İBB Yargılaması: Adaletin Kırılma Anı
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun adıyla özdeşleşen yargılama, artık sadece bir şahsın davası olmaktan çıkmış durumda. Bu dosya, Türkiye’de adalete güvenin ve hukuk devleti iddiasının adeta turnusol kâğıdına dönüşmüş bir sınav niteliğinde.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı hakkında devam eden yargılama, Türkiye’de uzun süredir tartışılan adalet meselesini yeniden gündemin tam ortasına yerleştirdi. Dosyanın teknik ayrıntılarından bağımsız olarak, bugün toplumun geniş bir kesiminde ortak bir kanaat şekillenmiş durumda: Bu davada verilecek karar, ne olursa olsun, büyük ihtimalle “siyasi” olarak okunacak.
Bir ülkede mahkeme kararlarının içeriğinden çok arka planına dair kuşkular konuşuluyorsa; insanlar hüküm daha açıklanmadan “zaten karar önceden verilmişti” diyorsa, orada yargıya duyulan güven ciddi biçimde zedelenmiş demektir. Hâkimlerin niyetleri ne kadar iyi olursa olsun, algı bu noktaya taşındığında adalet duygusunun yara aldığını kabul etmek zorundayız.
Bu nedenle İBB davası, yalnızca bir kişinin geleceğini belirleyen sıradan bir dosya değildir. Türkiye’de adalet terazisinin nasıl işlediğine dair toplumsal yargıyı şekillendiren bir kırılma noktasıdır.
Kamu Vicdanı Ne Diyor?Son dönemde yapılan anketler, toplumun önemli bir bölümünün, hükümetin özellikle belediyelerde yürüttüğü soruşturmalarda eşit ve adil davranmadığı kanaatinde olduğunu gösteriyor. Bu duygu, İBB davasının okunuşunu da doğrudan etkiliyor.
Vatandaşlar bu davayı, tek başına bir yargılama olmaktan ziyade, son yıllarda muhalefet belediyelerine yönelik art arda gelen soruşturmaların bir halkası olarak görüyor. Aynı fiili işlediği iddia edilenler arasında, iktidara yakın olanlarla muhalif olanlar arasında farklı uygulamalar olduğu düşüncesi, kamu vicdanında derin bir adalet yarası açıyor.
Böyle bir atmosferde İBB davasında verilecek hükmün, ne kadar detaylı hukuki gerekçelerle yazılırsa yazılsın, geniş kesimler nezdinde “ikna edici” olması oldukça zor görünüyor. Çünkü insanlar artık karara değil, kararın nereden ve nasıl geldiğine bakıyor.
Bugün İstanbul’un kalbinde görülen bu dava, aslında Türkiye’nin yüreğinde biriken adalet sızısının dışa vurumudur.
(Yazımızın 2. Bölümünü Yine Manisa Son Haber de burada Yarın Okuyabilirsiniz.)
16 Kasım 2025
Ahmet Orhan