İktidarın Siyaset Üslubu ve Kılıçdaroğlu’nun Seyahatleri / Ahmet Orhan Yazdı...

Türkiye’nin nabzı gerek içerde gerekse dışarda yüksek tansiyon belirtileri sergilemekte.

İktidarın Siyaset Üslubu ve Kılıçdaroğlu’nun Seyahatleri / Ahmet Orhan Yazdı...

Türkiye’nin nabzı gerek içerde gerekse dışarda yüksek tansiyon belirtileri sergilemekte.

İçinde bulunduğumuz günlerde değişen hükümet sisteminde neredeyse TBMM’nin tek fonksiyonu haline gelmiş olan Tayyip Erdoğan hükümetinin 2023 bütçesine ait görüşmeler, meclis Plan ve Bütçe Komisyonunda devam etmekte.

Gelenek olduğu üzere bakanların kendi bakanlıklarının bütçesi üzerine gelen soru ve eleştirileri cevapladığı görüşmeler, bu yıl çoğu zaman gergin tartışmalara sahne olmakta.

Yeni hükümet sisteminin en önemli eksikliklerinden olan TBMM tarafından onaylanmayan bakanlarla milletvekilleri arasında, bakanların kullandığı üslup ve tavır nedeniyle geçmiş örnekleri aşan sıkıntılar yaşanmakta.

Tartışmalar nedeniyle görüşmelere sık sık ara verme zarureti hasıl olmakta.

İktidarının yaklaşık 15 yılında başarısını ekonomik ve sosyal politikalara dayandıran Erdoğan hükümetleri, 2015 hendek hadisesinden bu yana güvenlik politikalarında başarı aramaktadır.

Yazımızın bir bölümünün konusu da iç ve dış güvenlikten sorumlu bakanlık bütçeleriyle alakalı olacaktır.

İÇİŞLERİ BÜTÇESİ

Öncelikle İç İşleri Bakanlığı bütçesi üzerinde yapılan komisyon çalışmalarında ne yazık ki milletimiz tarafından tasvip görmesi mümkün olmayan tartışmalar dikkati çekmiştir.

Üstelik İstiklal caddesinde girişilen hain kanlı eylemden sonraya denk gelen bu görüşmelerin elbette daha bir ciddiyetle olması beklenirdi.

Milletimizin çoğunluğu tarafından PKK ile mücadele konusunda başarılı bulunan Süleyman Soylu, vekillerden özellikle isimleri uyuşturucu ticaretinde geçen kişilerle yakınlığı hakkında gelen sorular karşısında cevaplama yerine karşı soru sormayı tercih etmiş, muhataplarıyla kısır tartışma ortamı yaratmayı stratejik olarak benimsemiştir.

Bakan Soylu, muhalefetten gelen sorular karşısında hoş görülmesi mümkün olmayan hakaretlerini en üst seviyeye kadar taşıyarak “Kılıçdaroğlu şerefsizdir” sözcüklerini bir hüküm cümlesi üslubunda sarf edebilmiştir.

Bu hakaret karşı hakaretleri tetiklemiştir. Bir anlamda CHPli vekiller öfkelerine yenik düşerek oyuna gelmişlerdir.

Böyle bir zeminde söz konusu bakanlık bütçesinin sağlıklı ve yeterli müzakere edilmesini beklemek elbette saflık olurdu.

Netice olarak bakan Soylu’nun krıminal kişilerle olan fotoğraflarının hikâyesi bile öğrenilemeden gürültü ve kavga içinde İç İşleri Bakanlık bütçesinin komisyon görüşmeleri tamamlanmıştır.

CHP uyguladığı muhalefet stratejisi çoğu kere olduğu gibi bir kez daha hiçbir işe yaramamıştır.

MİLLİ SAVUNMA BÜTÇESİ

Bildiğiniz gibi ülkemizde milli ibaresi isminin başında yer alan iki bakanlık vardır, Milli Eğitim ve Milli Savunma Bakanlıkları.

Milli ibaresini taşımış olmaları siyasi kutuplaşmalar dışında, milletçe iki bakanlık faaliyetleri üzerinde hem fikir olduğumuz anlamına gelmektedir.

Ne yazık bu iki bakanlık faaliyetlerinin AKP iktidarı döneminde muhalefet tarafından artık milli politikalar yerine Erdoğan’ın tercihlerine göre yürütüldüğü şeklinde değerlendirilmektedir.

Bunun doğal sonucu olarak da iki bakanlıkta diğer bakanlıklar gibi iktidar-muhalefet çekişmesine konu olmaktadır.

Tıpkı İç İşleri bütçe görüşmeleri gibi Milli Savunma bütçesi de ordumuzun yürütmekte olduğu sınır ötesi operasyonu Pençe-Kılıç Harekâtı devam ederken komisyona gelmiştir.

Bakanın yürütülmekte olan harekât hakkında bilgilendirme konuşmasıyla normal seyrinde ilerleyen bütçe görüşmeleri İYİ Parti Mv. Aytun Çıray’ın bakana yönelttiği sorulardan sonra hiç arzu etmediğimiz noktalara varmıştır.

Bütçe müzakeresine iyi hazırlandığı anlaşılan Aytun Çıray Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’a, Türk askerinin başına çuval geçiren ABD Kara Kuvvetleri Komutanı Raymond Odierno’dan liyakat madalyası almasını gündeme getirerek “O ödülü niye aldınız?” diye sorması üzerine bakanın verdiği “Bir tek ben mi aldım, almayan yok” şeklindeki cevap son derece manidardır.

Aytun Çıray’ın “Bu ödülü reddetseydiniz sonuçları ne olurdu? Genelkurmay Başkanı olmanızın önünü keserler miydi?” sorusu da yerinde ve merak uyandıran hüviyetteydi.

Bu soru ne kadar makul ve yerindeyse Bakan Akar’ın “Karşına kamerayı koy, şov yapmak için. Biraz sonra bunları yayınlayacaksın, oy alacaksın. Nah alırsın böyle oy. Bozulmuşsun” sözleri o derece çirkindi.

Karşılıklı konuşmanın sadece bir kısmını alıntılayarak buraya koydum.

Tamamını okuduğunuzda siz de göreceksiniz ki Sayın Çıray milletimizin vekillerinden beklediği üslupla görevini yaparken bakan Akar’ın cevabı ise eski bir Genel Kurmay başkanı olarak umur, ikbal görmüş birine yakışmayacak kadar kaba hatta çirkindi.

Hulusi Akar’ın yakışıksız rencide edici söylemlerine karşın sinirlenmeden sabırla ve kuvvetli bilgilerle karşılık veren Aytun Çıray’ın komisyondaki tutumu, başta CHP’li vekiller olmak üzere her milletvekiline örnek olacak kadar değerlidir.

Bravo Aytun Çıray!

KILIÇDAROĞLUNUN YURTDIŞI SEYAHATLERİ

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu geçmiş yıllarda emsallerinin de yaptığı gibi iki önemli seyahat yaptı.

Önce gerçekleştirdiği ABD seyahati beklendiği gibi iktidar kanadından FETÖ ile irtibatlandırmak suretiyle yoğun saldırılara neden olmuştu.

Hamburger ile sembolleşen bölümünde Gülen veliahtlarıyla doğrudan görüştüğü iddia edilirken, Sayın Kılıçdaroğlu bu gezinin bilgilenmeye dayalı bir çalışma seyahati olduğunu iddia etmişti.

İkinci seyahatini de İngiltere’ye dünyanın önde gelen finans merkezlerinden Londra’ya yapmış olması da yine aynı dozda Cumhur İttifakı sözcüleri tarafından değerlendirilerek Türkiye’yi yabancı devletlerin emrine verecek bir politika arayışı olarak değerlendirildiğine şahit olduk.

Maalesef Türkiye, içinde bulunduğu Coğrafyada batı normlarını benimsemede komşularından çok ileride olmasına rağmen iktidar muhalefet ilişkileri açısından tam bir şark zihniyetine sahiptir.

Bu nokta itibariyle söylemler kamplaştırıcı, bloklaştırıcı hatta düşmanlaştırıcı mahiyettedir.

En kolay olarak rakibe münasip görülen sıfat, ihanet ve hain sıfatlarıdır.

Batının bir parçası olma siyasetinin takipçisi olma yaklaşımını Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana tüm iktidarlar, gelişmiş batı ile özellikle de ABD ve İngiltere ile iyi ilişkiler kurma isteği ve çabası her iktidar adayı ve iktidar siyasetçisinde görülmüştür.

Buna en muhafazakârından en liberaline kadar iktidar adayı parti liderinde rastlanmış olmasına rağmen ana muhalefet partisi liderini ayrı görmek mümkün değildir.

Kemal Kılıçdaroğlu partisini doğal olarak iktidara taşımak istemekte ve ciddi çalışmalar yürütmektedir.

Bu uğurda zaman zaman başarılı örnekler de vermiştir.

Emekli ikramiyelerinin hayata geçmesinde hükümeti etkileyerek bu uygulamayı yapmaya mecbur ettiği her insaf sahibinin kabul edeceği bir gerçektir.

Kılıçdaroğlu’nun dünyanın en öndeki finans merkezlerine temsilci gönderme yerine bizzat yaptığı seyahatler de bu anlamda değerlendirilmelidir.

İnancım odur ki 23 Kasım tarihinde grup toplantısında işaret ettiği 3 Aralıkta açıklayacağı yeni vizyon planıyla iktidarı sıkıştıracak, belki de bazı bakımlardan kopya çekmeye mecbur edebilecektir.

Benden söylemesi…

Bekleyelim görelim.

23 Kasım 2022

Ahmet Orhan

Güncelleme Tarihi: 23 Kasım 2022, 21:21
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER