
Demirci son beş yıldır bir enkazın ortasında yaşıyor. Ama kimse enkazı çıkaranın kim olduğunu, kimlerin bu ilçeyi kaderine terk ettiğini, kimlerin kul hakkını, milletin parasını hoyratça harcadığını konuşmuyor.
Çünkü Demirci’de doğruyu söyleyenin değil, güç sahibinin sözü geçiyor. Yalan ne kadar büyük olursa, kitle o kadar çabuk inanıyor.
Hele ki idare edenler ufuksuz, vizyonsuz ve beceriksiz olunca; milletin alın teriyle yapılan her iş ya yarım kalıyor ya da millete dert olarak geri dönüyor. Ama bunu anlatırken bile kendi eksiklerini bir güzel yamayıp, olayları millete başka türlü anlatıp, kandırıyorlar veya kandırdılar demek istiyorum.
Bugün cadde ve sokaklarda hummalı bir çalışma var. İlçe Belediyesi kendi yetki alanında, Büyükşehir ise beton kaplamadan altyapıya kadar her noktada dört koldan çalışıyor. Bu hızın arkasında ne var derseniz? Elbette merhum Başkan Ferdi Zeyrek’in Demirci için verdiği sözlerin takibi… Ve yine büyük ihtimalle yeni başkan Besim Dutlulu’nun ilçe ziyaretinden önce “makyajın tamamlanması” telaşı.
Demircilinin yıllarca çöplük gibi yollarla, borularla, kablolarla, çukurlarla yaşamış olması kader değildi. Plansızlık, denetimsizlik, keyfiyet… Müteahhitler adeta ilçeyi teslim aldı. Biri kazdı, öteki bozdu, bir kazdı on yamadı. Herkes kafasına göre iş yaptı. Bu nasıl bir yönetim beceriksizliğidir? Bu nasıl milletin parasına saygıdır? Allah rızası için Demircililer seyretti ses etmedi.
Belediye başkanı olmak makamı doldurmakla değil, millete hizmet etmekle olur.
Demirci ise bunu Selami Selçuk döneminde çok ağır ödedi. Ama inanın yine gözünün önünde gelişenleri göremeyenlerin o hastalık derecesindeki davranışlarıyla kullandıkları irade, bir ilçenin kaderi oluverdi.
DEMİRCİ’NİN 10 YILI KAYIP, HEBA, HIRS VE KİBRİN TARİHİ
Manisa Büyükşehir olmadan önce bile Demirci, Cengiz Ergün döneminde yatırımlar alıyordu. MHP’li ilçe belediyesiyle uyumlu bir Manisa yönetimi vardı. En azından üreten bir ilişki modeli. Ama ne zaman ki Selami Selçuk belediyeyi AK Parti adına kazandı, işte o gün Demirci için çöküş başladı.
Siyasi hırs, kişisel ego ve makamı kendi geleceği için kullanan bir anlayış ilçenin kaderi oldu.
Kent Meydanı ve otopark projesi, sırf “aman muhalefetin hanesine yazılmasın” diye engellendi.
Demirci'nin geleceği, bir kişinin siyasi kaprislerine kurban edildi.
Belediyenin kasası hoyratça boşaltıldı, borç batağına sokuldu.
Hazine arazisine, imar planında yol olan yere kanuna aykırı şekilde balık pazarı yapıldı.
Üstelik ne elektrik bağlanabildi, ne su! Su tankerle taşındı. Balıklar o suyla yıkandı, halk da o balıkları “afiyetle” yedi.
Şimdi soruyorum:
Bu mu millete hizmet?
Bu mu yönetim?
Bu mu kul hakkına saygı?
Sonunda o ucube yapı bugün yıkıldı. Peki Demirci’nin parasına ne oldu? Hazine arazisinin işgali ne oldu? Görevi kötüye kullanma ne oldu? Ceplerden çıkan milyonların hesabını kim verecek?
Haklı çıkan kim?
Sesini çıkaran gazeteci ve uyarılarını yapan birkaç vicdan sahibi dışında kimse yok!
Demirci halkı güç kimdeyse ona inanmayı tercih etti. Şimdi ise enkazın ortasında gerçeklerle yüzleşiyor.
ORMAN İŞGALİ, KONFERANS TURİZMİ MASALLARI, BAKAN TARAFINDAN KANDIRILAN CUMHURBAŞKANI
Kongre merkezi dediler, turizm dediler, atılım dediler…
Meğer orman arazisini işgal edip kaçak bina dikmişler.
Orman Bakanına baskılar, Cumhurbaşkanı’nı yanıltan bilgiler, plan değişiklikleri…
Ama olmadı. Çünkü hakikat kağıt üzerinde değişmez.
Bugün o dava hâlâ sürüyor.
Peki kim haklı çıktı?
Yine gerçekleri yazanlar!
Demirci’nin kaderi yıllarca küçük bir çevrenin rant düzenine teslim edildi.
Ve bu düzenin bedelini yine gariban Demirci halkı ödedi.
TOPLUMUN GÖRMEDİĞİNİ KAYIT ALTINA ALMAK GELECEK NESİLLERE İBRET VESİKASI OLACAKTIR
TEMEL’İN ANLATTIKLARI, YILLARDIR SAKLANAN PERDENİN ARKASINI AÇIYORUZ
Geçen yaz Demirci’ye gelen eski Belediye Başkanı İhsan Temel’le uzun bir sohbet ettim. Anlattıkları, Demirci’nin son 15 yıllık siyasi tarihinin röntgeni gibiydi. Meydanlarda atılan sloganlarla, kahve köşelerinde yayılan dedikodularla, iktidarın sürekli pompaladığı “Temel engel oldu” propagandasıyla hiç ama hiç uyuşmuyordu.
