Manisa Son Haber
2026-05-29 12:21:08

Bulutların Üzerinde Bir CHP Masalı “Kahraman Kemal ve Kayıp Gerçekler”

Mustafa Temiz

mustafatemiz.com.tr@gmail.com 29 Mayıs 2026, 12:21

CHP’de siyaset artık parti programıyla değil, psikolojik gerilim senaryosuyla ilerliyor.
Her gün yeni bölüm geliyor.
Dün söylenen bugün inkâr ediliyor.
Bugün yapılan yarın “benim haberim yoktu” denilerek çöpe atılıyor.

Son bölümün adı ise şöyle:

“24 Saatte PM’den Vazgeçen Liderin Dramı.”

Daha düne kadar Parti Meclisi’ni toplama havası estiren Kemal Kılıçdaroğlu, şimdi “üyelere tebliğ yapılamadı” bahanesine sığınıyor.

İnsan ister istemez soruyor:

Bu PM üyeleri Himalaya’da keşiş hayatı mı yaşıyor?
Mağarada internetten uzak meditasyonda mıydılar?
21 Mayıs’tan beri Türkiye’nin konuştuğu krizi duymamış olabilirler mi?

2020’de belirlenen PM üyelerinin arasında istifa eden var, ihraç edilen var, cezaevinde olan var… Ama anlaşılan en büyük eksik “haber alan” yok.

Türkiye siyaset tarihinde ilk kez bir parti yönetimi, kendi üyelerine ulaşamama bahanesiyle toplantı iptal ediyor.
Bu kadar teknolojinin içinde CHP’ye güvercinle tebligat sistemi gelmiş olabilir.

Ama gerçek başka.

Toplansa ne olacaktı?
Listeye dikkatli bakıldığında denge açık biçimde yüzde 60 Özgür Özel’e yakın isimlerde görünüyor.
Yani mesele “tebligat” değil.
Mesele matematik.

Sandıkta kaybedenler artık hesap makinesinden korkuyor.

“Kurultay İstemiyorum” Demenin Yeni Yolu

Kılıçdaroğlu’nun derdi kurultay değil.
Olsa zaten ilk yapacağı şey belli olurdu:

Partiyi yıpratan bu süreci bitirmek için olağanüstü kurultay kararı almak.

Ama tam tersine süreç uzatılıyor.
Yeni slogan şu:

“Yargıtay tedbiri kaldırsın, sonra bakarız.”

Peki tedbir kalksın diye Yargıtay’a başvuru yapılmış mı?
Hayır.

Bu tam olarak şuna benziyor:

Ev yanıyor ama biri hortumu açmak yerine “itfaiye gelsin de düşünürüz” diyor.

CHP’de Yeni Tür: Kontrollü Muhalefet Simülasyonu

Ortaya çıkan tablo artık klasik bir parti içi kavga değil.

Yargı kararları…
İcra müdürlükleri…
Kurumsal destek görüntüsü…
“Yok hükmünde” denilen kararların devlet ciddiyetiyle uygulanması…

Ortaya tuhaf bir tablo çıkarıyor:

Sanki CHP’ye kayyum atanmadı da, ağır çekimde siyasi reboot yapılıyor.

Ve en trajikomik taraf şu:

Kılıçdaroğlu hâlâ bunun “partiyi koruma görevi” olduğuna inanıyor olabilir.

Bir siyasi lider düşünün…
Kendi tabanının öfkesini “bilgi eksikliği” sanıyor.

48 Saatte Üç Patlama

Kılıçdaroğlu’nun çevresi ise tam anlamıyla politik bir sitcom kadrosu gibi ilerliyor.

PM krizi patladı.
“Harama binmem” çıkışı geri tepti.
MYK tartışmaları elinde kaldı.

48 saate üç kriz sığdırmak normal bir siyasi tempo değil.
Bu artık performans sanatı.

Özellikle yeni basın danışmanı tercihi ayrı bir kara mizah örneği.

Yıllarca CHP’ye ekranlardan kelime molotofları atan isimlerle yola çıkılıyor.
Yangını söndürmek için benzin tankerini itfaiye diye çağırmış gibiler.

“Benim Haberim Yok” Cumhuriyeti

Ortada çok enteresan bir savunma mekanizması var.

Ne ters gitse cevap hazır:

“Benim haberim yok.”

Bu cümle artık siyasi refleks değil, kurumsal yaşam biçimi olmuş durumda.

Parti karışıyor: Haberim yok.
Açıklama tepki çekiyor: Haberim yok.
Afiş rezil oluyor: Haberim yok.

Bu gidişle yarın biri çıkıp:

“Sayın Genel Başkan CHP’ye geri döndünüz.”

dediğinde bile şaşırabilir.

İzmir Gerçeği: Deniz Havası Bazı Şeyleri Temizler

Kılıçdaroğlu seçmen iradesini gerçekten merak ediyorsa çok uzağa gitmesine gerek yok.

Bir zamanlar milletvekili seçildiği şehir olan İzmir’e gitsin yeter.

Çünkü Ankara koridorlarında alkışlayanlarla, sokakta oy verenler aynı şeyleri söylemiyor.

İzmir’de vatandaş ona ne yapması gerektiğini çok net anlatır.
Hem bahaneyle biraz deniz havası alır.

Belki bulutların üstünden yere iniş için iyi gelir.

“Kahraman Kemal”: Marvel Evrenine Hoş Geldiniz

Ve geldik işin en trajikomik kısmına…

“Kahraman Kemal” afişi.

Afişe bakınca insan CHP mitingi mi geliyor, yeni süper kahraman filmi mi anlamıyor.

