Manisa Son Haber
2017-01-08 16:58:10

Cehalet hükümdar olmuş

Mustafa Temiz

mustafatemiz.com.tr@gmail.com 08 Ocak 2017, 16:58

 Türkiye siyasetinde hükümetler gelip geçti.
Aldıkları bir karar ile hata yapan iktidardaki parti veya partiler seçmen tarafından bir sonraki seçimlerde hep cezalandırılmış, demokrasi ile iktidardan uzaklaştırılmıştı.
Son süreçte akıl almaz bir demokrasi yaşıyoruz.
Hileli seçim, sandıklar üzerinde yapılan spekülasyonlar üzerine bir demokrasi modelini uyguluyoruz.
O dönem çok konuşulan bu hileli seçim iddialarının üzerine hükümetler kuruldu.
Fetö ile ilgili başlatılan bir mücadele var.
15 Temmuz darbe kalkışmasının hemen ardından başlatılan operasyonlarda ele geçirilen bilgiler ve görüntüler neyi gösteriyor?
Bu örgüt devlet içinde devlet olmuş.
AKP ve Fettullah Gülen’e yakın tüm kurumlar, kişiler ve hatta devletin içindeki memur ve bürokratından, hâkimine, savcısına, valisine, belediye başkanına varıncaya kadar eğitimden, hukuktan, yargıdan, ordudan yüzlerce insan ihraç edildi veya cezaevine atıldı.

Geçenlerde eski siyasilerden Rıfat Serdaroğlu sosyal medya hesabında şöyle anlatmış bu anlatmak istediklerimi…

“FETÖ belasını semirten, onu darbe yapacak güce kavuşturan, devletin en hassas birimlerine sokan Erdoğan ve AKP Hükümetleridir. Nitekim Erdoğan bu suçu işlediğini medya önünde itiraf etmiştir.
Özellikle Irak ve Suriye politikalarının baştan aşağıya yanlış olduğunu AKP’li Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş açıkça söyledi ve ne Başbakan ne de Cumhurbaşkanı tarafından yalanlanmadı! Başka bir kanıt gerekir mi?
Tüm bu belaları başımıza açanlar belli olduğuna ve bizzat Cumhurbaşkanı ve Başbakan Yardımcısı tarafından itiraf edildiğine göre çözümü aynı kişilerden beklemek akılcılık mıdır?
Eğer demokratik bir rejimle yönetiliyorsanız, devlet yönetiminde kural şudur;
Yapamayanlar gider, ihanet edenler yargıda hesap verir, ülkemizin başındaki belaları def edecek olanları göreve getirecek seçim yolu açılır!
Fakat kendi hatalarını ve ihanetlerini görmezden gelip, yönetimde kalmakta ısrar edenler, bir de kendilerine “Padişah” yetkisi verilmesi için çirkin ayak oyunlarına sapanlar varsa ve Türk Milletinin hizmetinde olması gereken medya kuruluşları-aydınlar-milliyetçi geçinenler korkularından dikta heveslilerine hizmet ediyorlarsa, o milletin işi çok zordur, çok zor…”

Yerelde yazıp çizen, habercilikle yaşamına devam eden biri olarak Sayın Serdaroğlu ‘nun yukarıdaki tarifinde bir gazeteci olmamak için bu düşüncelerimi bu yazımda paylaşıyorum.
TBMM ‘de yeni anayasa değişiklik paketi ile ilgili kritik oylama, bu yazı yayına girdikten sadece saatler sonra yapılacak.
Tarihe geçmek açısından böyle bir kırılma süresi içinde bu yazıyı yazıyorum.

EVET, DİYECEKLER AMA NEDEN?
Anayasa paketinin içinde ne olduğunu bilmeden “Evet” verecekler o kadar çok ki..
MHP ‘li arkadaşların içinde bunu hazmedemeyenleri gördüm.
MHP’deki yakın geçmişteki muhalif kanadın içinde olanlar, Bahçeli’ye muhaliflerin neredeyse tamamı hayır diyecekler.
Demirci ‘de küçük çaplı araştırıyorum.
Bakın daha geçtiğimiz gün ne yaşadım.

Döneminde ülkücü hareketin 80 öncesindeki neferi şimdiler de yaşını başını almış bir ağabeyimi yolda görerek sordum.
“Ağabey bu paket referandumda önümüze gelirse nasıl oy vereceksin “
- Evet, oyu vereceğim.
“Paketi okudun mu ağabey “
-Hayır okumadım.
“Peki, bilmediğin bir pakete neden evet diyeceksin”
-Devlet Bahçeli’yi iyi bilirim, o bu ülkeye zarar getirecek hiçbir şeyin altına imza atmaz onun için.
Şaşkınlık içinde sadece “iyi akşamlar “ deyip yanından uzaklaştım.

AKP’de gözü dönmüş, sormayan sorgulamayanlar zaten kayıtsız şartsız “evet” diyecekler.
Ama iddia ediyorum bugüne kadar AKP’ye körkütük fanatikçe oy verenlerin hiç biri bu paketi alıp okumadan gidip oylarını verecekler.
Hayır, oyu vereceklerin çoğunluğu ise kendi arasında bunu okuyup irdeleyen, tartışan insanlar.
Bir önceki referandumda anayasa paketine de böyle bilinçsizce oy verenler, yine aynı insanlardı.
Yargıda HSYK ‘de Fetö ‘yü devletin hukuk sistemine monte edenler aslında bu verilen “evet” oyları idi.
15 Temmuz gecesi tekbir getirip kendi yarattıkları canavara karşı tekbir getirip meydanlara gelenlerde, yine bu Evetçilerdi.
“Kendim ettim, kendim buldum” demeyi bile düşünemeyip, “ bu sonuca sebep olan benim verdiğim oy” demeden, bugün de yine aynı şeyi yapacaklar.
“Kandırıldık” diyen birinin ardından giden, kandırıldığı için onu mağdur gibi görüp, ona destek olacak, bir vicdan yapısı oluştu bu ülkede.
"Vicdanları nasırlaşmışlar" demek geliyor içimden..
Görmüyorlar, bilmiyorlar, düşünmüyorlar, gidip bir oy veriyorlar, bir de tüketiyorlar.
Önündeki ot alınmadıkça melemeyen, dünya göçse umurunda olmayan koyun değil ama bunlar, oy veriyorlar ve nüfus kağıtları var, bu ülkenin vatandaşı durumundalar.
Kandırılan birinin bir daha kandırılmayacağını bana kim söyleyecek peki?
Kandırıldığını itiraf eden birinin bu milleti bu devleti yönetmeye ve başkan olmaya hakkı var mı peki?
Ben 14 yıldır ne kendisine, ne Apo’nun çözüm sürecine, ne de Fetö’ye kanmayan açıkgöz bir vatandaş olarak diyorum ki.
“Hayır, yüz bin kere hayır”
Ama benim gibi kandırılmayan milyonlarca insanın günahı ne?
Bizim çektiğimiz acıların sizin çektiğinizle arasında fark var mı?
Bu acılara, hüsranlara, iflaslara ve hezimetlere siz kandırılanlar, kandırılanlara destek verenler sebep değil mi?

Gözlemlerim bunlar.
Orta yaşlara gelmiş biri olarak, bugüne kadar bildiğim demokrasi kuralları, ahlak, mantık, hukuk, adalet, sormak, öğrenmek, bilinçli oy vermek kavramları alt üst olmuş durumda.
Bu değerlerin hepsi bir mikserin içinde karıştırılmış ve ortaya çıkan şeyi millete ikram edecekler.
"Bu milletin başına bir görünecek var ama dur bakalım". Demek istemiyorum.
Endişeliyim.
Kaygılıyım.
"Bu milletin başına akıl ver yarabbim" diyorum..
Akıl ver ki akıllı adamlar kandırılamaz.
Akıllı adamlar bu ülkeyi yönetsin.
Oy verenlere akıl ver.
Ver ki ;
Çünkü akıllar tutulmuş, demokrasi cahilin elinde silah, diplomasız cehalet ise başımıza hükümdar olmuş.
Tüm fenalıklar ülkeme ve milletime musallat olmuş.
Akıl ver.. Akıl ver yarabbi..

Mustafa Temiz

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.