
Yaşamakta olduğumuz büyük acımıza rağmen hayat da olanca hızıyla devam etmektedir.
Tıpkı sanatçının şarkısındaki dizeler gibi:
“Güneş her akşam batıp her gün doğuyorsa
Çiçekler solup solup tekrar açıyorsa
En derin yaralar kapanıyorsa
En büyük acılar unutuluyorsa
Neden korkulur hayatta söyleyin bana”
Biz de acılarımızı yüreğimize gömerek yolumuza devam etmek zorundayız.
Aksine kim ne söylerse söylesin hayatın olağan akışı bizi güçlü olmaya mecbur etmektedir.
Deprem felaketinin bilmem kaçıncı gününde İyi Parti lideri Meral Akşener basın mensuplarının muhtemelen ısrarlı soruları üzerine “bu şartlar altında 14 Mayısta seçim olmaz, 18 Hazirana kalır” anlamında açıklaması gündeme geldi.
Onun ardından da önce bir takım kulis yazılarında henüz kesinleşmemiş olan 14 Mayısta seçimlerin olmayacağı, ertelenmesinin gündemde olduğu haberleri duyulmaya başladı.
Bu kulis haberinin ardından Cumhurbaşkanının açıklamalarından seçim tarihinin 14 Mayıs olacağı yorumlarına sosyal medyada rastlar olduk.
Başka başkentleri bilmem ama Ankara’da herhangi bir konuda yeni bir adım atılacağında güvendiğiniz kişi veya özellikle de gazeteciler aracılığıyla o konuyla ilgili değerlendirmeler içeren mesajlar verilir.
Bu surette başlatılan tartışma ve ortaya çıkan farklı fikirler üzerinden kamuoyunun tercihleri tespit edilerek yeni yol haritası belirlenir.
Bazen de istenen sonucu elde etmek, süreci kısaltmak için katalizör olarak bu türden açıklamalar yapılır.
Eski TBMM başkanı Bülent Arınç’ın sosyal medya üzerinden yayınladığı seçimlerin tarihiyle alakalı açıklaması Erdoğan’ın görevlendirmesiyle mi yoksa kendisine durumdan vazife çıkarmasının sonucu mudur bilinmese de seçim tarihi tartışmaları ciddiyet kazanmıştır.
Arınç her ne kadar açıklamasında
“Allah’tan korkun, hala enkaz altında cesetler var. Seçmenden bahsedilemezken seçimden bahsetmek nasıl mümkün oluyor? Böyle bir dönemde acılarıyla yüzleşen vatandaşlarımıza karşı seçim propagandası mı yapacaksınız, oy mu isteyeceksiniz? Aday mı olacaksınız, miting mi yapacaksınız? Bunları hangi yüzle yapacaksınız? Seçmen yok, sandık yok. Bunların yanı sıra bölgede adli ve idari bürokrasi yok. Halk size demez mi: “Vatandaş can derdinde, siz ne derdindesiniz?” diye” başkalarını suçlamaktaysa da en muhtevalı seçim değerlendirmesini kendisi yapmaktadır.
Konuya böyle girmiş olması tam anlamıyla bir çelişkidir.
Demokrasilerde seçim fazilettir.
Konuşmaktan korkulacak sakınılacak bir durum kesinlikle değildir, olmamalıdır.
Her şart altında milletin iradesinin hangi istikamette olduğunun belirlenmesi zorunluluğu demokratik rejimin olmazsa olmazıdır.
Seçimlerin Arınç’ın önerdiği gibi en azından Kasım 2023’e kadar ertelenmesine gelince;
Türk seçmeni 2018 seçimlerinde Erdoğan’ı 5 yıl görev yapmak üzere Cumhurbaşkanı seçmiştir.
Görev süresi 18 Haziran 2023 de dolmaktadır.
Bu tarihten sonra bir gün bile o makamda kalması, görev yapmakta ısrar etmesi işgal anlamı taşıyacaktır.
Bu durum sandıkta, halk ve temsilcisi arasındaki kutsal milli irade sözleşmesinin yok sayılarak çiğnenmesi anlamına gelir.
Başka bir deyişle bunun adı “sivil kalkışma” olacaktır.
Böylesine bir değişikliği bazılarının fısıldadığı gibi YSK’nın da yapması mümkün değildir.
Ne milletvekilleri ne de Cumhurbaşkanı 18 Haziran sonrasına yetkili değildir.
Kim ve hangi kurum bu istikamette karar almaya kalkarsa kalksın bu yetki gaspı olacaktır.
Her şeyin bir haddi bir hududu vardır!
Herkes duracağı yeri bilmelidir.
14 Şubat 2023
Ahmet Orhan
BÜLENT ARINÇ'IN SOSYAL MEDYA ARACILIĞIYLA YAPTIĞI AÇIKLAMAYI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ..
Güncelleme Tarihi: 14 Şubat 2023, 15:33

Sayım Mehmet Tan yazıda mevcut durum ele alınmıştır. Seçimin normal zamanı 18 Haziran fır. 14 Mayıs üzerinde tartışılan bir tarihtir. Seçim için gerekli alt yapının 18 Hazirana kadar hazırlanması pek ala mümkündür. Gerekçeler yazımda detaylı olarak verilmiştir. Selamlar