Son yapılan kamuoyu araştırmaları çok önemli bir sosyolojik veriyi tespit etti.
Yapılan araştırmalar sonucunda daha önce AKP’ye oy verdiği halde şimdi iktidar partisine oy vermeyeceğini söyleyen başörtülü kadınların sayısının bir milyonu aştığı değerlendirilmektedir.
Bu tespit AKP için ciddi bir erken uyarı mahiyetindedir.
Başörtüsünün son haftalarda tekrar gündeme gelmesinin temelindeki olgu da budur.
Bu değişimi sadece “bir milyon seçmenin tercih değişimi” diye değerlendirmek eksik ve yanlış olur.
Bu tespiti yapmamın bir kaç sebebi var; her şeyden önce konu edilen bayan seçmenin çarpan etkisini de düşündüğümüzde ciddi sayılara ulaşan bir kitleyi yönlendirme etkisine sahip oldukları kabul edilecektir.
Diğer bir gelişme de ilk defa “kemik oy” denilen blokta büyük bir çözülmenin olmasıdır.
Hatırlanacaktır, TBMM de AKP’li çoğunluğu başörtülü olan bayan milletvekilleri topluca basın açıklaması yapmış ve anayasa değişikliği için destek istemişti.
Bu açıklamayı bayanlara yaptırmanın altında yatan gerçek “başörtülü bayanlar, sizin oy vermeniz gereken tek adres burası” mesajını söz konusu kitleye ulaştırabilme kaygısıdır.
Eğer laikçi bayanlardan başörtülüleri ötekileştirici mesajlar gelmezse bu türden gayretler beyhude bir çaba olacaktır.
Öyleyse AKP’ye oy vermeyeceğini söyleyen bu bir milyonluk seçmen kitlesi hangi adaya ve partiye oy verecek?
İktidar partisi bu seçmen kitlesini tekrar AKP’ye oy vermeye ikna edebilecek mi?
Anayasa değişikliği süreci, başörtülü seçmen tercihlerinde nasıl etki yapacak?
Bu soruların cevaplarını son iki aydaki siyasi gelişmelere ve bu farkındalık ile bakarak bulmaya çalışalım... Başlangıç olarak Kılıçdaroğlu durup dururken başörtüsünü ülke gündemine dâhil edip yeni bir yasayla çözme çağrısı yaptı.
Erdoğan ise “ evet çözelim ana anayasa ile kökten çözelim” diyerek anayasa değişikliğini önermekle kalmadı değişiklik için çalışmaları başlattı.
Aradığımız cevaplar iktidar ve muhalefetten gelen iki hamlenin ikisinde de gizli değildir…
Aradığımız cevap; Erdoğan’ın İyi parti genel başkanı Meral Akşener’e yaptığı çağrıda gizlidir.
Erdoğan’ın gerek sol, gerekse sağ makul seçmenle birlikte milliyetçi-muhafazakâr kitleye hitap etmekte olan Akşener’e “ senin onların arasında(6’lı masa) ne işin var”, diyerek yaptığı davet çok manidardır.
Bildiğiniz gibi CHP hariç altılı masadaki diğer partiler de söz konusu seçmenlerin en azından bir bölümüne hitap etmektedir. Dolaysıyla milliyetçi muhafazakâr seçmen tabanı bakımından İyi Parti tek seçenek değildir.
Bu gerçeğe rağmen Erdoğan’ın çağrısı sadece Akşener’e Cumhur İttifakına açık bir davettir.
Bu çağrı, aradığımız cevabı işaret eder mahiyettedir. Bugüne kadar her seçimde AKP’ye verilen oyların, muhalefete özellikle de İYİ Parti’ye yönelmesini ve dolaysıyla da AKP oylarındaki erimeyi durdurabilmek, hatta geri kazanabilmek gerçekten çok önemlidir.
Şurası unutulmamalıdır ki bu erimenin sebebini doğru tespit etmeden gidişatı durdurmak elbette mümkün olamayacaktır.
İyi parti ve Meral hanımın milliyetçilerin dışında muhafazakâr tabanda da cazibe merkezi olması artık rakipleri tarafından da kabul edilmektedir.
İktidar partisi olaya seçmen kaybı olarak bakarak yanlış yapıyor.
Yara çok daha derindir; inanç ve güven kaybı çok nettir.
Bu nedenle arzu ettikleri sonuca ulaşmaları pek mümkün gözükmemektedir.
Cumhur İttifakı ile Millet İttifakı arasındaki seçim yarışında dengeleri değiştirme potansiyeli sadece Meral Akşener’de mevcuttur.
Bu gerçeği gören Cumhurbaşkanı Erdoğan iktidarı kaybetmeyle son bulabilecek kötü gidişi İYİ Partiyi Cumhur İttifakına katılmaya ikna ederek aşmak istemiştir.
Sayın Akşener’in davete verdiği cevap da en az davetin kendisi kadar dikkat çekici özelliktedir.
Akşener’in Cumhur İttifakını kast ederek “Milletimizin geleceğinin heba edildiği, ortaya sürüldüğü bir kumar masasında hiç olmadık. Bundan sonra da olmayız” deyişi şüphesiz ki halen RTE’nin kulaklarında çınlamaktadır.
Bütçe görüşmeleri sırasında İYİ Partili Trabzon milletvekilini AKP’li Bursa milletvekili tarafından ölümle neticelenecek bir şekilde darp edilmesi, önümüzdeki günlerde iktidar tarafında CHP ve Kılıçdaroğlu’ndan daha fazla Akşener ve İYİ Partinin hedef alınacağının işareti olarak değerlendirilmelidir.
2023 seçiminde sonucu tayin etme durumundaki taraflar netleşmiş olmakla birlikte henüz tablo belirgin değildir.
“Çala çala bir havaya dönecektir” diyelim, biraz daha beklemeye devam edelim.
19 Aralık 2022
Ahmet Orhan