
Ekonomik kriz toplumda yaşayan, çalışan çalışmayan birçok kesimi etkiliyor. Hükümet tasarruf tedbirleri kapsamında kaynak kısıtlamasına gidiyor ve vatandaşı tasarrufa çağrıyor. Tasarruf elbette güzel bir şey! Ama tepedekiler lale devri gibi! har vurup harman savururken, tabandaki halk ve çalışan emekçilerden tasarruf etmesini beklemek tezat bir şey. Pireden nasıl yağ çıkartırımın hesabını yapan hakim idare, şimdi gözünü aile hekimlerine dikmiş durumda.
2018 yılından beri hazırlığı yapılan ve önceki Sağlık Bakanları tarafından kabul görmeyen aile hekimleri ücret yönetmeliğine göre, aile hekimlerinin hak edişlerinde 20.000 Türk Lirasını bulan kesintilere yok açacak, taslak şu anda imza aşamasında.
Buna karşı çıkan sivil toplum örgütleri, sendikalar ve AHEF bu yönetmelik taslağına karşı 29 ekimde Ankara’da miting organize ediyor.
Aile Hekimleri Federasyonu Yönetim Kurulu; 7 yıl aradan sonra, 10 ekimde Sağlık Bakanını ziyaret etmişti,
Sağlık Bakanı ile yapılan görüşmede tepki çeken yönetmeliğin 2018 yılından beri planlandığını, daha öncede bakanlığa bu yönetmeliğin sunulduğunu, fakat kabul görmediğini ve kesin olarak söz konusu taslağın yürürlüğe gireceğini, bu konuda taviz verilmeyeceğini, çalışan ile çalışmayanı ayırt edeceklerini ve iyi hekimlik uygulamalarını teşvik edeceklerini dile getirmişti.
Söz konusu yönetmelik taslağında; aile hekimlerinin karşı çıktığı, hak ediş ve özlük haklarında kayıplara yol açacak şu düzenlemeler var.
*Aile hekimleri şu anda hak edişlerini 4000 kayıtlı hasta üzerinden hesaplanarak almaktalar. Yeni yönetmelik taslağı ile aile hekimini kayıtlı ve hizmet verdiği 4000 hastası olsa bile hak ediş ücretleri 3500 hasta üzerinden hesaplanacak.
Bu haliyle yasal kılıf adı altında ücret kesintisi demek, hak ediş kaybı demek
*Yeni yönetmelik taslağında, kişi hasta olmamış ve aile hekimine son altı ayda içinde başvuru yapmadı ise; bu kişilerin puanları yani hasta katsayıları %50 azaltılıyor ve aile hekiminin hak edişinden kesintiye gidiliyor.
Aslında kişinin hasta olmayıp, aile hekimine başvuru yapmaması iyi bir şey,bu onun sağlıklı olduğunu gösterir.
Kişi ilaç vb. yazdırmadığı içinde devlet ekonomik anlamda kar eder. Bu durumda aile hekiminin ödüllendirilmesi gerekirken, ücret kesintisi olması tamda zurnanın deliğinin zırt dediği yer.
Araba kaskolarında arabanız hiç kaza yapmaz ise kasko şirketi kaza yapmayan aracın kaskosunda indirime gider ve kasko sahibini ödüllendirir. Burada sağlam olmak, hasta olmamak yüzünden, ‘’son 6 ay içinde aile hekimine başvuru yapmadı’’ bahanesi neden gösterilerek aile hekimi bir şekilde cezalandırılmış oluyor.
Bu durumda; aile hekiminin işi gücü bırakıp, son 6 ayda kendisine başvurmayan hastaları, ava çıkar gibi arayıp bulması gerekir.
Anayasa hükümlerine açıkça aykırı olan bu ve benzeri maddeler hekimleri mutsuz ve ümitsiz yapmaktadır. Aile hekimine gelmeyen hastanın bütün yükümlülük ve sorumluluğu aile hekiminin omzuna yüklenilemez.
* Şu anki yürürlük de olan yönetmeliğe göre; aile hekimlerine günlük baktıkları hasta sayısına göre teşvik ödemesi yapılıyor.
Minimum günlük 40 hasta üstü, maksimum 75 hasta üzerinde teşvik ücreti veriliyor.
Bakanlık bu teşvik ödeneğini bir şekilde kırpmak istiyor. Yeni yönetmelik taslağı ile bu teşvik alımı zorlaştırılıyor.
Artık bu teşviki almak, sadece günlük aile hekiminin baktığı hasta sayısına bağlı olmayacak. Bu teşvik ödeneğini alabilmesi; yeni yönetmelik taslağı ile bir çok şarta bağlanmış durumda. Bu şartların hepsini yerine getirmek neredeyse imkansız bir şey.
Bu şartlar kısaca şöyle;
Şart 1; Yıl içinde size kayıtlı hastalarınız, hastane gibi dış kurumlara daha az gitmesi gerekiyor. Kayıtlı hastalarınız geçen yıla göre hastaneye daha çok gittiyse bu aile hekiminin teşvik ödemesinde, kesinti demek.
Amaç hastanelerdeki aşırı hasta yoğunluğunu bu şekilde önlemek. İşin özeti aile hekimi için; ‘’en iyi hasta hastaneye en az giden hasta demek’’
Şart 2; Aile hekiminin akılcı ilaç konusunda başarılı olması gerekiyor.
Akılcı ilaç ne demek?
Gereksiz antibiyotik yazamamak, gereksiz ağrı kesici yazmamak, gereksiz mide koruyucu yazamamak.
Aile hekiminin yazdığı bu ilaçlar ilde yazılan bu ilaçların ortalamasından yüksek olursa almış olduğu teşvik kesintiye uğruyor.( Hekim hastasının istediği ilaçları yazmasa hastayı memnun edemez. Bu da ayrı bir handikap).
Şart 3: Hastaların aile hekimlerinden yüksek düzeyde memnun olması gerekiyor.
Sağlık Bakanlığı; Alo 182 nolu numaradan tıpkı araba firmalarında ve bazı hizmet sektörlerinde olduğu gibi hastayı arıyor. ‘’Aile hekiminizden almış olduğunuz hizmetten memnun musunuz’’ diye soruyor.
‘’5 üzerinden kaç veriyorsunuz? Muayene sırasında kapı kapalı mıydı?
Perde çekilmiş miydi?
Benzeri sorular ile hastanın muayene olduğu hekim hakkında 5 puan üzerinden puan vermesini istiyor.
Bu şekilde hasta memnuniyetini ölçüyor.
Hastanız sizden memnun kalmadıysa teşvik alamıyorsunuz.
Hasta memnuniyetinin il ortalamasından yüksek olması gerekiyor.
Aslında bu durum hekimler için onur kırıcı bir durum.
Sağlık sektörü böyle hasta aracılığı ile ölçülebilecek bir sektör değil. Hasta şikayeti nedeni ile hekimine başvurur. Hasta hekimine şikayetini söyler. ‘’Bana şu ilaçları yaz’’ der. Örnek grip için antibiyotik istemiş olsun. Hekim muayene eder. Ya hastanın hastalığına göre hastanın istemiş olduğu ilacın aynısını yazar. Ya da hastanın yazmasını istediği ilacın, bu hastalık da zararı var diye yazmaz.
Örnek grip de antibiyotik yazmak, grip için bir yarar sağlamaz. Tam tersi zarardır.
Ya da hastasının istediği antibiyotiğin daha iyisini yazar.
Burada istediği antibiyotiği yada ağrı kesiciyi yazdıramayan hasta hekimine kaç puan verecek.
Hastasının istediğini yapmayan hekim kötü ve başarısız bir hekim mi olacak.
Aile hekiminden hasta olmadığı halde rapor isteyip, SSK’dan çalışmadığı günlerin parasını, yatarak devletten almak isteyen bir kişi devleti nasıl bir zarara uğratacak ve bu kişi hekime nasıl bir puan verecek. Allah bilir! Allah bile kulun istediği duayı kabul eder. Ama kulun her istediğini aynen vermez. Vermiş olsa insanlarda Süpermen gibi bir kuvvet olurdu. Kulun istemiş olduğu isteğin(duanın) ya aynısını verir. Ya maslahata binaen vermez. Ya da daha güzelini verir. Kul burada duam kabul olmadı diye Allah'a isyan etmez. Hekimlik de ilahi bir sanattır. Hastanın isteklerini hastanın memnuniyetine göre değil, hastalığına göre cevap verir.
Yangın yokken itfaiyecinin maaşı kesiliyor mu?
Dava dosyaları az diye hakim ve savcının maaşı kesiliyor mu?
Camiye cemaat az geldi diye imamın maaşı kesiliyor mu?
Okula az öğrenci geldi diye öğretmenin maaşı kesiliyor mu?
Kesilmiyorsa son 6 ayda hasta gelmedi diye aile hekiminin maaşı neden kesilecek!
Bütün bu meslek gruplarında kişiler memnun kalmayınca memnun kalmadı! diye ücretleri kesiliyor mu?
HAYIR!
Hasta hastaneye gitti diye!
Hasta antibiyotik yazdırdı diye!
Hasta ağrı kesici yazdırdı diye!
Hasta izlemine gelmedi diye!
Hasta aşısını yaptırmadı diye!
Hastaya rapor vermedi diye!
Hasta memnun kalmadı diye!
Aile hekiminden kesinti yapılmak istenmesi hangi adalet terazisine sığar?
Yakında aile hekimleri hastalarını uğurlarken ‘’arandığınızda 5 yıldız vermeyi unutmayın mı!’’ diyecekler.
Bunun adına da iyi hekimlik uygulaması diyeceğiz.
Allah aşkına bu düzen ve uygulama dünyanın hangi ülkesinde var?
Hangi bilimsel yanı var?
Ağrı kesici yazmaktan ya da antibiyotik yazmaktan imtina eden hekimin hastaları, çareyi tıp dışı uygulamalardan ve sağlık şarlatanlarından bulmaya kalkarsa nasıl bir kaos ve fırtınanın çıkaracağının farkındalar mı?
İşte o zaman kıyamet kopar ve hiç kimse bu yükün altından kalkamaz.
Vesselam devlet aile hekimlerinin hak edişlerinde kesinti yapmak istiyor. Bunun yasal dayanağına da kılıfı olsun diye yönetmeliklerle taslaklarla hazırlamış durumda.
Eğer kurt kuzuyu yemeyi kafasını koymuş ise, kuzun gölgesinin yansımasını bile, suyumu bulandırtın deyip kuzuyu yemesine kafi ve yeterlidir.
Bakanlık aile hekimlerine 2025 yılı için zam vermek istemiyor.
Bu işin arkasındaki asıl niyet ne peki! Bu düzenlemeye yazılamayan ifade " Aile Hekimlerine yeni gelen yıl içinde zam vermek is-te-mi-yor.
Onun içinde bu şekilde taslak ve yönetmeliklerle yapılması zor olan istek ve şartlarla bunu sağlamak istiyor.
28 şubatın antidemokratik baskı ve dayatmalarına karşı, 20 yıl önce hak ve adalet diye yola çıkan ve geniş bir kesimin destek ve teveccühünü alan siyasi bir oluşumun; bugün hak, adalet ve liyakat konusunda gelmiş olduğu nokta insanı düşündürüyor.
Bir önceki yazımda yazdığım gibi " Siyasal İslamcıların çelişkileri, inançları ile siyasetleri arasındaki derin uçurumdan kaynaklanıyor. Bu durum, hem bireysel hem de toplumsal düzeyde sorgulanması gereken bir mesele olarak karşımıza çıkıyor. Siyasal İslamcılar, inançlarını iktidar aracı olarak kullanma eğilimindeler. Bu, bazen toplumsal birliği sağlamak için bir araç olarak görülse de, çoğu zaman kendi çıkarları doğrultusunda bir manipülasyon haline geliyor. Örneğin, dini söylemlerle halkın duygularına hitap ederken, aynı zamanda ekonomik ve sosyal adaletsizlikleri göz ardı edebiliyorlar. Bu durum, inanç ile iktidar arasındaki çatışmayı daha da derinleştiriyor. Peki, bu çelişkili durum, toplumda nasıl bir etki yaratıyor?
Sağlıkta şiddet konusunda etkin tedbirler, caydırıcı ceza kararlarının gecikmesi için doktorlar hala hastalardan veya hasta yakınlarından şiddet görüyor haberlerini okurken, şimdi de hastaların puanına göre verilecek puanlarla adeta hekimlik yapacaksınız deniyor.. Bu durumda aile hekimlerinin ruh sağlığı nasıl olacak? Onların bu motivasyon bozukluğuyla görev yapmaları nasıl olacak?
Toplumun sabah kalktığında ilk düşündüğü ekonomik zorluklar ama sağlık konusu gözden kaçsa da kendini iyi hissetmeyenler ise nereye gidiyor Aile hekimine, işte bu gözardı ediliyor...
Bu durum haliyle elem ve esef verici olduğu gibi, aynı zamanda da ibret veriyor.
Ey hukukun ve adaletin üstünlüğünü savunan, kendilerini her şeyin maliki gibi gören, aslında hiçbir şeyin sahibi ve maliki olmayıp, birer emanetçi olan, Allahın aciz bir kulu olan Adem oğulları!
Sizler; sizlere o emanet olarak verilen makam ve mevkilerde; 2025 yılı için adalet içeren yasalar mı hazırlıyorsunuz? Yoksa milattan tan önce 1500--2000 yılında, antik babil için Hammurabi yasalarını mı hazırlıyorsunuz?
Siz ne yaptığınızın farkında mısınız?
"Doktorlar çalışma şartlarından dolayı yurtdışına gidiyor" haberleri üzerine "giderlerse gitsinler" diyen bir siyasi kafanın iradeye yansıması bu mudur? icraat anlamında bu son yapmak istenilen bu ülkede doktorları bir kere daha ters yüz etmek değil midir?
Vatandaşların bu işlere duyarlı olması gerekiyor.
Nihayetinde bu yapılmak istenen kanunlaşır ise işin ucu yine vatandaşa dokunacaktır.
Ben şahsen aile hekimlerinin bu demokratik mücadelesini destekliyorum.
Dertlerini anlatmak için meydanlara inmeleri de en kutsal demokratik haklarıdır..
Lokman Hekim kalksa gelse bu yapılmak istenen için o da eminim meydanlara iner, haykırırdı.
"Eğer yaptığın iş hardal tanesi kadar bile olsa ve bir taş içine girse, Allah onu ortaya çıkarır. Muhakkak ki, Allah en gizli işleri bütün inceliğiyle bilir, O her şeyden hakkıyla haberdardır.''
17 Ekim 2024
Mustafa Temiz
Güncelleme Tarihi: 17 Ekim 2024, 12:21
Benim ilgili ve harika birhekimim