Gökyüzünde süzülen bir Kemal Bey.
Ayaklar yere değmiyor.

Zaten değmemesi mantıklı.

Çünkü yerde seçim sonuçları var.

Yerde kaybedilmiş Cumhurbaşkanlığı seçimi var.
Yerde milyonların umut kırıklığı var.
Yerde “bu seçim son seçim” cümlelerinin enkazı var.

Bulutların üstünden bakınca doğal olarak bunlar görünmüyor.

Afişin sloganları da ayrı bir şiir:

“Yalnız değilsin.”
“Seninleyiz.”
“Kahraman Kemal.”

Üç kısa cümle.
Üçü de gerçeklikle mesafeyi artırmak için yazılmış gibi.

“Kahraman” fikrini kim önerdi gerçekten merak konusu.

Hangi başarı hikâyesinden ilham alındı?

Seçim kaybetme maratonundan mı?
Yüzde 48’i moral zafer sayma sanatından mı?

Sloganı Millet Yazar

Siyasette sloganı ajanslar değil, meydanlar belirler.

“Her şey çok güzel olacak” nasıl doğdu?
Bir çocuğun spontane cümlesiyle.

Toplum sahiplendi.
Mitingler taşıdı.

Şimdi ise tabanda duyulan slogan başka:

“Hain Kemal.”

İnsanlar bunu beğense de beğenmese de gerçek bu.

Dolayısıyla masa başında “Kahraman Kemal” üretmek biraz şuna benziyor:

Batmakta olan gemiye neon tabela takmak.

İmamoğlu Çelişkisi: Dün Kahraman, Bugün Şüpheli

İşin en büyük ironisi ise Ekrem İmamoğlu meselesi.

İmamoğlu’nu siyasetin vitrinine çıkaran kimdi?
Kılıçdaroğlu.

Cumhurbaşkanı yardımcısı adayı yapan kimdi?
Kılıçdaroğlu.

Mitinglerde yanında gezdiren kimdi?
Kılıçdaroğlu.

Silivri’de ziyaret eden kimdi?
Kılıçdaroğlu.
İmamoğlu'nun cezaevine gönderildiği gün başlatılan Cumhurbaşkanı adaylığı için imza kampanyasında 15 milyon insanın arasında imza verenler arasında kim vardı? Kılıçdaroğlu.

Şimdi ne oluyor?

Henüz kesinleşmiş bir dava bile yokken “arınma” söylemleri dolaşıma sokuluyor.

Bu söylem nereden geliyor peki?

Yandaş medyadan.

Yani yıllarca “Hak, hukuk, adalet” yürüyüşü yapan siyaset, şimdi masumiyet karinesini televizyon yorumcularından öğrenmeye çalışıyor.

Bu artık siyasi dönüşüm değil.
Bu, ideolojik yazılım çökmesi.

CHP’nin Asıl Enerjisi Nerede?

Gerçek şu:

CHP seçmeninin üstündeki ölü toprağını atan kişi Özgür Özel oldu.

Yıllardır süren yenilmişlik psikolojisini kırdı.
Sokağı hareketlendirdi.
Mitingleri yeniden canlı hale getirdi.

Bugün tabandaki enerji orada.

Bu yüzden önümüzdeki süreçte olağanüstü kurultay baskısının artması bekleniyor.

Delegeler…
Mahkemeler…
İmzalar…
Üyeler…

Parti içinde yeni bir meşruiyet savaşı geliyor.

Çünkü taban başka yere bakıyor, yönetim başka yere.

“Nasıl Kaybederken Kazanmış Gibi Görünülür?”

Aslında bütün hikâyenin özeti tek cümle:

“Nasıl kaybederken kazanmış gibi görünülür?”

Şu an CHP içinde yaşanan şey tam olarak bu.

Gerçeklerle bağ zayıfladıkça afişler yükseliyor.
Sokaktaki öfke arttıkça bulut efektleri çoğalıyor.

Ama siyasetin kötü bir huyu vardır.

Bir noktadan sonra halk, photoshoplu kahramanlık hikâyelerine değil, yaşadığı hayata bakar.

Ve o hayatın içinde insanlar artık şunu soruyor.

“Kahramanlık mı izliyoruz, yoksa uzun metrajlı bir siyasi inat krizi mi?”
29 Mayıs İstanbul'un fethi, İmamoğlu çeyrek asır sonra bunu kazandı. Ne demişti reis, İstanbul'u kazanan, Türkiye'yi de kazanır.. Onun için hiçbirşey olmadı dense de birşeyler oldu.. 
Millet, siz siyasetten çekilince iki kahraman buldu zaten.. Onlarda iktidarı salladı... Muharrem İnce 'de sizin mağdurunuz. O yapacağını yaptı İzmir'de...Ama kahramanlar Ekrem ve Özgür...
Çık söyle birilerine söz mü verdin.
Sana "Ekrem'i, Özgür'ü bize ver CHP'yi al" diyen oldu mu, olmadı mı?

Bu senin butlan işi tek başına CHP mes'elesi değil. İktidar destekli, muhalefeti baskın seçimle alt etmek için yapılan, gündemden enflasyondan, geçim zorluklarından milleti uzaklaştırmak ve bir dönem daha külliyeden çıkmamak niyeti değil mi?

Bu millet "diplomasız Erdoğan" diye döneminde slogan attı. Şimde sana da "Mazbatasız Kemal" derse şaşırma!

Bu yazdıklarımın bir tanesi bile..

Yalan mı?

29 Mayıs 2026
Mustafa Temiz

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.