**Hükümet Konağı Gerçeğini bilmeyen, döneminde itibar etmeyen binlerce Demircili var mesela...
“Yatırımı isteyen bendim, engelleyen onlar”
Temel anlattı:
“Hükümet Konağı’nın Demirci’ye şart olduğunu ilk günden beri ben söyledim. Kaymakama da, parti yöneticilerine de defalarca aktardım. Eski bina tıkanmıştı, devlet kurumları çalışamaz hale gelmişti.”
İşin çarpıcı yanı şu..
Proje AK Parti’nin aklına bile gelmemişti.
Temel’in baskıları kamuoyu oluşturunca onlar da işe sarılır gibi yaptı.
Ama iş hizmet üretmek değil, “Temel’e rağmen yaptık” diyebilmekti.
Yer Krizi! Yıllarca Halkın Sırtına Yük Bindiren Zihniyet
Temel, belediyeye ait gazino, şehir sineması ve civarını bedelsiz vereceğini söylemiş. Barışıklar’ın parselinin de devlet bütçesiyle alınmasını önermiş.
Ama AK Parti’nin yerel yöneticileri ne yaptı?
“Bu yeri belediye bütçesinden bize aldırtmak istediler.”
Niye?
Belediye parası tükensin.
Temel’in planladığı pazar yeri, TKM binası, yol ve yatırımlar çökertilsin.
Hizmet veren muhalefet belediyesi güçlenmesin.
Temel bunu şöyle özetledi:
“Devletin yapacağı yatırımı Demircilinin sırtına yüklettirmek istediler. Ben de buna asla izin vermedim.”
Demirci’nin Alışkanlığı, Hep Millet Öder
Temel’in hatırlattığı liste ibretlikti!
Eski hastanenin cihazları
Mamografi ve diyaliz makineleri
Dekan makam aracı
Yüksekokul binası
“Devlet yapmıyor, millet toplasın” mantığıyla toplanan bağışlar
Hepsi Demirci halkının cebinden çıktı.
Ve Temel’in sert cümlesi:
“Doğu’ya, Güneydoğu’ya devasa yatırımlar yapılırken bizim doğru dürüst devlet yolumuz bile yok.”
İnat Uğruna Taş Bina Dayatması
Temel’in önerisine inat, “taş bina yıkılsın oraya yapılsın” dediler.
Temel buna rağmen ne yaptı?
Meclisten İmar düzenlemelerini oy birliğiyle geçirdi.
Yatırıma köstek olmadı.
Buna rağmen AK Parti teşkilatı halka “Temel engelliyor” diye yanlış bilgi pompaladı.
Hastane Yerinde Aynı Kısır Döngü
Daha acısı, hastane yerinde de aynı tablo yaşandı.
Bedava bağış arsası dururken,
Sırf siyasi yakınlık ve çıkar ilişkisi nedeniyle bugünkü yer parayla satın alındı.
Yine Demirci’nin cebinden çıktı.
Temel bu konuda da netti.
“Ben Demirci’ye ihanet ettirmedim. Gerçek bu.”
DEMİRCİ HALKI GERÇEKTEN FARKINDA MI?
On yıl boyunca çukurda yürüyen, toz yutan, parasının nereye gittiğini sorgulamayan Demircililer bugün yapılan her işi "nimet" sanıyor.
Hâlbuki yapılanlar bir lütuf değil; geç kalınmış, zorunlu hizmetlerdir.
Demirci’nin kaybettiklerini gelecek nesiller bile telafi edemeyecek.
Bugün yaşanan her aksaklık, her çukur, her kriz…
Bir dönemin beceriksiz, ufuksuz ve milleti hiçe sayan yönetiminin sonucudur.
Bugün yazdıklarımız yarın Demirci’nin tarihine not düşülecek.
Kim doğru söylemiş, kim millet için çalışmış, kim kendi rantının peşine düşmüş…
Hepsi bir bir ortaya çıkıyor.
Demirci’nin vicdan sahibi insanları şunu net görmeli artık.
Kul hakkıyla siyaset yapılmaz.
Milletin parasını çarçur edenin yakasından hukuk da, tarih de tutar.
Ve gün gelir, hesap sorulur.
Kendime diyorum ki, Mustafa Temiz,
Sen yıllardır yazdın, uyardın, belgeledin…
Artık gerçekler saklanamayacak kadar büyüdü.
Demirci’nin kaybolan yılları, bu kentin sırtına kambur olarak değil, ibret olarak yazılmalı.
İşte yazdım...
Güç budalaları alınacaklar, alınsınlar..
Bilgisiz birini kanıtlarla yenmek olanaksızdır.
Hiçbir şey eyleme geçen cahillik kadar korkutucu olamaz. ...
Demirci'de 10 yılın özeti budur.
16 Kasım 2025
Mustafa Temiz
Güncelleme Tarihi: 16 Kasım 2025, 04:15
Mustafa Bey , bugünkü yazınızla da , güzel Demirci'mizin hali pür melâl durumunu çok net anlatmışsınız. Sağ olun...Elinize, gönlünüze sağlık , kaleminize bereket...İnşAllah, iyi güzel, Demirci ve hemşehrilerimiz için güzel ve müjdeli haberlerinizi, yazılarınızı okuyalım...Kolay gelsin...