
Hayat pahalılığının getirdiği ortamda sular hızla ısınmaya devam ediyor.
Türkiye nüfusunun büyük çoğunluğunu oluşturan dar gelirlilerdeki hararet öyle anlaşıyor ki hükümeti bile yakacak noktaya doğru hızla ilerlemekte.
Hükümet ne yaparsa yapsın, yanmakta olan ateşe ne kadar su dökerse döksün ateş tıpkı kimyasal yangınlarında olduğu gibi azalacağına daha da şiddetlenmekte.
Erdoğan’ın son günlerde mutat hale gelen müjdeleri de, hassas konular üzerinden kurguladığı cepheleştirici tartışmaları da yükselen harareti düşürmeye yetmemektedir.
Öyle ya, kulların hesabı varsa yüce Yaradan’ın da bir hesabının olacağına hiç şüphe yoktur.
Bugüne kadar emsali görülmemiş promosyonlarla bile vatandaşın kanaatlerini değiştirmekte yetersiz kalınmakta.
Türkiye’de perakende ticaretin neredeyse yarısından fazlasını elinde bulunduran zincir marketlerin, sayıları binlerle ifade edilen zorunlu tüketim mallarında şimdilik fiyatları sabitleme taahhütleri bile beklenen faydalı etkiyi yaratamamaktadır.
Her türlü tüketim malzemeleri imalat ve ticaretini yapan, Erdoğan sayesinde işlerini devasa boyutlara taşıyanların da bizzat hükümet tarafından imdat alarmları yardıma çağrılmış olmaları olumlu yanıt bulmuş olsa dahi vatandaşın gönlünü almaktan çok uzak görünmekte.
Tabiri caizse patron çıldırdı...
Hamdolsun, Rabbim verdikçe veriyor sözlerine mazhar olacak müjdeler, hedefin yakınından geçmekten öteye tam anlamıyla karavana.
Öyle anlaşılıyor ki Erdoğan girdiği yanlış yolda “benden sonra tufan” yaklaşımıyla müjdelere devam edecektir.
Esnafa enflasyonla hiç bir bağlantısı olmayan faizlerle kredi, hazineden hibeler yağmur gibi yağdırılacak.
Söz konusu devlet kasasından ulufelerden kimlerin yararlanabileceği soru işaretlerini barındırsa da maruz halkın kulakları müjdelerle sıkça çınlayacak.
Kuvvetle muhtemel EYT’lilere, olumlu etkileri geçmeyecek bir sürede, seçim arifesinde, birkaç maaş tutarında ilk emekli maaş ödemeleri yapılacağını tahmin etmek akla hiç uzak değildir.
Hiç merak etmeyin, çalışanlara ve emeklilere de aynı günlerde bir düzeltme zammı yapılarak onların da ne kadar düşünüldüğü ispat edilmeye çalışılacaktır.
Ama nafile, bir zamanlar MHP liderinin "alın paketi, vur tokadı" sözlerinin günümüze uyarlaması "aldık zammı, vurduk tokadı" sözleri, moda tabirle viral olacaktır.
İşin aslına bakarsanız Türk milleti iktidar değişikliği için geç kalmıştır.
Eğer 20 yıl değil de daha makul bir sürede iktidar değişikliği yapılmış olsaydı, emin olunuz ki kendini gözden geçirmiş bir Erdoğan Türkiye'ye de daha faydalı hizmetler yapıyor olurdu.
Son mahalli seçimlere kadar her seçimden zaferle çıkmış olan Erdoğan, aynanın karşısına geçip “var mı benden daha büyük olan bu dünyada” deme çukuruna düşmeyebilirdi.
Yarın halkın karşısına geçip beni kibir abidesi siz yatınız dese yalan mı olur?
Her insaf sahibinin buna vereceği doğru cevap sadece başını öne eğmek olacaktır.
İktidarın yukarıda değindiğim, durumu kurtarma hamlelerinin etkisi, normal şartlarda rakip aday belli olunca sağlıklı ölçülebilir.
Dikkat ederseniz “normal şartlarda” dedim ama günümüz konjonktüründe şartlar hiç de normal değildir.
Toplumun yaşadığı sıkıntıların büyüklüğü ve etkisi müjdelerin algılanmasına engel olmaktadır.
Bunun yanı sıra, bir de toplumda büyümeye devam eden güven kaybı eklenince halkı ikna etmek, bir kat daha zorlaşmaktadır.
Başörtüsü konusu gündeme gelince Erdoğan “ben forvet oynadım bu ortayı gol yaparım” diyordu.
Aslına bakarsanız bu hayat pahalılığı ile kendisi altılı masaya öyle bir orta yaptı ki, gol yapmak için sadece dokunmak yeterli gibi görünüyor.
Zaman, kalenin ağzına kadar gelmiş olan boş topu, muhalefetin kaleye yuvarlayıp yuvarlayamayacağını gösterecektir.
16 Ocak 2023
Ahmet Orhan
Güncelleme Tarihi: 16 Ocak 2023, 13:05