Demirci ilçesi, Hacıhasan Mahallesi Yağcılar Sokak’ta, sadece 12 metrekarelik ama hatıralarıyla koca bir ömre sığan dükkânda, 77 yaşındaki terzi Yaşar Öztemel iğnesini bir anlığına bıraktı. Çünkü dükkân bu kez pantolon paçası değil, geçmişi onarmaya gelen misafirlerini ağırlıyordu: Acil servis hekimleri.
“Ev üniforması” geri döndü
1960-80 arası Türkiye’nin “ev hali resmi kıyafeti” sayılan çizgili pijamalar… Hani şu bayram sabahı giyilince insanın kendini hem şık hem de rahat hissettiği türden. İşte o pijamalar, bu kez doktorların üzerinde yeniden hayat buldu.

Bir anlamda “pijama partisi”, bir anlamda kültürel restorasyon… Ama en çok da bir “insanlık hatırlatması”.
Doktorlar pijamaları giydi Demirci'yi anlattı: “Biz burada sadece çalışmıyoruz, yaşıyoruz”
2 yıldır ilçede görev yapan Mustafa Sunar, pijamanın sadece bir kıyafet olmadığını şöyle anlatıyor:
“Yaşar amca bize sadece pijama değil, geçmişimizi hatırlattı. O rahatlık, o sıcaklık… İnsan kendini çocukluğunda gibi hissediyor.”
Sunar’ın sözleri sadece nostaljiyle sınırlı değil. İlçedeki yönetim anlayışına da dikkat çekiyor ve Erkan Kara için şu vurguyu yapıyor:
“Samimi yaklaşımı ve desteği, çalışma şevkimizi gerçekten artırıyor.”

“Keşke ilk tercihim olsaydı” dedirten ilçe
Doktorların ortak fikri net: Demirci bir “sürpriz”.
Süleyman Akıncı biraz da itiraf ederek konuşuyor:
“Ön yargıyla geldim ama şimdi diyorum ki keşke ilk tercihim olsaydı. Burası saygının hâlâ yaşadığı bir yer.”
Yiğit Can Yıldırım ise işi biraz daha büyütüyor:
“Demirci gizli kalmış bir hazine.”
Bugünlerde sıkça duyduğumuz sağlıkta şiddet haberlerinin aksine, burada “teşekkür ederim doktor bey” cümlesi hâlâ geçerli bir para birimi gibi dolaşıyor.
60 yılın iğnesi: Sabır, emek ve biraz da sevgi
1960’lardan beri aynı dükkânda, aynı özenle çalışan Yaşar Öztemel’in sözleri ise aslında günün özeti:
“Mesleğimi ilk günkü hevesle yapıyorum. Gençlerin bu kültüre sahip çıkması beni duygulandırdı.”
Mizahın içindeki gerçek çıktı
Düşünün… Yoğun nöbetten çıkan doktorlar, bir terzi dükkânında pijama giyip, geçmişe yolculuk ediyor ve gülüyor.
Kulağa absürt geliyor değil mi?
Ama belki de değil.
Belki de modern hayatın en büyük eksikliği tam olarak bu...
Bir an durup geçmişe bakmak, emeğe saygı göstermek ve “insan” kalabilmek.

Demirci bunu hatırlatıyor.
Sessizce, abartısız, doğal haliyle…

Ve belki de bu yüzden…
En çok da çizgili pijamalar yakışıyor bu hikâyeye.
HABER MERKEZİ
Güncelleme Tarihi: 15 Nisan 2026, 12:47