Hani Benim Püskevitim / Ahmet Orhan Yazdı...

Konuşmanın duygusal tonunu pekiştiren en dikkat çekici örneklerden biri ise kürsüden, kendine has Anadolu vurgusuyla dile getirdiği “Hani benim püskevitim, hani benim çikolatam?” ifadesiydi. Bazı çevreler bu cümleyi ilk söylendiğinde mizah ve eğlence konusu yapmış olsa da, Anadolu insanının önemli bir kısmı bunu içten bir serzeniş ve kendilerinden birinin sesi olarak algıladı.

Hani Benim Püskevitim / Ahmet Orhan Yazdı...

Sert siyasi eleştiriler ile toplumsal vicdana seslenen duygusal mesajlar arasında kurulan dil, son Meclis konuşmasının en dikkat çekici yönü oldu.

Devlet Bahçeli, son Meclis konuşmasında yine farklı duyguları aynı metin içinde harmanlayan bir üslup sergiledi. Bir yandan CHP’yi yemin törenindeki tutumu nedeniyle sert biçimde eleştirirken, diğer yandan yoksulluk, paylaşma ve toplumsal vicdan gibi temalara vurgu yaparak daha duygusal bir dil kurdu.

“Bir kuşa yeten iki kuşa da yeter” anlayışını hatırlatan ifadeleri, Türkiye’de büyüyen millî gelirden yeterince pay alamayan kesimlerin hissiyatına tercüman olma çabası olarak okunabilir. Aynı zamanda “doymak bilmez ruhlar” vurgusuyla toplumsal adaletsizliğe işaret etti.

Konuşmanın duygusal tonunu pekiştiren en dikkat çekici örneklerden biri ise kürsüden, kendine has Anadolu vurgusuyla dile getirdiği “Hani benim püskevitim, hani benim çikolatam?” ifadesiydi. Bazı çevreler bu cümleyi ilk söylendiğinde mizah ve eğlence konusu yapmış olsa da, Anadolu insanının önemli bir kısmı bunu içten bir serzeniş ve kendilerinden birinin sesi olarak algıladı. Bu nedenle söz konusu ifade, Bahçeli’ye yönelik sempatiyi artıran bir unsur hâline geldi. Bu çıkış, ekonomik sıkıntı yaşayan kesimlerin gündelik diliyle kurulan bir bağ olarak da değerlendirilebilir.

Bu yönüyle Bahçeli’nin, ittifak ortağı olduğu hükümete dolaylı mesajlar verdiği ve yer yer muhalif bir ton yakaladığı söylenebilir. Ancak bunun, özellikle İstanbul merkezli belediyelere yönelik yargı süreçleri ve yolsuzluk iddiaları nedeniyle CHP’nin sıkışmışlığıyla bağlantılı bir siyasi okuma olduğu da ileri sürülebilir. Bahçeli, geçmişte tutuksuz yargılamayı esas alan açıklamalar yapmış olsa da belediye başkanlarının uzun süreli tutukluluğuna yönelik belirgin bir itiraz ortaya koymamıştır.

CHP ise adil davranılmadığını düşündüğü bir ortamda siyasi baskıyı artırmanın yollarını aramakta; zaman zaman meydanları ve sokak siyasetini devreye sokmaktadır. Hükümetin bu konudaki sınırlı tepkisi de muhalefetin söylemini beslemektedir. Yargı–siyaset ilişkileri bağlamında yargı mensupları üzerinden yürüyen tartışmalar, adalet mekanizmasının tarafsızlığı konusunu yeniden gündeme taşımaktadır.

Bahçeli, çok güçlü bir hatip olarak görülmese de konuşmalarını titizlikle hazırlayan, her cümleyi tartarak kuran bir siyasetçidir. Kamuoyu yaratmada aksesuarlarını, müzik tercihlerini, bazen de aykırı söylemlerini kullanmayı bilmesi not edilmelidir. “Terörsüz Türkiye” başlığı altında öncülük ettiği gündemde tartışmalı yönler bulunsa da, zaman zaman adalet ve sosyal denge vurgusu yapan bir siyaset dili kurduğu da göz ardı edilmemelidir.

Son söz: Siyasette bazen en sert tartışmaları bile rakamlar değil, bir çocuğun bisküvi isteğini hatırlatan cümleler kazanır; çünkü millet, kendini en çok orada duyar.

18 Şubat 2026

Ahmet Orhan

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER