MEYDANLARDA BAYRAK, MECLİS'TE TRANSFER / Ahmet Orhan Yazdı..

Dolayısıyla Dervişoğlu'nun “ihanete karşı bayrak” açmak için Balıkesir'i, üstelik Kuvayı Millîye Meydanı'nı seçmesi, siyasi söyleminin arka planını anlamak bakımından son derece önemlidir.

MEYDANLARDA BAYRAK, MECLİS'TE TRANSFER / Ahmet Orhan Yazdı..

Siyasetin hafızası vardır.

Bazen üzerinden yarım asır geçse bile bir olay, benzer gelişmeler yaşandığında yeniden hatırlanır. Bugün, başta İYİ Parti'den ayrılarak AK Parti'ye katılan milletvekillerinin sayısı arttıkça, benim aklıma ister istemez 1977'nin son günlerinde yaşanan Güneş Motel olayı geliyor.

Sayıları 19’a ulaşan milletvekili transferleri ciddi bir durumdur.

Ancak bugün önce başka bir görüntünün üzerinde durmak gerekiyor.

Balıkesir...

Bir siyasi partinin genel başkanı, “ihanete karşı bayrak açıyorum” diyerek miting yapacaksa Türkiye'nin herhangi bir şehrini seçebilirdi.

Ama Balıkesir'i seçti.

Bu seçim bana göre tesadüf değildir.

Çünkü Balıkesir, Türk siyasi tarihinin yalnızca bir şehri değil, millî direniş hafızamızın önemli merkezlerinden biridir.

Mitingin yapıldığı meydanın adı da bunu tamamlıyor:

Kuvayı Millîye Meydanı.

İstiklal Savaşı'nın Batı Anadolu'daki örgütlenmesinde lokomotif rol oynayan Kuvayı Millîye ruhunun adını taşıyan bir meydan...

İşgale karşı yalnızca silahla değil, siyasi iradeyle de direnen bir Anadolu'nun hafızasını taşıyan bir şehir...

Yunan işgalinin Batı Anadolu'da yayılması üzerine ortaya çıkan Redd-i İlhak hareketinin örgütlendiği önemli merkezlerden biri Balıkesir'dir.

Balıkesir Kongreleri, işgale karşı yerel direnişin ortak bir iradeye dönüştürülmesinde tarihî bir rol oynamıştır.

Dolayısıyla Dervişoğlu'nun “ihanete karşı bayrak” açmak için Balıkesir'i, üstelik Kuvayı Millîye Meydanı'nı seçmesi, siyasi söyleminin arka planını anlamak bakımından son derece önemlidir.

Burada verilmek istenen mesaj açıktır:

Vatanın bütünlüğü tartışılmazdır.

Millî egemenlik vazgeçilmezdir.

Üniter devlet yapısı pazarlık konusu yapılamaz.

Ve terörün sona ermesi istenirken, bunun Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş esaslarını tartışmaya açacak bir yönteme dönüşmesine izin verilmemelidir.

Dervişoğlu'nun siyasi söylemini anlamak için bu tarihsel zemini gözden kaçırmamak gerekir.

Çünkü Balıkesir'deki konuşma yalnızca bugünün siyasi tartışmasına verilmiş bir cevap değildir.

Aynı zamanda “Kuvayı Millîye'den bugüne uzanan bir vatan ve devlet anlayışının devamıyız” iddiasıdır.

Bu nedenle mitingin yapıldığı meydan, konuşmanın kendisi kadar önemlidir.


Tam burada Türkiye'nin bugün yaşadığı başka bir siyasi gelişmeye dönmek gerekiyor.

İYİ Parti'den ayrılan milletvekilleri...

AK Parti'ye katılan milletvekilleri...

Meclis aritmetiğinin giderek değişmesi...

Ve bütün bunların bize 1977'deki Güneş Motel olayını hatırlatması...

Genç kuşaklar belki hatırlamayacaktır.

