Domatesin Çekirdeği Kırmızı / Ahmet Orhan Yazdı...

Şimdiki gençler bilmezler ama bizim çocukluğumuzda tekerlemeler ve anonim çocuk şarkıları vardı.

Domatesin Çekirdeği Kırmızı / Ahmet Orhan Yazdı...

Şimdiki gençler bilmezler ama bizim çocukluğumuzda tekerlemeler ve anonim çocuk şarkıları vardı.
Eğlenirken veya tezahürat yapmak istediğimizde bunları haykırırdık.
Bunlardan en ünlülerinden bir tanesi de “Domatesin çekirdeği kırmızı” dizesiyle başlayan çocuk şarkısıydı.
Bu ilk dizenin ardından kimi zaman tuttuğumuz futbol takımını, kimi zaman sevdiklerimizin isimlerini, kimi zaman da pek gururlandığımız ülkemizin adını “Türkiye Dünyanın Yıldızı, Yıldızı” ilavesi yaparak coşkumuza coşku katardık.
Ne yazık ki 2022 Türkiye’sinde domatesle başlayan her cümle hayat pahalılığını temsil eder hale gelmiştir.
Türk milletinin kendisiyle tanışmasından bu yana her geçen gün daha çok sevilen ve her geçen gün daha fazla tüketilen domates dar gelirli vatandaşlarımız için daha da zor ulaşılan sebze haline gelmektedir.
Bu zorluğun tek nedeni şüphesiz ki domatesin tezgahtaki fiyatıdır.
Hemen her yıl yaz mevsiminde en ucuz olan domates, bu sene tam anlamıyla yazın “Yıldızı” olmuştur.
Domates ekim bölgelerinde bile en ucuz olmak durumunda olan salçalık türü dahi pazar tezgâhında 5 liraya satılmaktadır.
Tarla ile tezgâh fiyatları arasındaki fiyat farkının yüzde 500’ü geçtiği ülkemizde üretim bölgelerinden uzak yerleşim birimlerindeki tüketici fiyatlarını varın siz düşünün.

****
Yüksek kaliteli domatesin İstanbul gibi metropollerde 30 lira seviyesinde satılmakta olduğu, ortalama fiyatın ise 15 lira civarında seyrettiği, konuya ilgi duyan herkesin malumudur.
Bu yüksek fiyatın oluşmasının birçok nedeni vardır.
Geçmiş bazı yıllarda olduğu gibi yaygın zirai bir hastalık mevcut değildir.
Ancak başta gübre olmak üzere tarımsal girdilerdeki astronomik artışlar, akaryakıt fiyatının bir önceki yılın 3 kat seviyesinde ulaşması, fidandan sulamada kullanılan enerji maliyetinin yüksekliğine kadar bazı nedenler tarladaki fiyatın 3 lira seviyesine ulaşmasına yol açmıştır.
Milletimizin büyük çoğunluğunu oluşturan orta ve alt gelir gurupları için domates salçası ve konservesi yaz mevsiminde tedarik edilmesi gereken gıda ürünlerinin başında gelmektedir.
Geleneksel Türk ailesinde bu ihtiyaçların karşılanmasında en azından birkaç bin liralık domates alınmasına ihtiyaç vardır.
Bu rakamlar inanılır gibi değildir ve aylık geliri 5000 lira seviyesinde olan toplum kesimleri için karşılanamaz seviyededir. 
Konumuz aslında sadece domates değildir elbette.
Amacımız bir örnek üzerinden gelirinin büyük kısmını gıdaya ayırmakta olan halkımızın içinde bulunduğu zor duruma büyüteç tutmaktır.
Fakir mutfaklarının vazgeçilmezleri olan patates ve soğanın durumu, evine bir şeyler götürmek zorunda olan herkesin bildiği bir konudur.
Çok değil daha birkaç yıl önce üretim fazlasını hayvan yemi olarak satmak isteyen Niğdeliler patateslerini yurdun dört bir yanına son derece düşük fiyatlarla satmaya çalışmışlar ve birçoğu ürünlerini tarlalarda çürümeye terk etmek durumunda kalmışlardır.
Öyleyse nasıl oldu da bu en ucuz olarak temin edilebilen patates, soğan ve tabii ki domates yüksek fiyatlarla tüketiciye ulaşır hale gelmiştir?
 Konu biraz karmaşık ama bazılarını isterseniz biz sıralayalım.
—Üretici, girdi fiyatlarındaki muazzam artış ve düşük kar veya zarar nedeniyle üretmekten vazgeçmiş, asgari ücretle şehirde çalışmaya razı olmuştur.

****
—Yüksek gübre fiyatları gübre kullanımını minimuma indirmiş olmasıyla verim düşmüştür.
—Yüksek enerji giderleri ve mazot fiyatları gerekli sulamanın yeterince yapılamaması ve toprak işlemede eksikliklere yol açmış, sonunda düşük birim üretime neden olmuştur.
—Bir diğer önemli husus ta ürünlerin tüketiciye ulaşmasında yüksek nakliye bedellerinin fiyat artışına yol açmasıdır.
Uzun lafın kısası hükümetin hayat pahalılığının daha az hissedileceği beklentisi yaz mevsiminde boş olduğu anlaşılmış, sebze ve meyvedeki düşük fiyat seviyelerinin hayal olduğu ortaya çıkmıştır.
O zaman rahmetli Demirel gibi biz soralım biz cevaplayalım;
Çıkmış da ne olmuştur?
Emeklinin, memurun, işçinin sözde yüksek temmuz zammı da güme gitmiştir.
Sayın Cumhurbaşkanının “biz halkımızı hiçbir zaman hayat pahalılığına ezdirmedik” sözü dayanaktan yoksun bir temenni olduğu görülmüştür.

****
Ücretler enflasyon karşısında reel anlamda neredeyse %50 seviyesinde gerilemiştir.
Alavere dalavereyle dar gelirli beceriksizliğin, yönetimsizliğin bedelini her zaman olduğu gibi ödemek durumunda kalmıştır.
Maalesef yaz bitip sonbahar gelince halkımızı daha zor günler beklemektedir.
Bir de kış gelip çatınca yüksek ısınma maliyetleri, çoluk çocuğun okul gideri, giyim vs. de eklenince tablo çok daha kara olacaktır.
Bakmayın şişinip böbürlenmelerine, sorunlar karşısında öz güvenini yitirmiş, mental yorgunluk içinde bir yönetim kadrosu dalından kopmuş yaprak misali oradan oraya savrulmaktadır.
Öyle savrulmaktadırlar ki daha dün ülkemize düşman ilan ettiklerinden, cinayetlerden sorumlu tuttuklarından, kanlı kalkışmalara yataklık yaptıklarını iddia ettiklerinden döviz tedarik etme uğruna bir özür dilemedikleri kalmıştır.

****

Çözüm üretme adına her yaptıkları başarıya ulaşamamaktadır, hatta sorunu daha da ağırlaştırmaktadır.
Sorunların bir mucize olup da kendiliğinden çözülmesi beklemektedirler.
Heyhat, ham hayalden başka bir şey değildir bu beklenti.
Yapılması gereken tez elden ülke yönetiminde zihniyet değişikliğine hatta kadro değişikliğine gitmektir.
O’nun yolu da sandıktan geçmektedir.
Tek çare mümkün olan en kısa sürede seçimdir vesselam.

****

26 Temmuz 2022
Ahmet Orhan

Güncelleme Tarihi: 26 Temmuz 2022, 19:35
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER