AKP ve İbni Haldun / Ahmet Orhan Yazdı

Günümüz iletişim çağında siyasette başarı artık sosyolojik analiz ve o analize uyum kabiliyeti ile ölçülüyor.

AKP ve İbni Haldun / Ahmet Orhan Yazdı

Günümüz iletişim çağında siyasette başarı artık sosyolojik analiz ve o analize uyum kabiliyeti ile ölçülüyor.

Moda tabirle toplum mühendisliği aslında çok detaylı ve sabırlı bir gözlem gerektirir.

Burada sosyoloji biliminin temellerini atan İbni Haldun’u anmadan geçemeyeceğim.

14. yüzyıl düşünür ve siyaset bilimcisi olan bu büyük devlet adamının günümüzde bile kaynak eser olarak geçerliliğini koruyan “Mukaddime” adlı muhteşem yapıtla ortaya koyduğu çalışma gerçekten takdire şayandır.

İbni Haldun eserinde bir kentin/ülkenin yönetiminin nasıl oluşacağını ve yönetim sürecini detaylı bir şekilde anlatarak çağımıza da ışık tutmaktadır. 

İbni Haldun toplumu iki gruba ayırır;

Bedeviler(Göçerler)ve Hadariler(Şehirliler)...

Günümüze uyarlayarak anlatmaya çalışayım;

Bedeviler, göçebeler, varoşlarda ikamet edenler, köylüler ve tarım yapan toplum kesimlerinden oluşur.

Hadariler ise esnaf, şehirli zengin, yöneticiler, sosyete ve yüksek standartlarda yaşayan eğitimlilerdir.

Yönetme erki açısından bakıldığında; Bir kentin yönetimini Bedeviler ele geçirir zamanla şehrin merkezine yerleşirler.

Bedeviler zenginleştikçe gelişirler, değişirler ve gelirlerinin artmasıyla birlikte yeni değerlere ve yaşam biçimlerini tercih etmeye başlarlar, yani Hadarileşmeye başlarlar.

Süreç, bu sırada kentin etrafında onların yerini alan yeni Bedevilerin oluşmasıyla devam eder.

Kentin yönetimini elinde bulunduranlar tam anlamıyla dönüşüp Hadariler haline gelince döngü tekrar başlar ve yeni Bedevilerin yönetime giden yolculuğu da başlar.

Bu döngü hep devam eder gider…

Gelelim özetlemeye çalıştığım asırlar önce değişmeyecek bir sosyolojik gerçeğin günümüze yansımasına…

20 yıl önce Ak Partinin güçlü bir şekilde tek başına iktidara geldiği o günleri hatırlayalım.

Büyük şehirlerin, sanayileşmiş kentlerin kenar mahallelerinde yer sofrasında yemek yiyen, biraz külhanbeyi, camilerde Kuran okuyan Keçiören’de bir apartmanın en üst katındaki dairesinde oturan bir Başbakan...

Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki AK Parti üst gelir grubunda yer alanların mahallelerinden çok köylerde, kırsal mahallerde ve varoşlarda zemin bulan, sıradan Türk insanının taban hareketi olarak siyasi yolculuğuna başlamıştır.

-Hastane kuyruklarında ömür tüketen hasta ve yakınlarının,

-Bir tas çorbanın hasretini çeken yoksulların,

-İnancı gereği baş örüsü yasağı nedeniyle eğitimini yarım bırakan üniversitelilerin,

-Finansmana ulaşamadığı için işini büyütemeyen esnafların,

-Dünya görüşü nedeniyle terfi ettirilmeyen memur ve buna benzer daha nice dezavantajlı toplum kesiminin dua ve destekleriyle yola çıkanların birde bugünlerini gözünüzün önüne getirin.

Göreceğiniz tablo tam da büyük İslam bilgini İbni Haldun’un bundan 7 asır önce gözlerimizin önüne serdiği tablo olacaktır.

Dünün bedevileri bugünün hadarileri olmuştur.

Asırlardır değişmeyen ne muazzam bir tespit değil mi?

Dün; tabanı delik pabuçlu fotoğrafları elden ele dolaştırılanlar,

Tek servetlerinin parmaklarındaki akik taşlı gümüş yüzüklerini gösterenler…

Bu gün; saraylar ve yalılarda oturan dolar milyarderi zenginler,

Paris’ten servet ödeyerek alınan çantalı bayanlar,

Lüks otellerin şatafatlı salonlarında tertiplenen Müslüman mahallesinde salyangoz satma misali “baby-shower”ların müdavimi haline gelmişlerdir.

Birkaç milyonluk arabaları kullanan genç hanımlar ve beyler,

Başlarını Gianni Versace imzalı eşarp, Gucci çanta,

Prada parfüm kullanan bayanlar, yeni hadari toplumu oluşturmuşlardır.
Dünün fakiri bu günün muhafazakâr sosyetesi, servete kavuşunca sıklıkla gittikleri camileri tamamen terk etmiş veya nadiren ziyaret eder olmuşlardır.

Son yılların çokça kullanılan kelimelerini, markalarını ve durumlarını dikkatinize sundum.

Eminim ki bu listeye sizin de pek çok ilave edecekleriniz olacaktır.

  

Ülkeyi yönetenler toplumun bütün renklerini ve gruplarını tam anlamıyla kavrayabilmelidir.

Toplumla her zaman aynı duyguları paylaşabilmelidir. Aksi takdirde “ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler “ diyebilecek bir uçukluk içinde olabilirler.

Demokrasinin yürürlükte olduğu rejimlerde kendi gerçeğinden kopan yönetimin varlığını gören toplum, yeni yönetim kadrolarını oluşturma hususunda hiç tereddüt etmeyecektir. 

Toplum, yönetimle farklı dili konuşmaya başladığını sezdiği süreçte değişikliği başlatacak olan düğmeye basar.

Türk Milleti genç cumhuriyetimizin tarihi boyunca yozlaşmış yönetimi değiştirme yeteneğini birkaç kez başarıyla ortaya koymuştur.

Bilimin ışık tuttuğu kader ağları örmüş, yeni hadariler eskimiş, değişim zamanı gelmiştir.

Değişimin temsilcisi hadarileşmeye aday bedeviler yola

çıkmıştır.

10 Ocak 2023

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER