Merkezileşen Siyaset / Ahmet Orhan Yazdı...

Artık siyasi partiler, eskisi gibi il ve ilçe örgütlerine, üyelerine ya da yereldeki kanaat önderlerine dayalı bir yapıdan uzaklaşmış durumda.

Merkezileşen Siyaset / Ahmet Orhan Yazdı...

“Türkiye’nin geleceği, merkezin gücünde değil; yerelin dinamizminde saklıdır.”

Geçtiğimiz cumartesi günü, yaklaşan İYİ Parti İl Kongresi öncesinde başkan adayı Erhan Dumlu ve arkadaşlarının Turgutlu İlçe Başkanlığı ziyaretinde bir araya geldik. Dumlu’nun geleceğe dair planlarını dinleme fırsatım oldu. Kendisine ve yönetim kurulu adayı arkadaşlarına, samimi bir hizmet arzusuyla çıktıkları bu yolda başarılar diliyorum.

Bu buluşmada, hem başkan adayının hem de ekip arkadaşlarının paylaşımları bende bazı düşünceler uyandırdı. Siyasete dair bu izlenimleri sizlerle de paylaşmak istiyorum.

Türkiye, uzun yıllardır Avrupa Birliği’ne tam üyelik hedefi doğrultusunda yerel yönetimleri güçlendirmeyi, yani adem-i merkeziyetçi bir yönetim anlayışını hayata geçirmeyi taahhüt eden bir ülke. Bu yönde sayısız strateji belgesi, kalkınma planı ve reform paketi hazırlandı.
Ancak pratikte tam tersi bir tabloyla karşı karşıyayız: siyaset her geçen gün daha da merkezileşiyor.

Artık siyasi partiler, eskisi gibi il ve ilçe örgütlerine, üyelerine ya da yereldeki kanaat önderlerine dayalı bir yapıdan uzaklaşmış durumda.
İl ve ilçe başkanlıkları, halkın nabzını tutan, partiye yön veren birer dinamizm merkezi olmaktan çıktı; bugün, parti merkezinin talimatlarını uygulayan birer temsilcilik ofisine dönüşmüş halde.

Bu tablo, sadece partilerin iç işleyişini değil, Türkiye’deki siyasi demokrasinin ruhunu da zedeliyor. Çünkü demokrasi yalnızca sandıkta oy vermek değildir; aynı zamanda tabandan tavana doğru işleyen bir temsil zinciridir.
Eğer bu zincirin halkaları koparsa, siyaset halkın değil, merkezdeki birkaç kişinin elinde şekillenir.

Bugün birçok partide, aday belirleme süreçlerinden program üretimine kadar neredeyse her karar dar bir merkez kadrosu tarafından alınıyor.
Üyeler, hatta seçmenle doğrudan temas kuran tabandaki insanlar bile karar süreçlerinin dışına itilmiş durumda. Bu durumda halkın iradesi değil, merkezin iradesi belirleyici oluyor.
Sonuçta siyaset soğuyor, tek sesli ve uzak bir hal alıyor.

Cumhuriyet Halk Partisi, son dönemde bu gidişatın dışında kalmaya çalışan az sayıda partiden biri.
Üyelerine yeniden söz hakkı tanımak, ön seçim mekanizmalarını güçlendirmek ve tabanla bağı diri tutmak yönünde adımlar atıyor. Bu çaba, yalnızca bir örgütlenme tercihi değil; Türkiye’nin siyasal katılım kültürü açısından da önemli bir demokrasi testi niteliğinde.

Bu noktada İYİ Parti’ye ayrı bir parantez açmak gerekir.
Kuruluş aşamasında güçlü bir taban hareketi olarak doğan, yerel teşkilatlara ve gönüllülere dayanan yapısıyla siyasete taze bir soluk getiren İYİ Parti, zaman içinde yaşanan iç kırılmalar ve merkezdeki liderlik tartışmaları nedeniyle bu dinamizmini büyük ölçüde kaybetti.

Bugün yeni Genel Başkan Müsavat Dervişoğlu, partisini yeniden ayağa kaldırmak için ciddi bir mücadele veriyor.
Ancak henüz il ve ilçe teşkilatlarını tam anlamıyla oyuna dahil edebilmiş değil. Oysa İYİ Parti’nin yeniden güç kazanabilmesinin yolu, merkezden değil, tabandan gelen enerjiyi yeniden canlandırmaktan geçiyor.

Eğer Dervişoğlu, üyeleriyle bütünleşip halkın nabzını tutacak mekanizmaları yeniden işler hale getirebilirse, İYİ Parti geçmişte ulaştığı yüzde 20’lere yaklaşan potansiyelini tekrar yakalayabilir.
Çünkü Türkiye’de siyaseti yönlendiren gerçek güç, halkın sesine kulak veren partilerdir.

Türkiye’nin gerçek ihtiyacı, siyasetin tabanla yeniden buluşmasıdır.
Yerel teşkilatlar yalnızca bürokratik birer temsil noktası olmamalı; halkın sesini yukarıya taşıyan, politika üreten, partiye yön veren canlı yapılar haline gelmelidir.
Aksi halde siyaset, birkaç kişinin kontrol ettiği dar bir iletişim ağına dönüşür ki bu, sivil demokrasinin sonu anlamına gelir.

Son söz olarak tekrar hatırlatmakta fayda var:
Türkiye’nin geleceği, merkezin gücünde değil; yerelin dinamizminde saklıdır.

03 Kasım 2025

Mustafa Temiz

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER