
Bir siyasi hareketin doğması önemlidir.
Toplumun güvenini kazanması ise daha da önemlidir.
Fakat siyaset, yalnızca doğru fikirler üretme veya toplumun takdirini kazanma sanatı değildir. Nihayetinde bütün siyasi hareketler, ortaya koydukları düşünceleri devlet yönetimine taşıyabildikleri ölçüde başarıya ulaşırlar.
İşte bu nedenle, Özgür Özel liderliğinde şekillenmesi beklenen yeni siyasi hareketin önündeki son ve en büyük sınav, iktidar alternatifi olabilmektir.
Bu hedef, sanıldığından çok daha zorlu bir mücadeleyi gerektiriyor.
Çünkü Türkiye artık klasik parlamenter sistemin siyasi dengeleriyle yönetilmiyor. Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi, siyasi partileri yalnızca kendi tabanlarına değil, toplumun yarısından fazlasına hitap edebilecek geniş bir toplumsal mutabakat oluşturmaya mecbur bırakıyor.
Bu gerçek, yeni hareket açısından hem büyük bir zorluk hem de önemli bir fırsattır.
Eğer kurulacak siyasi hareket yalnızca Cumhuriyet Halk Partisi'nin seçmen tabanına dayanırsa, iktidar yolculuğunun başarıya ulaşması oldukça güç olacaktır. Çünkü Türkiye'nin seçim matematiği artık bunu mümkün kılmamaktadır.
İktidar olmanın yolu, yalnızca mevcut seçmeni korumaktan değil; bugüne kadar farklı siyasi tercihlerde bulunmuş milyonlarca vatandaşa da güven verebilmekten geçmektedir.
Merkez sağ seçmene...
Milliyetçi hassasiyetleri bulunan vatandaşlara...
Muhafazakâr demokratlara...
Kararsız seçmenlere...
İlk kez oy kullanacak gençlere...
Kadınlara...
Üreticiye...
Sanayiciye...
Esnafa...
Çiftçiye...
Emekliye...
Kısacası, Türkiye'nin tamamına hitap edebilecek yeni bir siyasal dil oluşturulamadan güçlü bir iktidar alternatifi ortaya çıkarmak kolay görünmemektedir.
Yakın siyasi tarihimiz, bu konuda önemli örnekler sunmaktadır.
AK Parti, kuruluş yıllarında yalnızca belli bir siyasi geleneğin temsilcisi olmayı değil, toplumun farklı kesimlerini aynı siyasi çatı altında buluşturmayı hedefleyen bir merkez parti görünümü oluşturarak geniş bir destek tabanı elde etti.
Bugün yeni hareketin de benzer bir soruyla karşı karşıya olduğu görülmektedir.
Acaba yalnızca bir muhalefet partisi mi olacaktır?
Yoksa Türkiye'nin yeni merkez partisi olma iddiasını mı taşıyacaktır?
Bu sorunun cevabı, yalnızca seçim sonuçlarını değil, Türkiye siyasetinin önümüzdeki yıllardaki yönünü de belirleyecektir.
Ancak güçlü bir teşkilat ve geniş bir toplumsal destek tek başına yeterli değildir.
Toplum artık yalnızca iktidarın eleştirilmesini değil, ülkenin nasıl yönetileceğini de duymak istemektedir.
Bu nedenle yeni hareketin; hukuk devletini güçlendiren, adalet duygusunu pekiştiren, kuvvetler ayrılığı ilkesini güvence altına alan, demokratik standartları yükselten ve kamu yönetiminde liyakati esas alan kapsamlı bir reform programı ortaya koyması gerekecektir.
Ekonomide ise yatırım ortamını korurken gelir dağılımındaki adaletsizliği azaltan, üretimi teşvik eden, emeğin karşılığını yükselten, emekliyi insanca yaşatmayı hedefleyen, çiftçiyi yeniden üretime özendiren ve gençlere gelecek umudu veren politikalar geliştirilmeden toplumun geniş kesimlerinin desteğini almak mümkün olmayacaktır.
Çünkü seçmen artık yalnızca vaat değil, uygulanabilir çözüm beklemektedir.
Bu yazı dizisinin ilk bölümünde, Türkiye'nin alışılmışın dışında bir siyasi yeniden yapılanma sürecine girebileceğini değerlendirmiştik.
İkinci bölümde ise bu hareketin en büyük sermayesinin güven olacağını ifade etmiştik.
Bugün gelinen noktada ise şu gerçeği görmek gerekiyor:
Muhalefetin yeniden inşası, yalnızca yeni bir parti kurmak değildir.
Muhalefetin yeniden inşası; güven veren kadrolar oluşturmak, farklı toplumsal kesimleri ortak hedeflerde buluşturmak, güçlü bir demokrasi vizyonu ortaya koymak ve ülkeyi yönetmeye hazır olduğunu millete hissettirebilmektir.
Başarılabilirse, Türkiye yeni bir siyasi döneme girebilir.
Başarılamazsa, bu girişim de siyasi tarihimizin büyük umutlarla başlayıp beklenen sonucu üretemeyen hareketleri arasında yerini alacaktır.
Her siyasi hareket kendi kaderini önce toplumun vicdanında, sonra sandıkta belirler.
Son sözü yine millet söyleyecektir.
Bu metin, gazete köşe yazısı yayımlama standardına uygun şekilde düzenlenmiştir. İçerik korunmuş; yalnızca imla, noktalama, paragraf yapısı ve akıcılık iyileştirilmiştir. İsterseniz bunu Dönüştür bunu ulusal gazetelerde kullanılan daha edebî köşe yazısı üslubuna.
25 Temmuz 2026
Ahmet Orhan
Güncelleme Tarihi: 25 Temmuz 2026, 12:54