1977 seçimlerinden sonra Adalet Partisi'nden ayrılan 11 milletvekili, hükümetin kaderini değiştirecek bir Meclis aritmetiğinin parçası olmuş, Demirel hükümetinin düşürülmesinde rol oynamış ve daha sonra Ecevit hükümetinde bakanlık görevleri üstlenmişlerdi.

Güneş Motel adı, bu nedenle Türk siyasi hafızasına yalnızca bir otelin adı olarak değil, milletvekili transferleri, siyasi çıkar ilişkileri ve siyasi ahlak tartışmasının sembolü olarak geçti.

Bugün yaşananlar elbette Güneş Motel'in birebir tekrarı değildir.

Türkiye'nin şartları da 1970'lerin Türkiye'si değildir.

Ama Güneş Motel'i doğuran siyasi iklimin bazı işaretlerinin yeniden görülmesi, üzerinde düşünmemiz gereken bir durumdur.

Çünkü bugün de siyasi transferler üzerinden Meclis aritmetiği değişmektedir.

Ve burada asıl mesele, kaç milletvekilinin hangi partiye geçtiği değildir.

Asıl mesele şudur:

Milletvekilliği kişisel bir siyasi tercih alanı mıdır, yoksa seçmenin verdiği bir emanet midir?

Elbette milletvekili partisinden ayrılabilir.

Elbette siyasi düşüncesini değiştirebilir.

Elbette yeni bir siyasi yol seçebilir.

Ama seçmenin hangi siyasi programa, hangi siyasi kimliğe ve hangi siyasi kadroya oy verdiği gerçeğini de göz ardı edemeyiz.

Siyasetin hukuku başka, siyasetin vicdanı başkadır.


Ben bu tartışmaya dışarıdan bakan biri değilim.

MHP'de milletvekilliği yapmış, daha sonra İYİ Parti çatısı altında Sayın Meral Akşener ve Sayın Müsavat Dervişoğlu ile aynı siyasi hareketin içerisinde bulunmuş bir insanım.

Bu nedenle İYİ Parti'nin nereden geldiğini, hangi siyasi ihtiyaçtan doğduğunu ve hangi seçmen beklentisini temsil ettiğini biliyorum.

Tam da bu nedenle Dervişoğlu'nun Balıkesir çıkışını yalnızca bir parti genel başkanının iktidara yönelik sert muhalefeti olarak değerlendirmiyorum.

Bana göre Dervişoğlu, İYİ Parti'nin varlık sebebini yeniden tarif etmeye çalışıyor.

Ve bu tarifin merkezine Türk milliyetçiliğini, vatan bütünlüğünü, millî egemenliği, Cumhuriyet'in temel değerlerini ve üniter devlet yapısını yerleştiriyor.

Bu çizginin toplumda karşılık bulup bulmayacağını elbette zaman gösterecek.

Ama siyasetin son dönemde yaşadığı hareketlilik, bu söylemin iktidar açısından da neden önemsenmesi gerektiğini düşündürüyor.

Çünkü bir siyasi hareket, toplumda yeniden heyecan ve umut üretmeye başladığında, siyaset dengeleri de değişmeye başlar.


İşte burada son günlerde ortaya atılan çeşitli iddialara da dikkatle bakmak gerekiyor.

İYİ Parti'nin yurt dışından, FETÖ kaynaklı olduğu ileri sürülen paralarla finanse edildiği yönündeki iddialar ve Dervişoğlu aleyhine dolaşıma sokulan çeşitli spekülasyonlar kamuoyunda tartışılıyor.

Bunların doğruluğu kanıtlanmış gerçekler değildir.

Dolayısıyla bunları gerçekmiş gibi sunmak doğru değildir.

Ama demokratik siyasette şu soruyu sormak meşrudur:

Bir siyasi hareket güç kazanmaya başladığında, o hareket hakkında ortaya atılan iddiaların zamanlaması bize ne söylüyor?

Bu iddiaların kaynağı nedir?

Kim tarafından dolaşıma sokulmaktadır?

Hangi siyasi amaca hizmet etmektedir?

Bunların cevabını araştırmak gerekir.

Çünkü siyasette bazen yalnızca söylenen söz değil, sözün hangi zamanda ve hangi siyasi atmosferde söylendiği de önemlidir.


