MİLLETİN VEKİLİ ŞENOL SUNAT’A KULAK VERMEK / Ahmet Orhan Yazdı...

İYİ Parti Manisa Milletvekili Şenol Sunat’ın konuşması, Meclis’te olduğu kadar toplumda da geniş bir karşılık bulmuştur. Çünkü dile getirdiği itiraz, herhangi bir siyasi grubun değil, Türk milletinin ortak hassasiyetlerinin tercümanıdır.

MİLLETİN VEKİLİ ŞENOL SUNAT’A KULAK VERMEK / Ahmet Orhan Yazdı...

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yaşanan son gerilimler, kimlik siyaseti üzerinden ülkenin üniter yapısını hedef alan söylemlerin artık münferit değil, sistematik bir siyasi strateji hâline getirildiğini açıkça göstermektedir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi, millet iradesinin tecelligâhıdır. Bu çatı altında yapılan her konuşmanın, söylenen her sözün yalnızca Meclis tutanaklarına değil, toplumsal hafızaya da kazındığı unutulmamalıdır. Ne var ki son dönemde, özellikle kimlik siyaseti üzerinden yürütülen tartışmalar, Meclis’in asli işlevinden uzaklaşmasına ve toplumda yeni fay hatlarının oluşmasına zemin hazırlamaktadır.

DEM Parti’li Pervin Buldan’ın Meclis Başkan Vekili sıfatıyla yönettiği genel kurullarda yaşanan gerilimler artık istisna olmaktan çıkmış, neredeyse kural hâline gelmiştir. Her oturumda benzer bir senaryonun sahnelenmesi, kürsünün siyasi şov alanına dönüştürülmesi; Meclis ciddiyetine ve tarafsızlığına açıkça zarar vermektedir. Son olarak Sırrı Sakık’ın, hükümetin Suriye ve SDG politikalarını eleştirme kisvesi altında muhalefeti hedef alan, provoke eden ve Türkiye’nin üniter yapısını tartışmaya açan ifadeleri, bu sorunun ne denli derinleştiğini bir kez daha göstermiştir.

“Kürdistan illeri” gibi ifadelerle Türkiye’nin bir bölümünü ayrı bir siyasi yapı gibi tanımlamak, yalnızca siyasi nezaketsizlik değil; aynı zamanda anayasal düzene meydan okumadır. Bu tür söylemler Türk toplumunda ciddi kırılmalara yol açabilecek niteliktedir. Daha vahimi ise, bu ifadeler karşısında Meclis Başkan Vekili’nin sessiz kalması; buna karşın itiraz eden İYİ Parti Manisa Milletvekili Şenol Sunat’ın konuşmasının mikrofon kapatılarak engellenmesidir. Kürsü dokunulmazlığının keyfî biçimde ihlal edilmesi, tarafsızlık ilkesinin açık bir ihlalidir ve asla kabul edilemez.

İYİ Parti Manisa Milletvekili Şenol Sunat’ın konuşması, Meclis’te olduğu kadar toplumda da geniş bir karşılık bulmuştur. Çünkü dile getirdiği itiraz, herhangi bir siyasi grubun değil, Türk milletinin ortak hassasiyetlerinin tercümanıdır. Türkiye’de hiç kimse etnik kökeni nedeniyle dışlanmamış; hukuken diğerinden üstün ya da aşağı sayılmamıştır. Buna rağmen, kendilerini belli bir etnik kimliğin tek temsilcisi olarak sunan bazı çevrelerin ısrarla “özel hak”, “ayrı statü” ve “farklı idari yapı” taleplerinde bulunması, masum bir kimlik talebi değil; açık bir siyasal bölücülüktür.

Türkiye Cumhuriyeti, bir imparatorluk bakiyesi üzerinde kurulmuş; çok farklı etnik ve kültürel unsurları bünyesinde barındıran bir millî devlettir. Bu çeşitlilik bir zenginliktir; ancak bu zenginlik, ortak vatandaşlık bilinciyle anlam kazanır. Türk milleti kavramı, etnik bir tanımlama değil; ortak tarih, kader ve vatandaşlık temelinde şekillenmiş siyasi bir üst kimliktir. Bu gerçeği yok sayarak yapılan her kimlik siyaseti, toplumu birleştirmez; ayrıştırır.

Bugün talep edilen birçok “kimlik hakkı”, Türkiye’nin üniter yapısını fiilen ortadan kaldırmayı, devleti başka bir idari ve siyasi sisteme zorlamayı hedeflemektedir. Bu taleplerin karşılanması, Türkiye Cumhuriyeti’nin bugünkü devlet yapısıyla mümkün değildir. Üniter millî devletten vazgeçilmedikçe –ki bu millet buna asla razı değildir– bu dayatmaların karşılık bulması da söz konusu olmayacaktır.

Türk milleti, geçmişte olduğu gibi bugün de bu oyuna gelmeyecektir. Etnik kimlikler üzerinden yeni düşmanlıklar üreterek ülkeyi bölmeye çalışanlar bilmelidir ki; bu ülke küçük grupların provokasyonlarıyla birbirine düşürülemez. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı, bu topraklar üzerinde yaşayan herkes için eşit hak ve sorumlulukların teminatıdır. Bunun dışında bir ayrımcılık, imtiyaz ya da ayrıcalık arayışı, doğrudan milletin birliğine yönelmiş bir tehdittir.

Artık kimlik siyaseti değil; ortak akıl, ortak hukuk ve ortak gelecek konuşulmalıdır. Meclis kürsüsü, ayrıştırmanın değil; birliğin sesi olmalıdır. Türkiye’nin ihtiyacı daha fazla kimlik vurgusu değil, daha güçlü bir vatandaşlık bilincidir. Çünkü bu millet, ayrışarak değil; birleşerek ayakta kalmıştır ve kalmaya da devam edecektir.

16 Ocak 2026

Ahmet Orhan

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER