
Doğumlar hep sancılı olmuştur.
Ne var ki güzel ve sağlıklı bir bebek, çekilen bütün sancıları, acıları bir anda unutturur.
Millet ittifakının sancılı geçen aday belirleme süreci nihayet sonuçlandı.
Son zamanlarda beklendiği gibi Kılıçdaroğlu aday oldu.
Doğrusuyla, yanlışıyla gergin geçen bir dönem böylece geride kaldı.
Şimdi fotoğraf daha net...
Doğru veya yanlış...
Artık ortada belirlenmiş bir aday var.
Doğan bu bebek sağlıklı mı yoksa bir kuvöz bakımına ihtiyaç duyuyor mu, hatta ölü mü doğdu?
Sonuç 14 Mayıs’ta belli olacak.
Yaşanan süreç ve gelinen nokta itibariyle yine bir ilki yaşıyoruz.
Bugün yürürlükte olan yeni sisteme göre Cumhurbaşkanı yardımcısı seçimi kazanan Cumhurbaşkanının tamamen inisiyatifine bırakılmıştır.
İstediği kişileri yardımcısı olarak belirleme ve azletme imkânı kendine tanınmış durumdadır.
Eğer Millet İttifakı seçimi kazanırsa Kılıçdaroğlu çalışacağı yardımcılarını şimdiden ilan etmiş durumdadır.
Hatta kabine bile kısmen tahmin edilebilir.
Belki isimler hariç hangi konuda hangi partilere mensup bakanların görev yapacağı da belirlenmiştir.
Şimdi artık meydanlar konuşacak.
Bir tarafta 20 yıldır girdiği bütün seçimleri kazanan çok tecrübeli ve karizmatik bir lider olan Erdoğan,
diğer tarafta toplumun bütün kesimlerini temsilen bir araya gelen millet ittifakının belirlediği bir ekip.
Ekip diye ifade ediyorum çünkü sağlanan konsensüs ve birliktelik aynı zamanda “tek adam “ görüntüsünü reddediyor.
Artık söz milletindir.
Umarım ülkemiz için en hayırlısı olur.
Millet ittifakında bu yoğun ve gergin süreç yaşanırken aynı anlarda Erdoğan’ın yaptığı açıklama çok dikkatimi çekti...
Söz konusu açıklamada Başkan Erdoğan, “Seçim sürecinde gündemimiz yine deprem olacaktır. Gündem sapmasına yol açacak sürecin geride kalması ve seçim tartışmalarından çıkılması şarttır.” diyordu.
Bu açıklama Erdoğan’ın seçim sathı mahallinde propagandasının omurgasını deprem bölgesinde yapılan her türlü inşa faaliyetine dayandırmak istediğinin dışa vurumu hüviyetindedir.
Gün aşırı deprem bölgesi illerinde yapılan çalışmaları denetlemekte olması da aynı istikamette şimdiden çalışmaya bile başladığının ispatıdır.
Bu propaganda tercihinin altında Erdoğan’ın arzulamadığı, ülke gerçeklerinin öncelikli olarak konuşulmasını istemediği anlaşılmakta.
Başka bir deyişle Erdoğan, hayat pahalılığı ve ekonomik sıkıntıların belirleyici gündem olmasın istemiyor!
Erdoğan istemiyor diye vatandaşın acı gerçekleri hiç gündem olmayacak mı?
Şüphesiz ki Millet İttifakı buna izin vermeyecektir.
Bir taraftan depremin yaraları sarılırken. Yanı sıra hayatın acımasız gerçekleri de irdelenecektir.
Depremin yaşattığı acı ve sarsıntının arkasına sığınarak gerçekleri gizlemek ve bunu insani bir zorunluluk olarak pazarlamak hiç de samimi bir yaklaşım değildir.
Olsa olsa acılardan faydalanma arayışı ve acının istismarıdır.
Ülkenin çözüm bekleyen problemlerine bütünsel bakış, deprem bölgesine gösterilen hassasiyete engel olmayacaktır.
Üstelik seçim meydanlarının dili halkın gerçekleriyle paralellik göstermeli ki demokrasinin üstünlükleri ortaya çıkmış olsun.
Erdoğan’ın “Biz Can derdindeyiz onlar mal derdinde” söyleminin ardında, sebep olunan kötü mali tablo ve hayat pahalılığı başlıklarının gündemde yer bulması engellenmeye çalışılması vardır.
Toplumun her kesimini olduğu gibi kabul ederek kucaklamak, şikâyet ve beklentilerine kulak vermek hizmet ve çözüm üretmenin ilk şartı değil midir?
Popüler siyasetin başarılı temsilcisinin gündemi sorunlu tek alana kaydırmak istemesi tam ona göre bir yaklaşımdır.
O, fıtratına ve pozisyonuna uygun bir davranışı geliştirmiş ve hayata geçirmiş durumdadır.
Muhalefetin, yani Kılıçdaroğlu’nun ise Erdoğan’ın dayattığı gündem yerine halkın ihtiyaç ve önceliklerine dayalı kendi gündemini ortaya koyması ve bir an önce her türlü avantaja sahip rakibine karşı demokrasi mücadelesine başlaması zorunluluğu vardır.
Erdoğan’ın menfaat birliği içinde olduğu kesimlerin maddi manevi imkânları karşısında Kılıçdaroğlu ve ekibinin olağan üstü bir çalışmayı yapması zorunludur.
Toplumun önemli bir kesimini kontrol eden cemaat ve tarikatların Erdoğan’ın arkasında olacakları akıldan çıkarılmamalıdır.
Keza milyarlık servetlere ulaşmış olanların Erdoğan ile servetlerine servet katmak için fedakârlıktan kaçınmayacakları da unutulmamalıdır.
Erdoğan liderliğindeki Müteahhitan ve Hatiban iktidarını sonlandırmak bütün mağdur ve dezavantajlı kesimlerin yoğun çalışma ve dayanışmasıyla başaralabilecektir.
7 Mart 2023
Ahmet Orhan
Güncelleme Tarihi: 07 Mart 2023, 20:42
Bu seçim Kılıçdaroğlu nun son şansı. Kimse sonsuz krediye sahip değildir. Bunun bilincinde olarak hareket etmeli