
Meclis Genel Kurulu’nda 468 oyla kabul edilen yasa teklifinin asıl siyasi sonucu, yalnızca kabul edilmiş olması değildir. Yeni Parti grubunda ortaya çıkan 54 “hayır” oyu, parti içi demokrasinin yanında, seçmenin sandık dışında da siyaseti etkileyebileceğini gösteren önemli bir gelişmedir.
TBMM Adalet Komisyonu’nda 18 saat aralıksız görüşülen yasa teklifinin Genel Kurul’daki görüşmeleri ise bunun yaklaşık yarısı kadar bir sürede tamamlandı.
Sonuçta teklif 468 oyla kabul edildi.
İlk bakışta görünen tablo bu.
Fakat siyasette bazen rakamların kendisinden çok, o rakamların arkasındaki iradeye bakmak gerekir.
Genel Kurul’daki oylama da bize tam olarak bunu gösterdi.
İYİ Parti, teklifin başından itibaren açık bir muhalefet yürütürken, Yeni Parti’nin tutumu özellikle dikkat çekiciydi.
Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Genel Kurul’da yaptığı konuşmada kendisinin ve yönetici arkadaşlarının “evet” oyu vereceğini açıkladı. Ancak diğer milletvekillerini serbest bıraktı. Her milletvekilinin kendi seçmeninin eğilimlerini ve hassasiyetlerini dikkate alarak, kendi özgür iradesiyle oy kullanabileceğini ifade etti.
Ardından oylama yapıldı.
91 Yeni Parti milletvekilinden 34’ü “evet”, 54’ü “hayır” dedi. İki milletvekili ise oylamaya katılmadı.
İşte üzerinde durulması gereken asıl sonuç budur.
Çünkü 54 “hayır” oyunu sadece parti içerisindeki görüş farklılığı olarak değerlendirmek eksik kalır.
Bence burada daha önemli bir gelişme vardır:
Yeni Parti, milletvekillerinin kendi seçmenlerinin sesini dikkate almasına imkân tanımış ve bunun sonucunda ortaya çıkan siyasi iradeyi olduğu gibi kabul etmiştir.
Bu, parti içi demokrasi bakımından küçümsemek bir tarafa, büyük bir kazanımdır.
SANDIK SADECE SEÇİM GÜNÜ KURULMAZ
Demokrasiyi yalnızca dört-beş yılda bir sandığa gidip oy kullanmaktan ibaret görmek, demokrasinin ruhunu anlamamak olur.
Seçmen, sandık dışında da siyaset yapar.
Siyasi parti temsilcileriyle konuşur.
Milletvekillerine ulaşır.
Toplantılarda, meydanlarda, sosyal medyada, basında ve günlük hayatın içinde düşüncesini ortaya koyar.
Bazen bir milletvekiline gönderilen birkaç yüz mesaj, bazen seçmenlerin doğrudan yaptığı itirazlar, bazen bir siyasi parti örgütünde oluşan tepki, siyasetin karar alma mekanizmasını etkileyebilir.
Bu oylama bize bunun somut bir örneğini göstermiştir.
Halkın sandık dışında ortaya koyduğu irade, siyasetçinin davranışını değiştirebilir.
Daha açık söyleyelim:
Seçmen yalnızca oy verdiği gün siyasetçiyi etkilemez.
Seçmen, düşüncesini ne kadar açık ve kararlı biçimde ortaya koyarsa, siyasetçinin olaylara bakışını, tercihlerini ve hatta siyasi davranış biçimini o ölçüde etkileyebilir.
Yeni Parti oyları bunun önemli bir göstergesidir.
Dolayısıyla bundan sonra benzer sonuçların ortaya çıkmasının yolu da bellidir:
Halk düşünecek, konuşacak, itiraz edecek ve siyasetçisine ulaşacak.
Siyasetçi de kendisine ulaşan bu sesi duyacak.
Demokrasinin canlı kalmasını sağlayan mekanizma tam olarak budur.
YENİ PARTİ İÇİN ÖNEMLİ BİR SINAV
Yeni Parti açısından bu oylamanın bir başka önemi daha vardır.
91 milletvekilinin 54’ünün “hayır” demesi, milletimizin önemli bir kesiminde bu meseleye ilişkin güçlü hassasiyetlerin bulunduğunu göstermektedir.
Elbette bu 54 milletvekilinin tamamının aynı düşünceden hareket ettiğini söylemek mümkün değildir.
Kimileri düzenlemenin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeniden adaylığına veya gelecekte yapılabilecek anayasal değişikliklere ilişkin siyasi hesaplarla bağlantılı olduğunu düşünüyor olabilir.
Kimileri meseleyi millî devlet, üniter yapı, Cumhuriyet’in temel nitelikleri ve Atatürk ilke ve inkılapları açısından değerlendiriyor olabilir.
Gerekçeler farklı olabilir.
Fakat önemli olan, bütün bu farklı gerekçelerin aynı “hayır”da buluşmuş olmasıdır.
Bu tablo Yeni Parti açısından önemli bir siyasi fırsattır.
Parti yönetimi, kendi milletvekillerinin ortaya koyduğu bu iradeyi ve bu iradenin arkasındaki seçmen duyarlılığını doğru okuyabilirse, gelecekte daha güçlü bir siyasi kimlik oluşturabilir.
Çünkü Türkiye’de Cumhuriyet’in temel değerlerine, Atatürk ilke ve inkılaplarına, demokratik hukuk devletine ve üniter yapıya bağlı geniş bir seçmen kitlesi bulunmaktadır.
Bu insanların demokrasiyle bir problemi yoktur.
Tam tersine, demokrasi isterler.
Ama demokratikleşmenin Türkiye Cumhuriyeti’nin temel niteliklerinden vazgeçmek anlamına gelmesini istemezler.
Yeni Parti’nin önünde işte böyle önemli bir toplumsal alan bulunmaktadır.
İYİ PARTİ’NİN MÜCADELESİ
Bu süreçte İYİ Parti’nin tutumunu da ayrıca değerlendirmek gerekir.
İYİ Parti, Meclis’teki milletvekili sayısının çok üzerinde bir mücadele yürüttü.
Komisyon aşamasından Genel Kurul’daki oylamaya kadar teklifin karşısında durdu.
Tek başına sonucu değiştirecek sayısal güce sahip değildi.
Ama siyasi mücadele yalnızca sandalye hesabından ibaret değildir.
Bazen küçük bir grubun kararlı muhalefeti, kendisinden çok daha büyük bir siyasi etki oluşturabilir.
İYİ Parti’nin bu süreçte yaptığı da budur.
Teklifin Meclis’ten geçmesini engelleyememiş olabilir.
Ama toplumdaki itirazların görünür olmasına katkıda bulunmuştur.
Yeni Parti grubundaki 54 “hayır” oyunu da bu atmosferden bağımsız değerlendirmek mümkün değildir.
Bu nedenle ortaya çıkan tabloyu yalnızca iktidarın 468 oyuyla açıklamak doğru değildir.
TÜRK MİLLETİ YENİ PARTİ’DEN ÜMİDİNİ KESMEDİ
Sonuçta yasa teklifi kabul edildi.
Fakat bu oylamanın Türkiye siyasetine bıraktığı mesaj bundan çok daha büyüktür.
Yeni Parti’nin 91 milletvekilinden 54’ünün “hayır” demesi, seçmenin kendi siyasi temsilcileri üzerinde ne kadar güçlü bir etki oluşturabileceğini göstermiştir.
Daha önemlisi, siyasi partilerin toplumdan gelen tepkiyi dikkate almak zorunda olduğunu hatırlatmıştır.
Türk milleti siyasetçiden kendisini dinlemesini istiyor.
Kendi hassasiyetlerinin dikkate alınmasını istiyor.
Kendisinin değer verdiği Cumhuriyet, demokrasi, hukuk devleti ve millî devlet anlayışının korunmasını istiyor.
Yeni Parti’nin bundan sonra yapması gereken, bu sesi doğru okumaktır.
Parti yönetimi, toplumdan gelen mesajları dikkate aldığı ölçüde güçlenecektir.
Çünkü siyasette asıl güç, yalnızca Meclis’teki sandalye sayısından gelmez.
Asıl güç, milletin güveninden gelir.
Türk milleti Yeni Parti’den ümidini kesmiş değildir.
Tam tersine, bu oylama Yeni Parti’ye önemli bir fırsat sunmuştur.
Milletvekillerinin özgür iradesine alan açarak seçmenin sesinin Meclis’e taşınmasını sağlayan bu anlayış, doğru kullanıldığı takdirde partinin geleceği açısından önemli bir demokratik avantaja dönüşebilir.
Ve burada bütün siyasi partilere de önemli bir ders çıkıyor:
Seçmen yalnızca sandıkta konuşmaz. Sandık dışında da konuşur. Siyasetçi, o sesi duyduğu ve dikkate aldığı ölçüde milletin temsilcisi olur.
468 “evet” ile yasa geçti.
Ama 54 artı 29 ve 88’e ulaşan “hayır”, bize başka bir gerçeği gösterdi:
Türk milleti hâlâ konuşuyor, hâlâ itiraz ediyor ve hâlâ siyasetçisini etkileyebiliyor.
Demokrasi açısından bundan daha değerli bir umut işareti olabilir mi?
11 Ağustos 2026
Ahmet Orhan
Güncelleme Tarihi: 11 Ağustos 2026, 13:04