Yaratıcılık, sanatsal, bilimsel, teknolojik ve iş dünyası gibi birçok alanda önemli bir rol oynar. Yaratıcı düşünce, rutin düşünce kalıplarının dışına çıkarak beklenmedik bağlantılar kurma, problem çözme ve yenilikçi çözümler geliştirme yeteneğini içerir.
Yaratıcı kişilik özellikleri, bireyin yaratıcı düşünme kapasitesini ve yaratıcı işlere yatkınlığını etkileyen özelliklerdir. İşte bazı yaygın yaratıcı kişilik özellikleri:
Esneklik: Esnek bir düşünce tarzı, farklı bakış açılarına açık olma ve çeşitli fikirleri bir araya getirme yeteneğini içerir. Bu özellik, alışılmadık bağlantıları kurma ve sıradışı fikirler üretme konusunda yardımcı olabilir.
Hayal Gücü: Hayal gücü, yeni ve orijinal fikirlerin üretilmesini sağlar. Yaratıcı bireyler, hayal güçlerini kullanarak mevcut durumları sorgular ve farklı senaryolar düşünürler.
Risk Alma: Yaratıcılık genellikle belirsizlik ve risk almayı gerektirir. Yaratıcı kişilik özellikleri taşıyan bireyler, geleneksel çözümlerin ötesine geçmeyi ve yeni fikirleri denemeyi göze alabilirler.
Bağımsızlık: Yaratıcı bireyler genellikle kendi düşüncelerine güvenirler ve kendi yollarını izlerler. Bağımsızlık, yeni ve özgün fikirlerin geliştirilmesinde yardımcı olabilir.
Problem Çözme Yeteneği: Yaratıcı kişilik özelliklerine sahip insanlar, karşılaştıkları problemleri farklı açılardan ele alabilirler. Bu, karmaşık problemleri çözmek için yenilikçi yaklaşımlar geliştirebilmelerini sağlar.

Motivasyon: Yaratıcı kişilik özelliklerine sahip bireyler, genellikle içsel bir motivasyona sahiptirler. Yaratıcı projelerde çalışmak ve yeni fikirler üretmek, onları motive eder.
Merak ve Keşfetme: Yaratıcı insanlar dünyayı merak ederler ve yeni deneyimlerden beslenirler. Farklı konular hakkında bilgi edinmek ve farklı alanlarda deneyim kazanmak, yaratıcılığı artırabilir.
İçsel Tutku: Yaratıcı kişilik özelliklerine sahip insanlar, genellikle tutkulu ve içten bir şekilde çalışırlar. Tutkuları, onları yeni fikirler ve projeler keşfetmeye yönlendirebilir.
Duygusal Duyarlılık: Yaratıcı bireyler, insanların duygusal deneyimlerine ve düşüncelerine hassas olabilirler. Bu duyarlık, insanların ihtiyaçlarını ve isteklerini anlama ve bu bilgiyi yaratıcı projelere yansıtma konusunda yardımcı olabilir.
Kendini İfade Etme Yeteneği: Yaratıcılık, yeni fikirleri etkili bir şekilde ifade etmeyi gerektirir. Sözel, yazılı veya görsel iletişim yollarını kullanarak düşünceleri başkalarına aktarabilme becerisi önemlidir.
Bu özellikler her bireyde farklı derecelerde bulunabilir ve çeşitli şekillerde geliştirilebilir. Yaratıcılık, hem doğuştan gelen yeteneklerin bir sonucu olarak ortaya çıkabilir hem de zaman içinde geliştirilebilir bir beceri olarak şekillenebilir.
Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Sultan Tarlacı yaratıcılık ve yaratıcı kişilik özelliklerine dair açıklamalarda bulundu. Bilim insanlarının da çok iyi bildiği gibi, belli zamanların ‘zamanın ruhu’ denilen özelliği itibariyle farklı kişilerin zihnine aynı yaratıcılıkların düşebildiğini ifade eden Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Hani eskiden derlerdi ya piramitleri Mısırlılar da Mayalar da yapmış. Güney Asya’da da yapılmış ve Mısırlılarla Mayaların birbirinden haberi yok mesela. Ama aynı dönemlerde aynı yaratıcılığı kullanmışlar. Bilim insanları da genelde bir keşif yaptıkları zaman bunu bir an önce yayınlamak ve dünyaya duyurmak isterler çünkü bir iki ay içerisinde başkaları da benzer keşifleri yapabiliyor. Sanki evrensel bir kolektif bilinç bağlantısı varmış gibi bir sezgisel durum oluyor.” dedi.

"Herkes zihninin derinliklerinde birbirine bağlı olabilir"
Bu durumun, zamanın ruhu denen şeyin kıvamına gelmesi ile veya birçok insanın aynı şeylerle uğraşmasından kaynaklanıyor olabileceğine değinen Tarlacı, “Belki de daha geniş bilmediğimiz derin bir bağlantısı da olabilir yaratıcılıkla. Jung’un bakış açısı ‘Kolektif Bilinçaltı’na göre; aslında hepimizin zihninin ve bilincin derinliklerinde birbirimize bir şekilde bağımız var. Bu bağ ortak sembolleri kullanmamızı sağlıyor, ortak rüyaları görmemizi sağlıyor. Farklı toplumlarda da aynı yorumlanan benzer rüyalar var. Örneğin dev ağaç görmeler yeniden başlangıcın ve kuruluşun sembolü oluyor gibi. Ama bu tamamen arka planı kanıtlanmamış klasik bakış açısıdır. Fizikle ya da kuantum fiziği ile bakarsak evrende her şey aşağı yukarı birbirine bağlı. Çünkü yedi milyar yıl önce zaten hepimiz toplu iğne başı büyüklüğündeki bir alanın içerisinde, uzayın içerisinde zamansız mekânsız olarak bir aradaydık. Dış dünyada gördüğümüz her şey evren ya da birçok şey bir aradaydı. Bir bağlantımız var, tabii bir başlangıç da.” şeklinde konuştu.
“Yaratıcı bir fikir aniden gelmez”
Bütün yaratıcı kişilerdeki ilhamsal algının, aslında müzisyenlerin, büyük bestecilerin, yazarların ve diğerlerinin kendilerinden de fark ettikleri bir şey olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Bir anda kafanızın içine inen bir şeyi daha sonra anlaşılabilecek şekilde parçalara ayırarak ifade etmeniz gerekiyor. Ancak biz bekleyelim de kafamızın içine bir fikir insin gibi bir şey olmaz. O fikre bir farkındalığınızın olması ve bunun orijinal bir şey olduğunun farkında olmanız gerekiyor. Genelde yaratıcı kişilerin zihnine inen bu ilhamlar, daha öncesinde zaten hazırlıklar yapmışlardır. Bir gün o kıvamına ulaşınca da insanın zihnine bir bütün olarak iniyor. Yani önce uğraşırsın onu içselleştirirsin bilinçli olarak, sonra onu sanki unutmuş gibi olursun yani kuluçkaya bırakırsın. Bilincin derinliklerinde kendi kendine pişmeye devam ediyordur. Sonra bir gün beklenmedik bir şekilde fikir zihninizin içine iner.” ifadelerini kullandı.
Bunun biraz sağ ve sol beyinle de alakalı olduğunu sözlerine ekleyen Tarlacı, “Sağ beyin bilgiye bütün olarak hakimdir. Daha bütünsel ele alıyor. Ama sağ beynin dili olmadığı için onu daha çok çizerek sembolik anlatır. Sembolik anlattığı için o bütünsel bilginin eğer biz bunu yazacaksak çizeceksek notaya çevireceksek, sağ beynimizden sol beyne gitmesi lazım. Fakat burada genelde bilgi kayıpları olur. Bazen olur ya bir şey hissedersiniz yani kafanızdaki sorunun cevabı vardır. Bir aydınlanma olur bir anda, fakat onu konuşma ve ifade etme kısmında yetersizliğinizi kendiniz fark edersiniz. İlhamı bazen günlük ifadelerle dile dökmek imkansız olabiliyor. O zaman yeni kelimeler icat edebiliyorsunuz zihninizdeki bütünselliği anlatabilmek için.” açıklamasını yaptı.
“Sezgi ve yaratıcılık arasında çok büyük bir bağlantı var”
“Sonuçta sezgi bilim, nöroloji ya da sinir olarak bakıldığı zaman yokluktan gelen bir bilgi değildir.” diyen Tarlacı, aslında bilinç dışı bilgi işleminin bir ürünü olduğunu söyledi. Tarlacı şöyle devam etti:
“Hiçbir şey yapmayıp bana ilham gelecek diye beklemek olmaz. Sezgi, işleyen bir beyinde anlam kazanır. Orada ortaya çıkar. Sezgi ve yaratıcılık arasında çok büyük bir bağlantı var. Ama bu olmayan bir yerden gelen bir bilgi değil. Ama o bilgiyi de fark etmek için hazır ve işleyen bir beyin olmak gerekiyor. Bugün zihnimizde yüz yıl sonraki bir teknoloji düşebiliriz ama bunu anlamak, yorumlamak için bir zekaya ön hazırlığa sahip olmamız gerekiyor.”

“Yaratıcı kişiler kuralları sevmez, sınırlarda dolaşır”
Herkesin yaratıcı olamayacağının, çünkü yaratıcılığın kişilik özellikleriyle bağlantılı olduğunun altını çizen Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Yaratıcı kişiliğin özellikleri vardır. Dışarıdan dayatılan kuralları sevmezler. Kuralların dışına taşmaya bayılırlar. Normal ve normal olmayan arasındaki sınırlarda dolaşmayı severler. Mistik eğilimleri olur genelde ve dışarıdan bu özellikleri garip olarak algılanırlar. Bundan dolayı toplumda genelde reddedilirler.” dedi
Kişinin mizaç ve karakter bileşeni olarak bakıldığı zaman, mizaç olarak böyle bir özellik taşıyan kişinin yaratıcı olabileceğini belirten Tarlacı sözlerini şöyle tamamladı:
“Kişi önündeki yaratıcılık sürecinde belirsizliğe tahammül edebilecek ve karşı çıkışlara karşı dirençli olacak. Ama nihayetinde toplulukla da alakalı bir şey. Birey evet yaratıcı olabilir ama topluluk ona müsaade etmeli, korumalı. Ayrıca bunların yanında toplumda refahın da olması gerekir. Toplumun ve bireyin belli bir ekonomik refahın üstüne çıkması lazım. Temel ihtiyaçların giderilmesi gerekir. Yaratıcılığın ulaştığı şeyler çok karmaşık değildir. Yaratıcılık ürünleri basit, estetik, anlaşılır ve genelde güzeldir.”