
Temmuz ayında ova kenti Salihli çok sıcak.
Adliyenin koridorları bile günün tam ortasında serin değil.
Ağır Ceza Mahkemesi salonuna alındığımızda içerisi buz gibi desek ve öyle tarif etsek yalan söylemeyiz.
Yürekleri yanan sadece iki kişi var, salonun klima marifetiyle soğutulan o ortamında bile onların yüreklerinde evlat acısıyla 15 aydır yanan tutuşan yangın var, onlar Aysun Hanım ve Mustafa Bey.
Demirci'de geçtiğimiz yıl nisan ayında, Demirci İlçe Emniyet Müdürlüğü'nün hemen üstündeki polis lojmanında, polis tabancasından çıkan kurşunla hayatı biten Yeşim'in annesi ve babası onlar.
3. Duruşma yapılacak.
Öncesinde adliyenin karşısında çay ocağında avukatlar ve aile bir araya geldi. Yoldan gelindi, gergin bir hava var ve ortalık çok sıcak.
Geçtiğimiz duruşmada beklenmesine karar verilen bilirkişi raporu dosyaya girmiş.
Avukatlar son eklenen bu raporun içeriği hakkında aileye bilgi veriyorlar.
Genç kadın avukat "doğrusu bilirkişi raporu benim için hayal kırıklığı" diyor.
Yeşim Akbaş'ın ölüm olayı dosyada toplanan deliller ve tanık ifadeleri avukatların sözlerinden anladığımız kadarıyla yeniden değerlendirilmiş.
Genç avukatlardan Barış Bey, bilirkişi raporunun 3 kişiden oluşması gerekirken 1 kişinin düzenlediğine dikkat çekiyor.
Sanık lehinde değerlendirilmeler yapıldığını, dosyadaki onca çelişki, hayatın olağan akışına aykırı şeyleri, delil ve tanık ifadelerine rağmen kanaatin hep sanıktan yana kullanıldığını söyleyerek endişesini dillendirdi.
Duruşma başladığında video salondaki ekrana yansıtıldı.
Olay öncesi sanık komiser yardımcısının ifadelerinde söylediği bir şüpheliye Demirci Mehmet Akif Meydanı'ndaki müdahale sırasında vücudundaki izlere gerekçe gösterdiği, şüphelinin gözaltına alınması sırasındaki yaşanan arbede, iteleme ve mücadeleyi izledik. Sanık görüntüye giren Yeşim'in dua eder gibi görüntüsünü kendine yorumluyor. Ancak o şüpheli şahsında hayvan sever biri olduğunu anne Aysun Akbaş ifadesinde açıklıyor, o karışıklıkta bu duayı o kişi için yaptığını iddia ediyor.
Başka bir video da olayın hemen sonrasında ilçe emniyet müdürlüğü önündeki görüntüler mahkeme heyetince izleniyor.
Bilirkişi raporu üzerinde süreç uzun sürüyor. Yeşim'in avukatları bilirkişi raporunun mahkemece 3 kişi tarafından değerlendirilmesi talebine rağmen bu raporun tek bir kişi ile değerlendirildiği ve dosyaya girdiği çelişkiyi izah ediyor. Mahkeme başkanı bunun adli yoğunluktan dolayı olası bir durum olduğunu izah ediyor. Sanığın avukatı ise müvekkili hakkında hem deliller ve hem de bilirkişi raporuna bakıldığında bariz bir kanıt olmadığını ve sanığın beraatına karar verilmesini savunuyor.
Mahkeme anne ve babayı da son kez dinliyor. Kararın çıkacağı bu ifadeden sonra salonda bulunan herkes tarafından o an anlaşılıyor.
Sanığın ailesi de duruşma salonunda, yüzler gergin..
Cumhuriyet Savcısı mütalaasını açıklıyor, bilirkişi raporu ve dosyadaki tüm delilleri gerekçe göstererek sanığın cinayet işlediğini ve cezalandırılması gerektiğini mahkemeye sunuyor. Yeşim'in avukatları savcının bu mütalaasına katılıyor ve kendilerinin duruşmalarda dikkat çektiği tüm delillerin değerlendirildiğini belirtiyorlar. Sanığın avukatı ise sözlerinin ilk cümlesini savcının mütalaasının mütalaa değil adeta bir iddianame olduğu üzerine kuruyor. Polislik mesleğinden çıkarılan sanık ise kendisinin masum olduğunu ve Yeşim'in intihar ettiğini söyleyerek beraatını istiyor.
Mahkeme başkanı 25 dakika ara veriyor.
Adliye dışındayız.
Çay ocağında yaklaşık 2,5 saat süren duruşmanın ilk bölümü yine Yeşim'in ailesi ve avukatlar tarafından çaylar yudumlanırken değerlendiriliyor.
Yeniden salona girdik.
Heyecan dorukta, her iki ailede yüzler asık.
Dışarıda ve duruşma salonunda çok sayıda çevik kuvvet polisi var.
Mahkeme başkanı içeri giriyor ve kararı açıklıyor.
İntihar şüphesinin ağırlıkta olduğunu belirtiyor, Yeşim'e rahmet diliyor ve sanığın beraat ine karar verildiğini açıklıyor. Çevik kuvvet bir anda salonun ortasında etten duvar örüyor. Önce sanığın ailesi ve yakınları salonu boşaltıyor. Benimle birlikte duruşmayı izleyen diğer gazeteci arkadaşımla birlikte bizler de salonda kalıyoruz. Ortalık sakinleşinceye kadar salonu terk etmemize polislerce müsaade edilmiyor.
Dışarı çıktığımızda Aysun Hanım'ın feryatları Salihli Adliyesi'nin avlu bölümünde çınlıyor.

Avukatların suratları asık, böyle bir kararın nasıl verilebildiğini herkes birbirine soruyor.
Biz gazeteciler kararın ardından taraflardan açıklama alabilme peşindeyiz. Sanığın avukatı açıklama yapmayacağını söylüyor.
Yeşim'in ailesi ve avukatları şu an tüm haber sitelerinde yayında olan açıklamayı yapıyorlar.
Savcının mütalaasında cezalandırılmasını istediği sanığın mahkemece "Şüpheden sanık yararlanır “ilkesiyle beraat etmesinin kabul edilemez olduğunu ve bu kararı üst mahkemelere taşıyacaklarını ifade ediyorlar.
İşin özeti şu; Mahkeme Yeşim'in intihar etme ihtimalini yüksek bularak bu kararı verdi.
Yeşim'in ölümüne yol açan olaydan hemen öncesinde sms ile işyerine cihaz takacak servise 45 dakika sonrasına randevu verdiği, tüm tanık ifadelerinde Yeşim'in yaşamı seven cıvıl cıvıl bir insan olduğu yazılı olmasına rağmen.
Sanığın ilk eşi M.'nin kendisinin başına da silah dayadığı ifadesine rağmen. Video dosyada mevcut halen.
Demirci'de görev yaptığı zaman bu adamın kaç kadınla irtibat halinde olduğu bilinirken.
Demirci'ye sürgün geldiği olayın içinde de yine bir başka güzellik merkezi sahibi kadınla karıştığı kaza olmasına rağmen...
Bunlar da yine o mahkeme dosyasında karşımıza çıkan bilgiler.
Benim bildiğim ise birebir yaşadıklarım. Yeşim kanun çalardı. Müzikseverdi. İlçede kurduğumuz sanat platformunun kurucusu 6 kişiden biri idi. İlçe kaymakamını ziyaret edip platformla ilgili destek istendiğinde o heyetin içinde de vardı. Birlikte TSM makamları üzerine çok dersler yaptık. Asla intihar edecek biri değildi. Enerjisini karşısına yansıtır, gözleri gülen biriydi. Yaşama sevinci vardı. Kedileri, köpekleri ile kendine özgün bir yaşamı vardı. İki tane işyeri olan iyi kazanan, istediğini alıp giyen, istediğini yiyen içen hayatı üst seviyede yaşayan biriydi.
Yeşim kitap okumayı seven, zengin bir kütüphanesi olan, cümle kurarken diksiyonu düzgün ve yüzündeki o güleçliğiyle herkesin ilgi odağı olabilen bakımlı, güzel bir genç kadındı.
O şimdi mezarında.
Ortada bir mahkeme kararı var, yargı süreci üst mahkemelere taşınacak. Bu oldukça uzun bir zaman dilimi. Yaşayacağız ve ömrümüz yeterse de sonucu yine birlikte göreceğiz.
Son kararın iki kelimesi özet gibi... "İntihar ve beraat..."
İntiharın olduğu yer Demirci İlçe Emniyet Müdürlüğü.. Yani müdürlüğün tavanı olayın geçtiği yerin tabanı gibi bir inşa terim.
Yeşim'in başına girip çıkan kurşunun çıktığı tabanca ise devlet malı ve bir polise görevinde kullan diye verilen bir tabanca.
Mermi de devletin.
Ve intihar öyle mi?
Peki, intihara sebebiyet suçu TCK'da yok mu? Benim yüzeysel bilgime göre var. Mahkeme kararında madem intihar şüphesi ağırlıkta ve karar beraat. Peki, intihara teşebbüs suçu ile ilgili tek bir kelam niye yok?
Bu sorunun cevabını da hukukçular ve Ankara'daki hâkimler verecek...
Yeşim Akbaş ölüm olayını 15 aydır takip eden gazeteci ve Yeşim'i iyi tanıyan insan olarak benim içim rahat değil.
Yeşim geri gelmeyecek bunu kabullendik ama bu karar yürekleri de soğutmadı doğrusu.
Şüpheden sanık yararlanır, beraat...
Artık polis olmayan mahkemedeki beraat eden sanığın, Yeşim'den öncesindeki yaşam biçimi ve benzeşen olaylar, mahkeme üyelerine ilham kaynağı da mı olmadı, bir kanaat oluşturmadı mı merak ediyorum.
Yanlış hesap Bağdat’tan döner sözünün bu olayda da doğrulanacağını düşünüyorum.
Olaydan sonra elini kolonya ile yıkadığı, üstündeki tişörtü değiştirdiği bilgisi bile dosyada olan birinin, o ellerinin başka kadınların bedenlerine uzanmayacağını kim nereden biliyor?
Anlaşılması için bir kurban daha mı verecek, başka anne ve babalar.
Umarım üst mahkemeler... Gereğini yaparlar ve adaleti tecelli ettirirler.
Yeşim'e bu vesile ile de rahmet okuyorum.
Ailesi ve kendimde dâhil tüm sevenlerine sabır diliyorum.
Bitmedi... Bu ülke demokratik, hukuk devleti... Vicdanları nasırlaşmamış ve düğmesiz cübbe giyen insanlar var.
Herkes bunu bilsin...
15 Temmuz 2024
Mustafa Temiz