Dervişoğlu'nun Balıkesir'deki mitingini bu nedenle önemsiyorum.

Çünkü Balıkesir seçimi başlı başına bir siyasi mesajdır.

Redd-i İlhak...

Balıkesir Kongreleri...

Kuvayı Millîye...

İstiklal Savaşı...

Ve bugün “ihanete karşı bayrak” söylemi...

Bütün bunlar bir araya getirildiğinde Dervişoğlu'nun vermek istediği mesajın çerçevesi ortaya çıkıyor:

Terörsüz Türkiye'ye itiraz etmiyorum; Türkiye'nin terörden arındırılması elbette hepimizin ortak arzusudur. Ancak terörün sona ermesi adına Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş esaslarının, millî egemenliğin ve vatanın bütünlüğünün tartışmaya açılmasına itiraz ediyorum.

Bu siyasi çizginin toplumdaki karşılığını küçümsememek gerekir.

Çünkü Türkiye'de geniş bir kesim, terörün sona ermesini istemekle birlikte bunun hangi bedelle ve hangi yöntemle yapılacağı konusunda son derece hassastır.

Dervişoğlu'nun Balıkesir'de yaptığı tam da bu hassasiyete seslenme girişimidir.


Fakat İYİ Parti'nin önünde bundan daha zor bir sınav vardır.

Meydanlarda açılan bayrağın Meclis'te de taşınabilmesi.

Çünkü bir tarafta Kuvayı Millîye Meydanı'nda “ihanete karşı bayrak” açılıyor.

Diğer tarafta İYİ Parti'nin milletvekilleri birer birer başka siyasi adreslere gidiyor.

Bu görüntü, İYİ Parti açısından yalnızca bir sandalye kaybı değildir.

Bir güven kaybı tehlikesidir.

Dervişoğlu'nun meydanda verdiği siyasi mesajın inandırıcılığı, partisinin kendi kadrolarını ne ölçüde bir arada tutabildiğiyle de ölçülecektir.

Siyasette söz ile davranış arasındaki mesafe açıldığında, en güçlü sloganlar bile etkisini kaybeder.


Güneş Motel'in üzerinden neredeyse yarım asır geçti.

Ama o olay hâlâ hatırlanıyor.

Neden?

Çünkü siyaset yalnızca matematik değildir.

Siyaset aynı zamanda ahlak, güven ve emanettir.

Bugün Türkiye yine çalkantılı bir siyasi dönemden geçiyor.

Meclis aritmetiği değişiyor.

Partilerden kopuşlar yaşanıyor.

Yeni siyasi dengeler kuruluyor.

İktidarın gücü ile muhalefetin geleceği yeniden tartışılıyor.

Böyle dönemlerde milletvekillerinin tercihi kadar, seçmenin tercihi de önemlidir.

Ve belki bugün Türkiye'nin kendisine sorması gereken soru şudur:

Güneş Motel'i tarih kitaplarından çıkarıp yalnızca bir anekdot olarak mı okuyacağız, yoksa o olayın bize siyasetin itibarı hakkında verdiği dersi hatırlayacak mıyız?

Balıkesir'de açılan bayrak bana göre bu tartışmanın tam ortasında duruyor.

Çünkü o bayrak yalnızca İYİ Parti'nin bayrağı değildir.

Kuvayı Millîye Meydanı'nda açılan o bayrak, Türkiye'nin siyasi hafızasına da gönderilmiş bir mesajdır:

Bu ülkede iktidarlar değişebilir, partiler kurulabilir, milletvekilleri yer değiştirebilir.

Ama vatanın bütünlüğü, millî egemenlik ve Cumhuriyet'in temel değerleri üzerinde siyaset yapılırken, milletin hafızası unutulmamalıdır.

Güneş Motel de unutulmamalıdır.

Kuvayı Millîye de...

Redd-i İlhak da...

Ve en önemlisi, milletin sandıkta verdiği emanet de.

18 Ağustos 2026

Ahmet Orhan

Güncelleme Tarihi: 18 Ağustos 2026, 10:11
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER