bolvadin’deki meslektaşlarım…
Geri adım atmayın.
Belgeleri toplayın.
Hakaretleri ekran görüntüsüyle kayda alın.
Savcılığa gidin.
Bu mesele artık bireysel değil.
Bu mesele basın özgürlüğü meselesidir.
Bu mesele kamunun bilgi alma hakkıdır.
15 Aralık’ta yapılacak suç duyurusu, bir dilekçe değil;
Bu ülkenin gazetecilik hafızasına düşülen nottur.
14 Aralık 2025
Mustafa Temiz