Sürecin, Cumhuriyet’in Kürt vatandaşlarla PKK arasında çizdiği kesin ayrımı aşındırdığını savunan Dervişoğlu, Abdullah Öcalan’ın yeniden siyasal bir odak haline getirilmeye çalışıldığını ileri sürdü.
“İmralı süreci ve Abdullah Öcalan’ın doğrudan muhatap alınması, Kürtleri Öcalan’ın vesayeti altına almanın yolunu açmıştır. Devlet aklının, Kürt vatandaşlarımızla PKK’yı ayırmak yerine Öcalan’ı ulusal lider konumuna taşıyan bir anlayışa evrilmesi büyük bir hatadır” dedi.
“Cumhuriyet, vatandaş ile devlet arasındaki aracısız ilişkiyi korur”
Cumhuriyet’in, yurttaşların devletle doğrudan ve eşit bir ilişki kurabilmesi ilkesine dayandığını belirten Dervişoğlu, yürüyen sürecin bu temel değeri zedelediğini söyledi.
Bu tür girişimlerin, farklı toplumsal grupların “liderler üzerinden iktidarla pazarlık yapma” anlayışını meşru gösterebileceğine dikkat çekti.
“Kürt vatandaşlarımızla ilişki kurmak için ne Öcalan’a ne PKK’ya ihtiyaç vardır” diyen Dervişoğlu, devletin herhangi bir terör örgütü ya da terör hükümlüsü üzerinden siyasal diyalog geliştirmesinin kabul edilemeyeceğini vurguladı.
“Savcıların harekete geçmesi gereken bir süreç”
İmralı temaslarının Cumhuriyet’in temel ilkelerine ve Anayasa’ya aykırı olduğunu ifade eden Dervişoğlu, sürecin devamının “açık bir suç niteliği taşıdığını” öne sürerek yargı makamlarını göreve çağırdı.
Konuşmasının sonunda “#İhanetinZamanAşımıYok” etiketiyle sosyal medya paylaşımına da atıfta bulunan Dervişoğlu, partisinin bu konuda tavizsiz bir tutum sergileyeceğini belirtti.
Güncelleme Tarihi: 27 Kasım 2025, 19:36