Çocukluk travmaları arasında şunlar yer alır:
Fiziksel istismar
Cinsel istismar
Duygusal istismar
Aile içi şiddet
Savaş veya doğal afet
Yakın birinin ölümü
Bu travmalar, kişinin konuşması üzerinde doğrudan bir etkiye sahip olabilir. Örneğin, bir çocuk fiziksel istismara maruz kalırsa, konuşmasını kontrol etmekte zorlanabilir. Bu, kekemelik gibi konuşma bozukluklarına yol açabilir.
Çocukluk travmaları, kekemeliği dolaylı olarak da tetikleyebilir. Örneğin, travma yaşayan bir çocuk, sosyal ortamlardan kaçınabilir. Bu, konuşma pratiği yapma fırsatını azaltabilir ve kekemeliğin gelişmesine veya kötüleşmesine neden olabilir.
Çocukluk travması yaşayan kişilerin kekeme olma riski daha yüksektir. Ancak, tüm travma yaşayan kişilerde kekemelik gelişmez. Kekemeliğin gelişmesinde, genetik faktörler ve çevresel faktörler gibi diğer faktörlerin de rol oynadığı düşünülmektedir.
Çocukluk travması yaşayan kişilerde kekemelik gelişme riskini azaltmak için yapılabilecek bazı şeyler şunlardır:
Travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) tedavisi almak
Travma ile başa çıkmayı öğrenmek
Sosyal ortamlara katılmaktan kaçınmamak
Konuşma terapisi almak
Kekemelik, tedavisi mümkün bir konuşma bozukluğudur. Konuşma terapisi ile kekemeliğin belirtileri hafifletilebilir veya tamamen ortadan kaldırılabilir.
Çocukluk travmaları kekemeliği ortaya çıkarıyor
Kişilerin kekemelikleri tıpkı parmak izleri gibi kendine özel
Kekemelik, konuşma akıcılığının bozulmasıyla karakterize edilen bir dil ve konuşma bozukluğu olarak tanımlanabiliyor. Kekemeliğin doğrudan psikolojik sebeple ortaya çıkar denilemeyecğini belirten Uzman Dil ve Konuşma Terapisti Hazel Ezgi Dündar, psikolojik sebeplerin yalnızca varolan akıcılık bozukluğunun şiddeti, sıklığı, ortaya çıkışı gibi özelliklerini etkileyebileceğini söylüyor. Dündar, çocukluk dönemi deneyimleri veya travmalarının kekemeliğin ortaya çıkmasının gözle görünür hale gelmesinde etkili olabileceğine dikkat çekiyor.

Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Uzman Dil ve Konuşma Terapisti Hazel Ezgi Dündar,
kekemeliğin psikolojik nedenleri hakkında değerlendirmelerde bulundu.
Psikolojik nedenlerle ilişkilendirilebiliyor
Kekemeliğin, konuşma akıcılığının bozulmasıyla karakterize edilen bir dil ve konuşma bozukluğu olarak tanımlanabileceğini ifade eden Dündar, sözlerine şöyle devam etti:
“Akıcılık bozukluklarından olan kekemelik genetik faktörler, beyin işlevleri, çevresel koşullar ve dil gelişimi gibi çeşitli faktörlerle ilişkilendirildiği gibi psikolojik nedenlerle de ilişkilendirilebilir. Ancak kekemelik doğrudan psikolojik sebeple ortaya çıkar diyemeyiz. Psikolojik sebepler yalnızca var olan akıcılık bozukluğunun şiddeti, sıklığı, ortaya çıkışı gibi özelliklerini etkileyebilir.”
Çocuklu dönemi travmaları etkili mi?
Kekemeliğin ortaya çıkmasında çocukluk dönemi travmalarının rolüne işaret eden Dündar, “Çocukluk dönemi deneyimleri veya travmaları, hayatımızın pek çok alanını olduğu gibi dil ve konuşma gelişimimizi de etkileyebilir ancak kişide kekemeliği yoktan var etmez. Bunun yerine kekemeliğin ortaya çıkmasının gözle görünür hale gelmesinde etkili olabilir ya da belirtileri olumsuz anlamda tetikleyebilir.” şeklinde ifade etti.
Terapi süreci kişiye özel
Kekemeliğin tedavisi hakkında bilgi veren Dündar, “Kişilerin kekemelikleri tıpkı parmak izleri gibi özgündür bu sebeple de terapi süreçlerinin de aynı şekilde kişiye özel olması gerekir. Bu alanda kullanılan, konuşmanın daha akıcı gelmesini hedefleyen teknikleri içeren pek çok yaklaşım olmakla birlikte izlenecek en doğru yol bir dil ve konuşma terapistinden değerlendirme alarak kekemeliğin ve kişinin özelliklerine uygun bir terapi planlaması yapmak olacaktır.” dedi.
Erken müdahale son derece önemli
Kekemelik tedavisinde erken müdahalenin önemine de vurgu yapan Dündar, şunları kaydetti:
“Erken müdahale, kekemeliğin etkilerini azaltmak ve terapi sürecini kolaylaştırmak açısından büyük önem taşır. Kekemelik belirtilerinden şüphelenildiğinde, ebeveynlerin bir dil ve konuşma terapisi uzmanına başvurması ve terapist ile iş birliği içinde çocuğu desteklemesi son derece önemlidir. Bu süreçte ebeveynler sabırlı ve destekleyici olmalı, çocuğun konuşma akıcılığının ve kendine güveninin arttırılmasına zemin hazırlayacak bir ortam oluşturmalıdırlar. Tüm bunların temelinde de uygun dil ve konuşma terapisi seçeneklerine erişim sağlanmasını içeren bir yaklaşım benimsenmelidir.”
Dündar, yetişkinlik döneminde kekemelikle başa çıkmak, dil ve konuşma terapisi sürecine değinerek, “Yetişkinlik döneminde kekemelikle başa çıkmak bazen zor olabilir çünkü bu durum sosyal etkileşimler ve mesleki başarılar üzerinde olumsuz etkiler yaratabilir. Ancak bu terapi sürecinin de fayda sağlamayacağı anlamına gelmemektedir. Kişiye uygun sürecin doğru şekilde bir dil ve konuşma terapisti ile planlanması, bireyin günlük yaşamına uyarlanması, kişinin iş ve sosyal hayatını da içine alacak şekilde destekleyici bir yaklaşım benimsenmesi ile yetişkinlik döneminde de kekemeliğin yaşam kalitesi üzerindeki olumsuz etkileri ile baş etmek mümkündür.” şeklinde sözlerini tamamladı.