
Türkiye siyasetinde bazen bir fotoğraf düşer gündeme, herkes aynı açıdan baktığını sanır ama kimse aynı şeyi görmez.
Bugün yaşadığımız tam da budur.
İmralı tartışmaları…
Bahçeli’nin çıkışları…
İktidarın kulağının üstüne yatışı…
Muhalefetin masaya oturmaması… Ve bütün bunların ortasında seçmen iradesi.
Hep unutulan bir gerçek var:
Seçmen, her seçimde aynı seçmen değildir.
Ekonomisi değişir, umudu değişir, psikolojisi değişir, beklentisi değişir.
Bir önceki seçimde oy verdiği partiye ertesi seçimde sırt dönebilir.
Bu ülkenin siyasetinde kaymaların sebebi hep aynıdır.
Güven vermeyen partiler.
Seçimler de bunun için yapılır zaten.
Siyasi aktörler sahnede birbirine ayar vermeye çalışırken millet cebine, mutfağına, pazara bakar. Ve bir gün gelir, alıştığı limandan başka bir yere demir atar. Bu kadar basit.
Şimdi dönelim tartışmaya…
Öcalan’ın masaya muhalefeti çağırmak istediği iddiası ortada.
"Neden gelmediler?" diyebilirse kıymete binecekler; süreç kapanmayacak, demokrasi ve hukuk talepleri yine masada olacak.
Bahçeli işte tam burada devreye giriyor.
Bahçeli’nin süreçteki sezgisi, iktidarın körlüğü, daha gelecek günlerde belli olacak.
Krizi gelmeden görüyor, öngörüyor, yangın başlamadan "CHP'nin İBB, İmamoğlu ve diğer belediye başkanlarının duruşmalarını TRT’den canlı yayınlayın" talebini seslendirip salı'dan salı'ya destek veriyor. "yargılayın ama tutuksuz olsun" diye bastırıyordu. Çünkü biliyordu ki süreç tıkanırsa dönüp dolaşıp söz yine kendisine gelecek.
Peki iktidar ortağı ne yaptı?
Kulağının üstüne yattı.
Bahçeli “Terörsüz Türkiye” derken, Erdoğan “CHP’siz Türkiye” sürecini önceledi.
Çağlayan..Çağlamaya devam ediyor.
Bu iki sürecin aynı yolda yürümeyeceği belliydi.
Ve bugün gelinen noktada artık başka seçenek yok.
Bahçeli ne terörsüz Türkiye idealinden vazgeçer, ne Erdoğan Bahçeli’den.
E, o zaman?
Demek ki,
Yine Bahçeli’nin dediği olacak demektir.
CHP, sahadaki dip dalgayı gördü.
Milletin sesini duydu.
Bunu görmek istemeyen troller, şen bülbüller, maaşlı kalemşörler var; hepsinin hedefinde CHP var. Çünkü arı kovanına çomak sokuldu.
Özgür Özel’e küfrederek siyaset yapmaya çalışanların derdi demokrasi falan değil, kendi kurdukları denklem bozuldu. Ondan bağırıp çağırıyorlar. "CHP'yi kapatmak lazım" diyen bile var.
“CHP hata yaptı, İmralı’ya gitmeliydi” diyorlar.
Yahu size ne?
Sizin işiniz CHP'nin ne yapması gerektiğini yazıp, çizmek, konuşmak değil..
Siz adliyelerden size gelenleri abartır, iftira çamuruyla bular, çoluğuna çocuğuna bile dil sarkıtarak geçiniyorsunuz ya zaten.. Göreviniz algı oluşturmak, ona göre yazmak konuşmak değil mi? Görev sahanızın dışına çıktınız! Aslında tek derdiniz kendi oturma uzuvlarınız..
Sosyal medya geçtiğimiz günden beri irin niteliğinde pis kokular yayarak adeta akıyor.
Cumhurbaşkanı’na övgüden boyun fıtığı olmuş hesaplar CHP’ye akıl veriyor.
Devlet kuran bir parti, bebek katilinin ayağına mı gidecek?
Devlete kafa tutan, askeri, öğretmeni katleden örgütün liderine mi boyun eğecek?
Tarih böyle bir utancı kaldırmaz ki.
Sizin "utanma" olgusundan haberiniz yok ki anlayamazsınız.
“İmralı ile görüşme” dedikleri şey aslında “Öcalan’ın ayağına gitme” teklifidir.
Büyük devletler, 1 numaralı halk düşmanıyla masaya oturmaz.
Oturursa, gelecekte "devlete silah çekerim" diyenlere cesaret verir.
DEM Parti’nin Aynaya Bakma Vakti geldi de geçiyor.
DEM Parti yönetimi CHP’ye laf yetiştirmekle meşgul.
Peki bir soru;
Yarın Cumhur İttifakı kazansa haklarınız geri mi gelir sanıyorsunuz?
Ahmet Türk’ün elinden alınan belediyeyi hatırlayın.
Ne yapabildi? Kayyuma ne yapabildiniz? İmralı masasında HDP'li seçmenin iradesine nasıl sahip çıktınız? Hesap sordunuz mu?
Hani...Ne değişti?
Yargıdan çıkan kararların hukuki zeminden değil siyasi kulislerden çıkması değişti mi?
Daha önemlisi...
DEM tabanı, Apo iktidar lehine mektup yazdığında onu bile dinlemedi, muhalefetten yana durdu.
Bugün CHP’nin masaya gitmemesi yüzünden kırılacaklarını düşünenler ya halkı tanımıyor ya da bilerek saptırıyor.
Bu halk kendi iradesine sahip çıkar.
Kürt halkının demokratik temsilcisi olamayan HDP, Apo'yu Kürt halkının lideri konumuna sokmadı mı?
Kürt halkı seçimlerde ortaya koyduğu sorup sorgulama yönünü unutacak mı sanıyorsunuz. Oy verdiği belediyelere kayyum atanırken sizin ne dediğinizi sorgular. Ve sizin ne yapamadığınızı da hesaba katar, sandığa oyunu ona göre atar.
Ve evet..
Bu süreçte en çok puan kazanan CHP oldu.
Akşener sonrası düşüş yaşayan İYİ parti, tekrar ivme kazandı.
Üstelik MHP ve AKP tabanından oy devşiren İYİ Parti, Zafer ve MTP gibi partilerin yükselişi de tabloyu büsbütün değiştirdi.
DEM ise tüm bu süreçte kendini iktidarın masasına teslim etmiş görüntüsü verdi.
Ve halk bunları not ediyor.
Seçmen Kime Güvenirse Ona Döner.
Bugün yaşanan tartışmanın özü şu;
Siyasi partiler kendi hesaplarını yapıyor,
Seçmen ise kendi hayat mücadelesini nasıl sürdürebileceğini..
Ve seçmen ne Apo’nun mektubuna bakar, ki daha evvel bakmadı.
Ne iktidarın algı kampanyasına,
Ne troll korosunun ıslık çalmasına.
Seçmen kendi cebine bakar,
Kendi onuruna bakar,
Kimin gerçekten yanında olduğuna bakar.
Bu yüzden diyorum ki;
Bu şarkı burada bitmez.
Bitiren sonunda sandık olur.
Millet olur.
Ve millet emin olun o sandıkta yine dersini verir.
AKP ve MHP'yi rüyadan seçimden sonraki ilk pazartesi günü uyandıracak olan, yine millet olacaktır.
Milletin şehide kelle diyen hesabı kapattığını mı düşünüyorsunuz, "Sayın Öcalan" hitabını unuttuğunu mu sanıyorsunuz?
Müsavat Dervişoğlu'nun meclis kürsüsünden attığı urganı Bahçeli istemişti. Dervişoğlu'da hemen göndermişti. Bahçeli'nin odasında 17/25 saati ile urgan duruyor.
Millet bunu da unutmadı...O saat ya yeniden ortaya çıkar Bahçeli'nin makam odasında yerini alırsa?
Ya Dervişoğlu bir gün urganı geri ister, acele gönderin o bana lazım derse...
Göreceksiniz.
İktidar masaya bakıyor, halk pazardaki fiyata.
Yani....
Bu ülkenin rotasını Öcalan değil, millet çizecektir.
23 Kasım 2025
Mustafa Temiz
Güncelleme Tarihi: 22 Kasım 2025, 22:36