Eş Zamanlı Orman Yangınları ve Sabotaj Gerçeği / Ahmet Orhan Yazdı....

Orman yangınları yalnızca doğaya değil, bir milletin psikolojisine de saldırıdır. Devlete olan güveni sarsmak, ekonomik kayıplar yaratmak, turizmi baltalamak ve kamu kaynaklarını zorlamak gibi pek çok stratejik hedef barındırır.

Eş Zamanlı Orman Yangınları ve Sabotaj Gerçeği / Ahmet Orhan Yazdı....

Bir vatan yangınına dönüşen sessiz savaş…

Bu ülkede sadece ağaçlar yanmıyor… Toprağa sinmiş korkular, ciğerlere dolan öfke ve milletin güven duygusu da her alevle birlikte tükeniyor. Türkiye'nin dört bir yanında aynı gün başlayan orman yangınları, sadece tabiatı değil, ruhumuzu da küle çeviriyor. Art arda yaşanan yangınların, bazı kritik tarihsel dönüm noktalarıyla örtüşmesi ise, tesadüf olamayacak kadar dikkat çekici.

15 Temmuz’un, Kıbrıs Barış Harekâtı’nın yıldönümünde, Suriye’de yeniden istikrarın sağlanmaya çalışıldığı bir atmosferde yaşanan bu eş zamanlı yangınlar, akıllara organize sabotaj ihtimalini getiriyor. Ne yazık ki bu ihtimal artık sadece bir şüphe değil; delillerle desteklenen bir gerçekliğe dönüşüyor.

En çarpıcı gelişme, Bursa’nın Harmancık ilçesinden geldi. 03 plakalı aracıyla yangın bölgesine gelen bir kişi, elindeki benzin bidonuyla yangını bizzat çıkardığını itiraf etti. Emniyet kaynaklarına göre, bu şahıs FETÖ bağlantısı tespit edilen ve bu nedenle ordudan ihraç edilen biri. İfadesinde bölgeyi kasten ateşe verdiğini açıkça beyan etti.

Bu yangının arkasındaki niyetin yalnızca devlete ve millete düşmanlık mı olduğu, yoksa başka devlet ya da terör örgütleriyle bağlantılı bir operasyon mu olduğu henüz netlik kazanmadı. Ancak bu gelişme, aynı gün Türkiye genelinde başlayan çok sayıda yangının bir rastlantı değil, organize bir sabotaj zincirinin parçası olabileceğini güçlü biçimde ortaya koyuyor.

Orman yangınları yalnızca doğaya değil, bir milletin psikolojisine de saldırıdır. Devlete olan güveni sarsmak, ekonomik kayıplar yaratmak, turizmi baltalamak ve kamu kaynaklarını zorlamak gibi pek çok stratejik hedef barındırır. Bu yönüyle, yangınlar terör örgütleri için "sessiz ama etkili" bir silaha dönüşür.

FETÖ gibi yapılar, yalnızca darbe girişimleriyle değil, bu tür sinsi ve alçak yöntemlerle de Türkiye'ye zarar vermeyi sürdürüyor. Harmancık’taki itiraf, bu yapının hâlâ uyuyan hücreleri aracılığıyla harekete geçebildiğini açıkça gösteriyor.

Bu noktada kamuoyunun beklentisi çok net:

  • Tüm orman yangınları sabotaj ihtimaliyle soruşturulmalı,

  • Bu tür sabotajlara karşı TSK ve MİT koordinasyonuyla özel güvenlik mekanizmaları kurulmalı,

  • Yangın eylemleri “terör suçu” kapsamına alınarak en ağır cezalara çarptırılmalı,

  • FETÖ ve benzeri örgütlerin bu alandaki faaliyetlerine yönelik devlet politikaları güncellenmeli.

Yangın söndürme uçaklarının yetersizliği, orman köylülerinin eğitimsizliği, koordinasyon eksiklikleri gibi yapısal sorunlar da göz ardı edilemez. Türkiye gibi yangın riski yüksek bir coğrafyada hâlâ yeterli insan gücü, teknoloji ve istihbarat altyapısı oluşturulamamışsa, ortada ciddi bir yönetim zaafı var demektir.

Bu ülkenin ormanlarını kim yaktıysa, bu milletin ciğerini de o yaktı. Alevler sadece ağaçları değil, binlerce canlının yaşam alanını, çocuklarımızın geleceğini kül etti. Artık sessizlikle, ihmalle ya da “tesadüf” diyerek geçiştirmekle bu acı dinmeyecek.

Bursa’daki FETÖ şüphelisinin itirafı, bu yangınların sadece çevre felaketi değil, bir vatan meselesi olduğunu ortaya koymuştur. Bu mücadele artık yalnızca itfaiyecilerin değil; güvenlik güçlerinin, siyasetin, yargının ve her bir vatandaşın ortak görevi olmalıdır.

Aksi hâlde, yangın sadece ormanlarda değil; vicdanlarda da sönmeyecek.

28 Temmuz 2025

Ahmet Orhan

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER