
Daha önceki yazılarımda da Meral Akşener’in altılı masa politikalarını takdirle karşıladığımı belirtmiştim. Fedakârlık ve samimiyet açısından açık ara önde giden bir genel başkanın söylemleri her daim ciddiye alınmalıdır. Üstelik ülkemizin kaderiyle doğrudan ilgili olan bir karar arifesinde bu kaçınılmazdır.
İsterseniz beraberce süreci hızlıca tekrar gözden geçirelim.
Böylece Akşener’in fedakârlık ve samimiyeti bir kez daha fark edilecektir.
Yaklaşık bir buçuk yıl önce Cumhurbaşkanı adaylığından fedakârlık etti mi?
Evet etti.
Peki, bunu yaparken İYİ partiden bir isim ima etti mi?
Hayır…
Bilakis iki belediye başkanının ismini telaffuz etti...
Üstelik İkisi de CHP üyesi.
Ayrıca Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın doğrudan yaptığı daveti ret etti mi?
Hem de "Bizim hiç o masaya oturma niyetimiz yoktur. Biz saray görünümlü kumar masanızı yıkmaya geliyoruz. " diyerek doğrudan iktidarı yıkacağını söyleyerek!
Gösterdiği duruş, takındığı net tavır, fedakârlık ve samimiyetine güçlü bir örnek sayılmaz mı?
Ne istiyor Meral Akşener?
Vurguladığı tek şart sadece “kazanacak aday”.
Diğer söyledikleri ise masanın müşterekleri.
Parlamenter sisteme geri dönüşün prensipleri ve “güçlendirilmiş parlamenter sistemin” yol haritası.
Tüm bunların yanı sıra “partim birinci parti olacak” diyor.
Bir de “ben başbakan olacağım” söylemini şahsi mottosu haline getiriyor.
Ne var ki bütün bunlara rağmen Akşener, masanın büyük ortağının kimi sözcüleri tarafından fırsatçılık ile suçlandı. Yetmedi CHP’nin iç işlerine karışmakla suçlandı.
O da yetmedi İYİ parti dışında kalan üç partinin de desteğini alarak CHP liderinin adaylığını onaylamaya mecbur bırakılmaya çalışıldı.
Akşener’in kendi veciz ifadesiyle noter muamelesine tabi tutularak siyasi nezaketsizliğe muhatap oldu.
Kurmay kadrosunun bir numaralı ismi Cihan Paçacı’yı, yanlış anlaşılmaya neden olabilecek, Kılıçdaroğlu’nu rencide edebilecek açıklamalarda bulundu diye istifa ettirmedi mi?
Hem de anında, Millet İttifakı’nın geleceği için istifayı kabul etti.
Akşener cenahında bunlar olurken CHP’nin Bülent Kuşoğlu konusunda hiçbir şey yapmamış olması son derece manidar değil mi?
Madem bizim gördüklerimizi yazıyoruz bu şekilde devam edelim.
İki üç milletvekilliği kaparız diye CHP’ye destek olan, daha doğrusu Kılıçdaroğlu’nun adaylığı yönünde açıklamalar yapan diğer ittifak partilerinin bu tartışmalarda belirleyici olmasına izin verilemez.
Meral Akşener, halktaki karşılığı ve bir lidere yakışan güçlü duruşu ile ülkemizin geleceğini şekillendirecek şahsına münhasır bir siyasi kimliktir.
Sayın Kılıçdaroğlu’nun adaylığının dayatılması arkasında yeni bir CHP lider arayışının olması kuvvetle muhtemeldir.
Açıkçası “seçilecek aday” kimilerinin CHP’deki ikballeri için feda edilmek isteniyor.
Elbette bu sadece bir siyasi değerlendirme.
Yoksa son derece yalın “kazanacak aday” şartından neden korkulsun?
O zaman inanıyorum ki aklınıza “kime göre kazanacak aday” sorusu gelecektir.
Kim belirleyecek bunu?
Bağımsız ve güvenilir kamuoyu araştırmaları...
Olabildiğince çok kişiyle yapılacak geniş anketlerle halk.
28 Şubat 2023
Ahmet Orhan
Güncelleme Tarihi: 28 Şubat 2023, 00:47
Kadın yerden göğe kadar haklı. Kılıçdaroğlu ile bu seçim zora girer.