Yaptığımız haberlerin belli bir art niyeti yoktur. Belgeyi koyarız, bilgiyi koyarız. Rahmetli ustam 49 Yıllık TRT Muhabiri ve gazeteci Raşit Özsürücü "haberi yaptın mı soluk alacak yer bırakma" derdi. Ben de onu yapıyorum. İlk anda haberlerimi okuyanlar bakış açısı farkı, yer ve zaman olarak kimsenin göremediğini görmemizden dolayı hayret ettiklerini belgeyi, bilgiyi görmelerine rağmen iki defa okuduklarını da söylüyorlar. Bu da bir gazeteci için övünülecek bir durumdur, zira iki defa okunan haber zihinde kalıcıdır ve yeri geldiğinde de okuyan tarafından başka birilerine aktarılabilme özelliğine sahiptir.
Geçtiğimiz son süreçte köşe yazım ve yaptığım haberler ilçede gündem oluşturdu. Hatta bazı haberler için kahvede ayaküstü sohbetlerde espri konusu olduğunu da öğreniyorum.
Kaymakam beyin eleştiriye teşekkürü
Kaymakam beyin eleştiriye teşekkürü
Akıncılar videosu ile ilgili tarihi bilgiler ve müzik literatürleri ağırlıklı bir eleştiri ortaya koydum. Bu yazdıklarımızın aksini iddia eden olmadı olamaz da zaten. Demirci Kaymakamı Atila Kantay'da Çalıştay'ın kapanış konuşmasında ve Kaymakamlığın internet sitesinde bu eleştirimizi dikkate aldığını göstererek, eleştirimiz için bize teşekkür bile etti. Peki, bu teşekkürden sonra bu video ile ilgili fikrimiz değişti mi? Hayır kesinlikle değişmedi. Çünkü doğru bir tane,eleştirimizin içinde tarih ve müzik biliminin doğruları var.Ancak bir Kaymakamın eleştiri karşısında yıllardır unuttuğumuz bir yönetici hoşgörüsünü ve anlayışını görmüş olduk.Bu teşekkür uzlaşı adına ileride yapılacak işlerde bu eleştirinin dikkate alındığını da açık seçik gösteriyor.Devlet adamı kimliğiyle örtüşen bir ifade olarak da zihinlerimizde yer tutuyor.
Düşünsenize her Kaymakam görevini aynı yasalarla uygular ve görev yapar. Ancak her Kaymakam o ilçeden ayrıldıktan sonra farklı yönleriyle anlatılır ve tanımlanır. Ha bazıları da çabuk unutulur. Bundan önceki Kaymakam beyin haberler karşısında habercilere takındığı tavrı hatırlatmak lazım tam da burada. Kendisi bırakın teşekkür etmeyi, yapılan haberdeki eksikliği gidermek yerine, şu an bile anlamakta zorluk çektiğim bir savunma mekanizması geliştirmesiyle, olayları nasıl kapatırım, gazetecileri nasıl suçlarım, gazetecileri devletin kurumlarını kolluk kuvveti gibi kullanıp cezalandırmak için neler yaparsam sustururum diye niyetleriyle hatırlıyoruz. Şimdi arkada bir hoş seda bırakma meselesinde ise;Aklımızda kalan tek şey ulusal gazetelerdeki manşetlerden inmeyen defalarca yayınlanmış değişik konulardaki haberleriyle,her haberin ardından Valilikten aldığı telefonlarla,ilçede sadaka kültürünü devlet politikası yapmasıyla, devlet dururken dekana otomobili garip esnaflardan dükkan dükkan gezip bağışlarla,hastaneye alınacak cihazı bakanlıktan istemeyip köylerde dahil cami avlusunda toplamakla,gelen müfettiş sayısının ve soruşturmanın unutulduğu kurumdakileri kayırmakla,haberlere karşılık yazmak için odasına kapandığı ve Kaymakamlığın internet sitesini "ağlama duvarı",odasını ise gelen ziyaretçileri farklı işler için gelseler bile,yapılan haberler yüzünden kendisine destek için gelmiş gibi haber yaptırıp, makamını "destek odası" yaptığını unutamıyoruz.Kendisi Demirci'den gelmiş geçmiş gazetecileri sevmeyen biri olarak anımsanacak.
Hatırlatmak isterim aksini iddia ettiği, bir gün bile tekzip için dava açamadığı,yalan dediği her haberde doğru çıktı.
Ceket haberinde yine bakış açısı
Resmi bir bayram kutlamasına ceket giymeden gelmiş ve durumu kurtarmak için İlçe Milli Eğitim Müdürünün dar gelen ceketiyle selamlamaya çıkıp, bayrak töreninde ceket dar geldiği için önünü ilikleyemeyen bir belediye başkanını orada atlamak gazetecilik değildir.
Gazeteci işte böyle olayı kaçırmaz ise gazeteci olabilir.
Bir seçilmiş belediye başkanı Kaymakam ve Garnizon komutanı ile yan yana yürürken devlet protokol kurallarını bilmelidir, ona göre giyinmeli, ona göre yürümelidir.
Bu haberde her şey belgelidir, fotoğraflar açıktır peki Sayın Selçuk’tan aksi bir açıklama gelmiş midir? Hayır, çünkü ustamın dediği gibi haberin soluk alacak yeri yoktur.
SMS haberi tam gündemle ilgili bir haberdir
Seçim takvimine girildiğinde Kaymakamlıkta tüm siyasi partilerin ve daire amirlerinin katıldığı bir toplantı düzenlendi. Seçimin huzur içinde yapılması için siyasi parti başkanlarına alınan tedbirler ve asayiş kuralları ile ilgili bilgiler verildi. Onlar da bu kurallara uyacaklarını beyanla tebliğ edip imzaladılar.
Buna rağmen AKP’nin ilçe başkanı gayri resmi bir şekilde devlet malına zarar vermeyi göz ardı ederek, insanları suça teşvik edecek şekilde, partisinin mahalle temsilcilerine ve muhtarlara SMS mesajı atarak, “büyükşehire ait afişleri herkes kendi bölgesi içindeki bilboardlardan kaldırsın rica olunur” diyebiliyor.
Demirci siyasi tarihine geçen İlçe Başkanı hukuksuzluğu rica ettiği için unutulacak gibi değil.
İşin acı yanı ise yıllarını eğitimci olarak geçirmiş birinin böyle nefsinin acziyete düşmesi.
Bu SMS’in çekildiği bir telefon önüme gelince teyit için araştırma yaptım aynı anda AKDEMİRCİ programından toplu SMS ile birçok kişiye ulaştığını öğrendim.
Bunu atlamamak da gazeteciliktir. Örnek olması gereken bir siyasi partinin ilçe başkanı durun, susun deyip insanları teskin edip sağduyuya davet etmesi gerekirken “gidin indirin” diyerek suça teşvik edebiliyor.
SMS’in çekildiği ekranın fotosunu okurlarımla paylaştım haberin içinde, haberin soluk alacak yeri var mı? Yok.
Katakülleye getirirler işi diye Savcılığa da suç duyurusunda bulundum ki bu SMS programı ve telefonlar teknik takibe alınsın, haberimizin doğruluğu hukukende kanıtlansın istedim. AKP Demirci ilçe Başkanından açıklama var mı? Yok. “Bu haber yalan ey millet ben böyle bir SMS çekmedim” diyebildi mi? Hayır.
Başkan yardımcısının bilboard eylemi
Belediye başkan yardımcılığına getirilmiş biri kırsal bir mahalleye girerken seyahat ettiği aracı durdurarak, herkesin şaşkın bakışları arasında bilboardtaki büyükşehirin yasal olarak asılı bulunan afişini kendi elleriyle söküp yere atabiliyor.
Yahu cahil cesareti desem, cahil değil.Üstelik yıllarca "kul hakkı yemeyin" diye nasihat etmiş bir meslekten emekli.
Peki, haberini yaptım, eylemini yaptığı afişleri yırttığı bilboarda fotoğrafını bile astım, çıkıp yalan diyebildi mi? Hayır.
Savcılığa suç duyurusunda bulundum neden? Çıkıp yalan diyebilirler, seyahat ettiği araçtakiler ifade verecek, inkâr ederlerse benim telefon kayıtlarım teknik takiple dinlenilsin dedim, çünkü araçta bulunan kişi olayı bana telefonda anlatmıştı.
Kendi adaletini, kendi hukukunu yaratıp kimse haddini aşmamalı.
Haberlerimden rahatsız olanların farkındayım, ipliklerinin pazara çıkmasından, halkın onların bu fitne zihin hallerinin eyleme dönüşmüş halini görmelerinden rahatsız oluyorlar.
Benim bu haberlerimi yaptığıma kızanlar, şunu kendilerine sorsalar sorun kalmayacak zaten.
Yahu bu adamın yaptığı haberlerin hiçbirine niçin yalan diyen biri çıkmadı?
Kısaca haberlerde “Soluk alacak yer var mı ?”
Yanıt veriyorum.. Yok.
Mekanın cennet olsun Raşit usta.
Yanıt veriyorum.. Yok.
Mekanın cennet olsun Raşit usta.
Mustafa Temiz
mustafatemiz.com.tr@gmail.com