
Türkiye, 6 Şubat büyük felaketinden bu yana önemli toplumsal gelişmelere sahne olmakta.
11 ilimizde yaşanan binlerce canımıza mal olan deprem felaketi birçok kurumun, kişinin ve oluşumun sorgulanmasına yol açmaktadır.
Tüm bu yaşananlara bir ad vermek gerekirse “toplumsal travma” ifadesi uygun olur.
Söz konusu travmanın belirtileri hayatın her alanında kendini göstermektedir.
Ülke yönetimi başta olmak üzere neredeyse tüm devlet kurumlarına duyulan güven en alt düzeyde kendine yer bulabilmektedir.
Şüphesiz ki bu kanaatin halk nezdinde karşılık bulabilmesindeki en büyük neden, felaket karşısında görev yapmak durumunda olanların yetersizlikleri, hatta beceriksizlikleridir.
Felaketin büyüklüğü, ilk andan itibaren kurtarma ve yardım sevk yönetiminin felaket bölgesinden yapılmasını gerektirmesine rağmen Cumhurbaşkanının depreme maruz kalan illere ancak 3. Gün gitmesinden başlayan birçok olay insanlarımıza hayal kırıklığı yaşatmıştır.
Bu yalın gerçek karşısında Cumhurbaşkanı 6 Şubattan tam üç hafta sonra “Sarsıntıların yıkıcı etkisi, olumsuz hava nedeniyle ilk birkaç gün Adıyaman'da arzu ettiğimiz etkinlikte çalışma yürütemedik. Bunun için helallik istiyorum.” demek zorunda kalmıştır.
Söz konusu söylem, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sorgulandığı, eleştirildiği her olayda ortaya koyduğu yaklaşımın ifadesidir.
Deprem sonrası yönetim ve devlet kurumlarına karşı yaşanan güvensizlik özde bir STK olan Kızılay’a karşı da yaşanmaktadır.
Kızılay dünya çapında bir sivil yardım kuruluşu olmakla birlikte devletin sıkı gözetim, denetim ve yönlendirmeleri altındadır.
Tüm yardımlarını devlet yetkililerinin yönlendirmeleriyle yapar.
150 seneyi aşan tarihe sahip olan bu güzide sivil toplum kuruluşu son yıllara gelinceye kadar yaşanan her felakette hep en çok ismi duyulan kuruluş olmuştur.
Ancak AKP iktidarının ilk yıllarından itibaren Kızılay yönetimine iktidar tarafından en üst seviyede müdahil olunması halen hafızalarımızda tazeliğini korumaktadır.
Ne yazık ki hükümetin doğrudan müdahalesinden sonraki dönemlerde isim babasının Atatürk’ün olduğu Kızılay tartışmaların odağında olmaya devam etmektedir.
Son olarak Ahbap’a yaptığı çadır ve gıda satışıyla da tam bir toplumsal tepkiye neden olmuştur.
Milyonlar deprem bölgesinde özellikle çadır beklerken, ürettiği çadırları başka bir yardım kuruluşuna satması halkımızda şaşkınlığa yol açmıştır.
Halkın ve yardımseverlerin kuruma olan güveni tek sermayesi olması gerekirken yaşanan bu durum kabul edilemez türdendir.
Gerek fahri, gerekse ücretli en üst düzeyde çalışanların aralarında eski başbakanlardan AKP’li Binali Yıldırım’ın yakın akrabaları dâhil AKP’li isimlerin bulunması Kızılay’ın imajına zarar vermektedir.
Kurumun internet sitesinde Kızılay'ın amacı “her nerede görülür ise, hiçbir ayrım yapmaksızın insanın acısını önlemeye veya hafifletmeye çalışmak, insanın hayatını ve sağlığını korumak, onun kişiliğine saygı gösterilmesini sağlamak ve insanlar arasındaki karşılıklı anlayışı, dostluğu saygıyı, işbirliğini ve sürekli barışı getirmeye uğraşmaktır.” denmektedir.
Bu ifadeye rağmen yardımı kendi eliyle yapmak yerine çadır ve gıda satışını tercih etmesi tam bir skandaldır.
Milletimizin ve de özellikle yardımseverlerin bunu normal karşılaması mümkün değildir.
İktidar kanadının söz konusu satışları normal göstermeye çalışması, ne yazık ki Kızılay’ı tartışmaların odağı haline gelmekten kurtaramamaktadır.
Bu gerçeği gören Cumhur İttifakı ortağı BBP lideri Mustafa Destici deprem öncesi verdiği İmar Affı teklifi nedeniyle yerle bir olan imajını düzeltme fırsatı olarak değerlendirerek “Nedeni ne olursa olsun, gözbebeğimiz Kızılay'ımızı bugünkü tartışmaların dışında tutma becerisini gösteremeyen Başkan ve Yönetim Kurulu’nun taşıdıkları sorumluluklarının gereğini yerine getirmeleri gerektiğini düşünüyor, fedakârca çalışan Kızılay mensuplarına teşekkür ediyorum” diyerek istifayı işaret etmiştir.
Yapılan araştırmalar göstermektedir ki birileri ne derse desin daha dün ortaya çıkan Ahbap gibi sivil toplum kuruluşları, iktidarın kontrolündeki AFAD gibi kurum ve üzerine gölgesinin düştüğü KIZILAY’dan daha fazla itibara sahip hale gelmiştir.
Hükümetin çabalarının halktaki bu algıyı değiştirip değiştiremeyeceğini, değiştirirse ne oranda değiştireceğini kısa sürede göreceğiz.
Sonuç ne olursa olsun neticede zedelenen Erdoğan’ın halk nezdindeki itibarı olmuştur.
01 Mart 2023
Ahmet Orhan
Güncelleme Tarihi: 01 Mart 2023, 04:44
Acı çeken insanların ahlarını aldılar